Bu aralar psikolojik açıdan biraz kötüyüm uzun süre bölüm atamayabilirim özür dilerim iyi okumalar oylarınızı ve yorumlarınızı unutmayın.
Sabah gözlerimi açtığımda yüzüme vuran aşırı güneş ışığında dolayı sabahın köründe uyandığımı anlamam uzun sürmemişti.
Doğrularak etrafıma bakındım kızlar hâlâ uyuyorlardı, karnımın guruldadığını hissettiğimde ilk olarak lavaboya giderek işlerimi hallettikten sonra mutfağa inmiştim.
Buzdolabını açarak bir süre öylece yemeklerde göz gezdirdim, hiçbir şey yoktu ki.
Gerçek şu ki dolap yemeklerle doluydu yalnızca ben yemek beğenmiyordum.
Tam mutfaktan çıkacaktım ki mutfak kapısının önünde Hardy belirmişti.
Korkuyla geriye doğru adımladığımda Hardy de bana yaklaşmaya başlamıştı, "Nasılsın ölümlü?" dedi sırıtarak, ağzının ortasına iki tane yapıştırsam ne olurdu?
Tam önümde durduğunda hiçbir şey demeden ona bakmaya devam ettim o ise daha fazla sırıttı, "Ne istiyorsun?" dedim yakınlığından rahatsız olarak geriye doğru birkaç adım gerilerken.
"Bilmem, sence ne istiyorum?" Nereden bileyim ben gerizekalı?
"Aa hiç yakışıyor mu senin gibi kızın ağzına hiç böyle kelimeler?" gözlerimi devirdim, ondan uzaklaştığım için bir adımla bana yaklaştı bir anda bileğimi tutup sıkmaya başladığında dudaklarımı birbirine bastırarak ondan kurtulmaya çalıştım.
"Seçilmiş kişiye dokunmak ne kadar doğru Hardy?" Pamir'in ürkütücü sesini duyduğumda bakışlarımı sesin geldiği yöne çevirmemle tezgaha yaslanan Pamir'i görmüştüm, Pamir yerdeki bakışlarını Hardy'e çevirdiğinde güldü "Seçilmiş kişiye zarar vermenin cezasını biliyorsundur diye düşünüyorum, nede olsa Kral'ın oğlusun, babanın sana öyle bir acı çektirmesini istemezssin," dediğinde Hardy sertçe bileğimi bırakmıştı.
"Beni tehdit ediyorsun,"
"Hayır, sadece hatırlatma yapıyorum," Pamir göz kırparak yanıma geldi ve beni arkasına çekti "Şimdi defol git buradan," Hardy sinsice sırıttı ardından başını omzuna düşürerek bana baktı "Sonra görüşeceğiz güzel kız," göz kırparak ortadan kaybolduğunda ne zaman tuttuğumu bilmediğim nefesimi verdim.
Pamir bana dönerek "Ben gelmeden önce sana bir şey yaptı mı?" diye sorduğunda olumsuz anlamada başımı iki yana salladım.
Pamir de beni onayladığında "Neden geldin?" diye sordum, "Tylor gönderdi,"
"Neden?"
"Tehlikede olduğunu hissetmiş,"
"Nasıl?"
"Onu söyleyemiyoruz maalesef," dediğinde güldüm, "Salak ya,"
"Niye bu saatte uyanıksın?"
"Bilmem, Allah uyandırdı işte,"
"Bugün biraz agresifiz galiba,"
"Yoo, ne âlâka" dedim kendimden emin bir sesle, yalnızca dudaklarını bükerek omuzunu indirip kaldırdı, birden annem mutfağa girdiğinde kaşlarını çatarak bana baktı "Kumsal kiminle konuşuyorsun?" Sıçtık.
"Tamam Elvan sonra arayacağım ben seni," annemin görmediği sol kulağımdan airpostumu çıkartıyormuş gibi yaparak elimi cebime koydum ve anneme döndüm "Elvanla konuşuyordum anne,"
"Niye aramış sabahın köründe?"
"Sınav senemiz ya, geçen seneden
eksik konularım var mı diye sordu,"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HASEL
FantasyŞuan tam on adım uzağımda elinin üstünde havada bir bıçak döndüren genç çocuk bana bakıyordu. Galiba bir hayaletti, ah tabii ki bir hayaletti hangi insan havada bıçak döndürebilirdi ki?! Sinsi bir şekilde gülümseyerek bana doğru yürümeye başladığınd...
