20. Bölüm

3.5K 199 50
                                        

Dicle'nin Anlatımıyla

Pedro'nun önüme koyduğu Türk kahvesine özlemle baktım. Önüme konulduğunda daha iyi anlamıştım özlemimi.

Pedroya dönüp minnetle gülümsedim. "Teşekkür ederim."

Pedro gülümsememe karşılık tebessüm edip karşıma oturdu. "Rica ederim, anlaşılan Türk kahvesini çok seviyorsun."

Sıcak olduğu üstünde tüten dumanından belli olan kahvemden bir yudum alıp arkama yaslandım. Türkleri sevmeyen bir kişiyi oynadığım için umursamazca davrandım. "Aslında direk kahveyi seven biriyim ve kahve kültürüm geniştir. Ayrıca Yunanistan'da benzer bir kahve içmiştim."

Pedro başını olumlu anlamda salladı. "Öyle Türkler ve Yunanlar zamanında birlikte yaşadıkları için kültürleri benzer bunun bir örneği de kahve ve bu kahve Türklere ait."

Pedro'nun kültür bilgisiyle kaşlarım havalandı. "Baya hakimsin bunlara anlaşılan."

Pedro başını olumlu anlamda salladı. "Evet öyle aslında bu restoran benim değil ikizimin ben sadece geçici süreliğine burdayım."

Pedro'nun dediğiyle şaşırmıştım. "O gün çiçek almaya geldiğinde seni buranın sahibi sanmıştım."

"Yani belli bir hissem var ama asıl sahibi ikizim. Ben Dünyayı gezen bir bloggerım."

Cevap vermeyip ağzım açık bir şekilde Pedroya bakınca o benim bu halime güldü.

"Bakma öyle şu ana kadar pek çok ülke gezdim. Onun için pek çok kültürüde yakından tanıma fırsatı yakaladım ve bu mükemmel bir şey."

Ellerimi masaya koyarak öne doğru eğilip aklımdaki soruyu sordum. "Peki Türkler onların kültürü nasıl?"

"Türkler mi? Gördüğüm kültürler arasında en çok sevdiğim kültür diyebilirim. Fazlasıyla misafirperverler nereye gezmeye gittiysem orda çok güzel bir şekilde ağırlandım çok sıcakkanlı insanlar."

Anlattıklarıyla yüzümde gülümseme oluştu, yabancı birinin bizden böyle bahsetmesi gururlanmama sebep oldu.

"Hatta başıma ne geldi? Adana'da gezerken çantamı kaybetmiştim herşeyim içindeydi cüzdanım, kameram, pasaportum, kimliğim çantayı kaybettiğimi kebapçı lokantasında fark etmiştim.

Fark ettiğimde çok panik olmuştum ve fark ettiğim yer kebapçı dükkanıydı, Lokanta sahibi bana yardımcı olup benimle karakola gelmişti. Çantamın bulunması 4-5 gün sürmüştü ve bu sürede o adamın evinde kalmıştım, çantam bulunduğunda yaptığı masrafları karşılamayı teklif etmiştim ama benden hiçbir şekilde para almamıştı, o gün bana yaptığı iyiliği asla unutmam."

Anlattıklarını tebessümle dinledim, ülke olarak gerçekten de misafirperverdik.

"Sen seviyor musun peki Türkleri?"

Ağzımı açıp tabiki diyeceğim an görevde olduğum ve Türkleri sevmeyen biri olduğum aklıma gelince cümlemi ağzımda yuvarlayıp yuttum. Yüzüme donuk bir ifade takınıp arkama yaslandım.

"Yani pek haz ettiğim söylenemez."

Pedro dediğimle yüzündeki gülümseme silinip kaşları havalandı.

"Neden sevmiyorsun ki?" Pedronun sorusuyla omuz silktim.

"Bilmem, pek kanım ısınmıyor onalara diyelim."

Çarpılmazsak iyidir Dicle.

Haklısın iç ses çarpılmazsak iyidir.

"Ön yarıyılı yaklaşıyorsun sanırım biraz. Bence bir ara gidip gez Türkiye'yi emin ol fikrin değişecektir."

Kaderin OyunuBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin