• 34. Bölüm •

1K 75 21
                                        

4 ay sonra...

Yatağımda uzanırken odamın kapısının sertçe açılmasıyla olduğum yerde irkildim ve sinirle gelen kişiye baktım "Abi kapı çalmak nedir bilmez misin sen?"

Güldü "Abini kötü amellerine alet etmeye çalışma Kumsal, çok ayıp"

"Yine ne saçmalıyorsun hiç merak etmiyorum abi?"

Çalışma masasından aldığı bir kalemi bana firlattı "Asıl sen saçmalama Kumsal! Resmen beni kapı çalmaya teşvik ediyorsun."

Fırlattığı kalem yanıma düşünce oradan alarak yanımdaki komidine bıraktım "Abicim kapı çalmak bir saygı göstergesi ya, niye beş yaşında gibi davranıyorsun?" Sesli bir şekilde burnumdan nefesimi verdim sabrım tükenmek üzereydi "Hem ben senin odana her geldiğimde kapıyı çalıyorum keşke aynısını senede yapsan."

Dehşetle bana baktı "Sen benim kapımı mı çalıyorsun?"

Sorgularcasına kaşlarımı çattım "Evet?"

"Kumsal," dedi abartılı bir tepkiyle gözlerini büyüterek "sen ne zaman böyle kötü birine dönüştün abicim?" Elini alnıma koyarak bayılıyormuş gibi yaptığında geçen her saniye söylediği şeyler daha absürt bir hal aldığı için kaşlarımı çatmaya devam ediyordum "Çok değiştin seni artık tanıyamıyorum."

"Abi sen ne anlatıyorsun Allah aşkına?! Git az ötede saçmala!"

"Kumsal kapı çalmaktan bahsediyorsun, sen ne zamandan beri kapı çalar oldun? Annem duysa ne der?"

Söylediklerinden hiçbir şey anlayamıyordum o kadar absürt konuşuyordu ki böyle bir muhabbet için beynim onu kullanmama izin vermiyordu sanki.

"Abi!" Diye bağırdım öfkeyle aynı kınayan salak ifadesiyle bana bakmaya devam edince yanımdaki yastıklardan birini ona fırlattım "Çık odamdan seninle daha fazla uğraşamam!" Fırlattığım yastık ona çarpıp yere düştüğünde sonunda beni çıldırtmış olmanın keyfiyle gülüp eğilerek düşen yastığı yerden aldı.

Onu umursamadan başımın altındaki yastığı düzelterek yorganımıda başıma kadar çekip yatmaya devam ettim. Yemin ederim şu hayattaki tek amacı beni delirtmekti! Evlensede kurtulsam artık.

"Neyini anlamadın acaba kıt beyinli seni?" Kendimi gizlediğim yorganı bir çırpıda çekerek üstümden atınca sinirle ellerimi saçlarıma geçirdim. Tabii benim sinirim şuan onu kahkahalara boğmaktan başka hiçbir şeye yaramıyordu.

Elindeki yastık bir anda yüzümle buluştuğunda yüzümdeki şok ifadesiyle birlikte sinirle çığlık attım "Ya yeter! Yeter! Anne!"

Yataktan kalkarak elime gelen her şeyi ona fırlatırken abim artık o kadar çok gülüyordu ki elini karnına yerleştirmiş iki büklüm duruyordu "Ne istiyorsun benden gerizekalı! Ben senin oyuncağın değilim, canın sıkıldıkça bana sarıp durma artık!" Diyerek elime aldığım kahve bardağını ona fırlattığımda ani bir refleksle başını sola eğerek son anda kurtulmuştu ama bardak için aynı şeyi söyleyemeyecektim. O benim en sevdiğim bardaktı.

Bardak duvarla buluşup paramparça olduğunda ve duvarlar kahve damlalarıyla kaplandığında abime baktım ama o hâlâ gülmeye devam ediyordu "Bak senin yüzünden ne oldu bardağıma!"

HASELBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin