Bölüm 43

844 45 2
                                        

Medyada Göktuğ,Doruk,Ali, Akın temsili.

GÖKTUĞ YİGİT

Ada başını sallayarak evet demiş,amcam da vakit kaybetmeden sarılmıştı.
Ada'nın kolu sarılmak için kalkıyor tekrar iniyordu,sanırım çekiniyordu.
Gözü bana kayınca cesaret vermek için gülümseyip gözümü kapatıp açtım.
O da bana gülümsediken sonra amcama sarılmıştı.

-Nasılsın kızım?Yanına gelecektim ama bir türlü cesaret edemedim.

-Önemli değil,ben de olsam sizin gibi düşünürdüm.

-Bizimkiler anlatınca çok sinirlendim, eğer o kadın yaşasaydı ben öldürürdüm.

Gerçekten de amcam dediğini yapardı.

Ali daha fazla kendini tutamamış Ada'yı kendi kollu altına çekmişti.
Kardeşini babasından kıskanmayan da ne biliyim.

-Lan it!kızımı benden mi kıskanıyorsun?

-Aşk olsun babacım,olur mu hiç öyle şey.Ben özledim Ada'yı ondan,yoksa ne kıskanması.

Biz ona inanmaz bir şekilde bakmamız ardından Ada'yı kolumdan çekip odadan çıkarmıştı.

-Ada,açıkmıştır.Hadi kahvaltı yapalım.

Arkasından bağırdım.

-Kahvaltı hazır değil.

-Ben hazırlarım.

O da bana bağırınca,amcam ile arkasından gülmüştük.
Mutfağa girdiğimizde,Ada sandalyeye oturmuş Ali'ye bakıyordu.
Amcam hemen Ada'nın yanındaki sandalyeye oturmuş konuşmaya başlamıştı.
Ali'nin kıskançlıkları yetmezmiş gibi bir de amcamın kıskançlığı başlamıştı.
Kahvaltıda Ali "ağzından kaçırarak"
Ada'yı sevdiğimi ve evlenme teklifi ettiğimi söylemişti,amcamın da kıskançlık damarı tutmuş Ada'ya bakmama bile izin vermemiş üstüne öldürecek gibi bakmaya başlamıştı.Bir ara vazgeçirmeye çalışacak diye korkmadım değil.
Biri ona yeğeni olduğumu hatırlata bilir mi!

Amcamın ısrarıyla onların evine gitmek için yola çıkmıştık,Ada yürümek istediğini söyleyince amcam hariç yürümeye başlamıştık.

-Ee neler yaptın biz yokken?

-İş güç,siz?

-Biz de iş güç,ha bir de seni özledim.

Ada utanıp benden yüzünü çevirmişti,utanmış olduğunu al olan yanaklarından anlıyordum.
Ali ters ters bakıp önüne dönüyordu,Kuzeni olduğuma bir kez daha şükrettim.Yoksa şuan değil Ada ile konuşmak aynı havayı solumama bile izin vermezdi.
Ada önce Ali'ye sonra da bana baktı uzun uzun, yüzümüzü ezberlemek istermiş gibi.
Ali bana ne oldu der gibi bakınca ben de bilmem anlamında dudağımı büküp omuzumu kaldırıp indirdim,biz birbirimize bakarken birden Ada'nın koşmasıyla ne olduğunu anlamak için etrafa bakmaya basladım,koştuğu yere bakınca yola çıkan bir çocuğu ve hızla gelen bir arabayı fak ettim.Ali ile koşacakken fren sesi ile beraber gelen çarpma sesiyle geç kaldığımızı anladım.

HASTAHANE

Hep beraber ameliyathanenin kapısının önünde,doktorun bir şeyler söylemesini bekliyorduk.
Bir yandan dua ediyor bir yandan da güçlü kalmaya çalışıyorduk,aramızda en kötüsü Ali'ydi.Yıllarca istediği ve yeni kavuştuğu kardeşini tekrar kaybetme korkusu onu derinden yaralamıştı,ben ise onun iyi olacağına o kadar emindim ki aralarında ayakta durabilen tek kişi bendim.
Dışardan bakıldığında,belki de onu onlar kadar sevmediğimi düşünebilirlerdi ama ben de en az onlar kadar onu seviyordum.Seviyordum ki iki kere evlenme teklifi etmiştim,insan sevmediği birine neden iki kere evlenme teklifi ederdi ki?
Ben Ada için Allah'a dualar ederken doktor ameliyattan çıkmıştı,hemen doktorun etrafına toplandık.

-Ada Çınar'ın yakınları..

-Biziz,durumu nasıl?

-Biz elimizden geleni yaptık...
Ama malesef kurtaramadık,başınız sağolsun.

Ne demek başınız sağolsun, yanlış mı duydum diye amcamlar baktığımda onların daha çok ağladığını gördüğümde yanlış duymadığımı anladım.
Ben annemden sonra sevdiğim kadını kaybetmenin acısıyla yere çöktüm, göz yaşlarımın ardı arkası kesilmiyor ama sesim de çıkmıyordu.
Açılan kapıdan çıkan sedye ile ayağa kalkmak istedim ama o gücü kendimde bulamadım,öyle uzaktan bakmakla yetindim.
Amacam,yengem ve Ali sedyenin başında onun cansız bedenine sarılıyorlardı.
Sonradan gelen Doruk,gördüğü manzara karşısında donup kalmıştı.
Ali gibi göstermese de onun da Ada'yı ne kadar sevdiğini biliyordum,yeni yeni kavuşmuşken bu kadar erken ayrılmaktı belki de bize bu kadar koyan.
Görevliler zar zor götürmüşlerdi sedyeyi,bu sefer kim topluyacaktı bu aileyi.
Kim toplayacaktı beni,bizi.

Ne kadar zaman geçti,ne kadar orada öyle oturmuş,ne zaman nasıl kalkıp morgun kapısına gelmiştim bilemiyordum.
Gelen bağırış sesiyle,kafamı kaldırınca Akın'ın gözü yaşlı bir şekilde yanıma geldiğini gördüm.
Yanıma diz çökmüş gözlerime bakmıştı.

-Göktuğ,lütfen bana içerdekinin o olmadığını söyle.Yalvarırım o olmadığını söyle.

Gözlerine daha fazla bakamamış, başımı önüme eymiştim.Ben en çok bizim canımız yanar sanmıştım ama Akın'ı unutmuştum,sonuçta onunla en çok vakit geçiren ve her an yanında olan oydu.
Kimsenin itiraz etmemesi bile onu inandıramamış,içeriye gidip bakmıştı.Onun bağırışlarıyla onu gördüğünü anlamıştım,görevliler onu zar zor çıkarmıştı.
Gelen hemşirenin ona iğne vurmasıyla bağırışları yavaş yavaş sayıklamalara dönüşünce sakinleştirici verdiğini anladım.
Akın'ı alıp götürmeleriyle,tekrar sessizlik oluşmuştu.
Ne kadar orada öyle oturdum bilmiyordum, görevlinin birinin gelip daha fazla burada duramayacağımı söyleyince karşı gelmiştim. Ada'yı bir daha göremeyeceğim gerçeği yüzüme tokat gibi çarpınca, üzerimde ki şoku yeni atmış gelen görevliler ile kavga etmiştim.
Koluma batana şeye bakınca bunun bir iğne olduğunu görmüştüm,sonrası karanlıktı.

KİMSİN SENBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin