Dicle'nin Anlatımıyla
Gözümü açtığımda başımda keskin bir ağrı vardı. Etrafıma baktığımda Sena, Alev ve Seda vardı; ayağa kalkmak isteğimde Sena omzumu tutarak beni geri yatırdı.
"Kolunda serum var kalkma."
Sena diyene kadar kolumda olan serumun farkında bile değildim. Başımı tutarken konuşmaya başladım.
"Çok kötü bir kabus gördüm gerçek gibiydi opersayondan dönmüşüm Albay beni odasına çağrıyor, gidiyorum bana Annemle Dayımın trafik kazası geçirip vefat ettiğini, 2 gün önce de cenazelerinin kalktığını söylüyordu. Gerçek gibiydi."
Yüzlerine baktığımda hepsinin yüzünde kederli bir ifade vardı. Bu benim yutkunmama sebep oldu. Yüzlerinde anlattıklarımın aslında gerçek olduğunu ifade eden bir yüz vardı.
Lütfen bu sefer sezgilerin yanılsın Dicle... Lütfen çünkü buna dayanamayız.
"Bana ne oldu?"
Sorduğum soruya Sena cevap verdi
"Bayıldın."
Alacağım cevaptan korkarak sordum "Ben neden bayıldım?" Sorduğum sorudan sonra hepsi birbirine baktı.
Bu bakışmanın ne olduğunu biliyoruz.
"Benim anlattıklarım rüya değildi, gerçekti?"
Sessiz kalmalarıyla cevabımı almıştım. Ölmüşlerdi.
Yazarın Anlatımıyla
Arkadaşlarının sessiz kalmasıyla anlamıştı Dicle. Ölmüşlerdi...
Dicle deli gibi bağırarak ağlamaya başladı, bir yandan da kendine zarar vermeye çalışıyordu. Kızlar onu tutmaya çalışırken Dicle durmuyordu kriz geçirmeye başlamıştı.
Doktor gelip Dicleye sakinleştirici verdiğinde Dicle tekrar uyumaya başladı. Kazılar onun bu haline üzülüyordu, arkadaşları gözleri önünde ruhu ölüyordu ama kızlar hiç bir şey yapamıyordu.
Dicle'nin Anlatımıyla
Ölüm 1 kelime 4 harf ama insanı yerle bir eden bir şey.
Uyandıktan sonra bir daha kriz geçirmemiştim. Ruh gibi hissediyordum yaşamıyor gibiydim, uyandıktan sonra tim yanıma gelip hem başsağlığı dilemiş hem de geçmiş olsun demişlerdi, ben sadece dinlemekle kalmıştım tepki veremiyordum duygularım çekilmiş gibiydi, aynı şekilde telefonuma da bir sürü mesaj gelmişti ama hiç birine cevap verecek gücüm yoktu.
Cenin pozisyonunda yattığım yataktan kalktım, yatağın yanındaki vazoyu gitti ellerim ne yaptığımın farkında değildim tek bildiğim nefes almak çok zor geliyordu elime aldığım vazoyu yere atıp kırılmasına müsade ettim.
Kırılan parçalardan birini elime aldım, şah damarıma yaklaştırıp gözlerimi kapattım. Bu kadardı işte birazdan nefes almayı bırakıcaktım her şey bitecekti.
Kırık parçayı şah damarıma bastıracakken başka bir el onu elimden aldı ve beni belimden sıkıca tuttu. Debelensemde beni bırakmadı. En sonunda elimden kırık parçayı aldı.
"Napıyorsun sen intihar etmeye çalışmak ne demek?"
Fırat'ın kızgın ses tonunu işittiğimde daha fazla dayanamayarak yere çöküp ağlamaya başladım, o da benimle yere çöküp bana sarılmıştı, sarılışına karşılık vererek göğsünde ağlamaya başladım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kaderin Oyunu
AcakBorda bereliler için bir söz vardır: Ne geldiklerini görürsün ne de silahlarının sesini duyarsın göreceğin son şey bir çift göz olur. Üsteğmen Dicle Arslan'nın namlusunun ucundakininde gördüğü son şey bir çift bela olan okyanus olur. Peki bu okyanu...
