Yazarın Anlatımıyla
Yunus başını geriye atarken Berk artık saymayı bıraktığı kahvesinden yudum almıştı, bu durumdan şikayet edip isyan bayrağı çeken midesiyle de yüzünü buruşturdu.
"Kahve içmeyi bıraksan mı Kanka? Miden artık içtiğin her yudumda sana küfür ediyor."
Berk arkadaşının cümlesiyle masada duran boş bir kağıdı top haline getirerek Yunus'un kafasına fırlattı.
"Napıyım oğlum başka türlü ayık kalamam ben anında uyurum."
Yunus başını haklısın manasında eğerek konuşmaya başladı. "Biz burada 24 saatlik nöbette uykusuz kalamıyoruz askerler dağda bilmem kaç saat gözlerini bile kırpmıyor. Helal olsun onlara ben hayatta yapamazdım."
Yunus'un kullandığı asker kelimesiyle Berk'in aklına ablasının gelmesine sebep olup yüzü düşürmüştü. 2 aydır ablasını görmemişti ve bu özlem 20 yıldır duyduğundan daha ağır bir özlemdi çünkü öncesinde ablası yaşamıyor diye bildiği için kadere boyun etmişti ama şimdi ablası yaşıyordu ve onu daha tanıyamadan göreve gitmişti. Bu durum içinde isyankardı kadere.
İçine sıkıntılı bir nefes çekerken kısıkça mırıldandı. "Acaba ablamda öyle midir?"
Yunus Berk'in mırıldanmasını duyunca eline ateş ölçeri alıp Berk'in alnına dayamıştı. Berk ona anlamsız bakışlar atarken Yunus tüm ciddiyetiyle Berk'in ateşini ölçüp kontrol ediyordu.
Yunus ates ölçerdeki değere bakarken kendince tahminde bulunuyordu. "Ateşin normal, kahve mi çarptı acaba?" Berk, Yunus'un cümlesiyle ona anlamsızca bakıp başını geriye atarak ofladı.
"Yunus kardeşim ne yapıyorsun tam olarak?"
Yusuf tüm ciddiyetiyle cevap verdi. "Ateşini ölçüyorum."
"Onu anladım Kardeşim de neden ölçüyorsun?"
"Ben askerlerden bahsedince ablamda öyle midir dedin sizin ailede Barın abi hariç asker yok hatta senin ablan yok onun da geçtim sizin ailede XX kromozomunun yan yana geldiği birey bile yok onun için baktım ateşine."
Berk arkadaşının cümlesiyle Yunus'a doğumda bebeklerin karıştığını anlatmayı unuttuğunu fark etmişti.
"Yok lan bebekler doğumda karışmış ondan ablam var benim." Berk'in rahatça söylediği cümleyle Yunus şok içerisinde arkadaşına baktı.
"Nasıl lan!? Ben anlamıştım Ceyhun Amca gibi zeki bir adamın sen gibi salak bir oğlu olamaz... Ee kaç tane biyolojik kardeşin var senin?"
Berk arkadaşının cümlesiyle ensesine sert bir şaplak indirdi.
"Gerizekalı benim değil ablamın doğumunda bebekler karışmış."
Yunus sandalyeye ters bir sekilde oturarak konşutu. "Şunu baştan düzgünce anlatsana kafam karşıtı benim zaten çorbaydı iyice birbirine girdi."
Berk'in gözlerinin içi mutlulukla parlarken konuşmaya başladı.
"Hani sana bahsetmiştim benim bir ablam varmış doğumda ölmüş diye. İşte o zaman doğumda bebekler karşımış bizim aileye ölü bebeği verip diğer aileye de ablamı vermişler. Daha sonra hastanenin eski hasta belgeleri incelenirken fark etmişler durumu sonra da DNA testi yapılınca her şey çıkmış ortaya ama DNA testine bile gerek yok çünkü Ablam Annemin kopyası. Sanki annemin 30 yıl önceki hali gibi sadece gözleri farklı onu da babamdan almış aynı bizim gibi mavi gözlü."
Yunus başını anladığını belli eder bir şekilde sallayıp aklındaki diğer soruyu sordu. "Peki ablamda öyle midir dedin o ne alaka?"
Berk arkadaşının sorusuyla göz devirdi, arkadaşı zeki biriyidi ama kapalı ortamda beynine oksijen gitmiyordu. "Sen hastanede durmaktan beynin işlevini yitirdi sanırım. Öyle dediğime göre sence nedir?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kaderin Oyunu
RandomBorda bereliler için bir söz vardır: Ne geldiklerini görürsün ne de silahlarının sesini duyarsın göreceğin son şey bir çift göz olur. Üsteğmen Dicle Arslan'nın namlusunun ucundakininde gördüğü son şey bir çift bela olan okyanus olur. Peki bu okyanu...
