Dicle'nin Anlatımıyla
"Sevgili baldızın geliyor."
Doruk Abimin verdiği haber sadece Babamı değil sofrada bulunan herkesin morali bozulmuştu.
"Niye geliyormuş ki?"
Berk'in huysuz sesiyle kaşlarım havalandı, onu ilk defa böyle görüyordum ve bunu Teyzesinin geleceğini öğrendiğinde olması garip gelmişti.
"Pek sevmiyorsunuz sanırım."
"Sevmemek kelimesi az kalır Ablacım, bizim içimizdeki duyguyu tarif eden kelimeyi TDK daha bulamadı."
Barın'n verdiği cevap ile içimdeki merak duygusu kabarmıştı, acaba nasıl insanlardı da bizimkiler bu kadar nefret etmişti?
"Hayırdır TDK daha neyi bulamadı?"
İçeri Esin Yengemle beraber yeni giren Dora Abimin sorusunu Doruk Abim cevapladı.
"Lale Hanımlar buraya geliyorlarmış hem Yeğeniyle tanışmak için hem de kardeşine geçmiş olsun demek için."
Doruk Abimin verdiği cevapla Esin Yengem de gözle görülür bir gerilme oluştu ama bunu belli etmek istemediği için olsa gerek gülümsedi ama ben fark etmiştim.
"Lale Hanım tek mi geliyor?"
Öylesine sorulmuş bir soru gibi dursa da öyle değildi, ilgiyle sorulmuş bir soruydu alacağı cevap onun için önemli olduğu mimiklerinden anlaşılıyordu.
"Selin Hanımlar kesin gelecekmiş ama-"
"O niye geliyormuş!?"
Berk ve Barından gelen ani çıkışla hepimiz şaşkınca onlara baktık.
"Oğlum niye bir anda yükseldiniz, bizim bilmediğimiz bir şey mi oldu aranızda?"
Berk ve Barın cevap vermeden birbirlerine baktıklarında içeri giren Annemle cevap vermekten kurtuldukları için rahat bir nefes aldılar.
"Günaydın, size bir haberim var diyeceğim ama yüzlerinize bakılırsa Doruk size çoktan haberi yetiştirmiş."
Annemin Doruk Abime bakarak imayla söylediği sözlerle Doruk Abim kendini savunmaya geçmişti.
"Kötü haber tez yayılır diye bir söz vardır Annecim."
Doruk Abimin kendini savunma şekliyle Annem gözlerini devirdi.
"Abartma oğlum alt tarafı gelecek geçmiş olsun diyecekler sonra gidecekler ve hepiniz bakın altını çiziyorum hepiniz burada olacaksınız. Mesai, nöbet, sınav bunların hiçbiri bahane değil."
Annemin kesin bir dille konuşmasıyla kimse itiraz edememişti, Annem bu sessiz kabullenişle memunce gülümserken masaya oturmasıyla kahvaltısına döndü.
Bu kadındaki otorite kimse de yok.
Yemek bittiğinde Beha Abimin saçımı öpüp çıkmasıyla arkasında Doruk Abim belirdi.
"Bende öpebilir miyim?"
Çocuk gibi sorduğu soruyla gülümseyerek başımı salladım. İlk başta yanağımı öpüp geri çekilir sanmıştım ama bir anda yanağımı ısırmasıyla bunu beklemediğim için çığlık attım.
Dora Abim, Doruk Abimi geriye çekerek ensesine vurdu.
"Napıyon lan?"
"Ne? Sanki sizin aklınızdan geçmiyor muydu yanağını ısırmak."
Ciddi olduğunu anladığımda şok içinde yüzüne bakarak yanaklarımı ellerimle kapadım anlık bir panikle.
Zayıf biriydim ve çok olmasada çocukluktan beri yanaklarım vardı ama kimse bana ısırmak istediğini söylememişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kaderin Oyunu
CasualeBorda bereliler için bir söz vardır: Ne geldiklerini görürsün ne de silahlarının sesini duyarsın göreceğin son şey bir çift göz olur. Üsteğmen Dicle Arslan'nın namlusunun ucundakininde gördüğü son şey bir çift bela olan okyanus olur. Peki bu okyanu...
