29

5.7K 262 96
                                        

Koridordan gelen seslerle hepimizin dikkati dağıldı. Gözümle kapıyı işaret ettim. "Ahmet, Kutay. Bakın bakayım, neler oluyor?" Oldukları yerden hızla kalkarak dışarı çıktılar. Kapıyı açık bıraktıkları için sesler daha net duyuluyordu.

"Ş*refsiz itler! Fazla iyi davrandık bu veletlere!"

Duyduklarımla kaşlarımı çattım. Şimdi daha da merak etmiştim. Kısa bir süre sonra Ahmet'le Kutay, yanlarında üniformalı bir adamla içeri girdiler. "Lan!" Diye bağırdı adam. Akın ve Tuğkan adamı gördüklerinde bir hışımla ayağa fırladılar. "Komutanım!" Adam sinirle üzerlerine doğru yürüdü. "Ulan ben size şarjör alıp gelin demedim mi?! Ne demeye oturuyorsunuz burada?" İkisi de korkuyla bana baktılar. Bahsettikleri herif bu olmalıydı.

"Hayrolsun teğmen. Çocukları ben davet ettim. Zorla tuttum yanımda. Onların bir suçu yok." Önce yüzüme daha sonra üzerime baktı. Dışarıdan hızla geldiğim için üniformam yoktu. Yüzünü ekşiterek diğerlerine baktı. Bu hareketi hepimizi germişti. Özellikle Akif'i. Akif bu tür durumlarda sinirlenirse kontrolü kaybedebilecek biriydi. İçime bir endişe düştü. Aynı olaylar tekrar yaşansın istemiyordum.

"Üsteğmen." Diyerek düzeltti beni. Hay senin üstüne de... altına da...

Estağfirullah çektim içimden. 'Sakin ol' dedim Taha. Sakin ol evladım. Çok adam gördün bunun gibi...

"Ayrıca bu şekilde konuşamazsın benimle. Kim soktu sizi içeri?"

Taha'm...

Mehmetçiğim.

Sakin ol.

"Komutanım. Öyle oturduğumuz yoktu aslı-"
Diye savunma yapmaya kalkan Tuğkan'a öfkeden köpüren gözlerle baktı. "İzin verdim mi lan konuşman için?!" Bana diyordu ama kendisi üslupsuz konuşuyordu. Madem kuralları hiçe sayacaksın, ne diye başkasına palavra sıkıyorsun adam?

"Özür dilerim komutanım." Tuğkan'ın bu sözü üzerine adam kimsenin beklemediği bir tokat çarptı Tuğkan'ın yüzüne. Tuğkan hiçbir tepki vermedi. Sadece tokatı yediği yöne doğru tuttu başını. "Konuşmana izin vermedim!" Diye bağırdı. İstemsizce adamın üzerine doğru bir hamle yaptım ama Akif benden önce davrandı.

"Ne yapıyorsun lan sen?!"

Akif adamın direkt üzerine yürüdü. Elimi Akif'in göğsüne koydum. Eğer burada bir şey olursa başı en çok yanan onlar olacaktı. Eğer ben sorumlu olursam sadece benim başım yanardı.

"Sana mı soracağım?! Seni dışarı attırmadan kapat çeneni! Kiminle konuştuğunun farkında mısın? Üniformamı da mı görmüyorsun? Kör!" Akif önce bi bana baktı. Daha sonra başını yavaş yavaş döndürerek adama baktı. Şaşırmış bir yüz ifadesiyle kendini işaret etti. Kaşları 'ben mi?' der gibi çatılmıştı. Yavaşça dudakları kıvrıldı.

"Ha... ha... ha..."

İşte şimdi s*çtık!

Akif gülerek bana döndü ve ani bir hareketle adamın yakasına yapıştı. Yüzündeki gülümseme de ışık hızında kaybolmuştu. "Adamlık üniformayla olsaydı... Kör mü dedin az önce bana? Kör mü dedin sen? Ben körüm ya hani... sen bak tamam mı? Bu gözlere iyi bak!" Adamı duvara kadar sürükledi.

"Akif!" Dedim sert bir sesle. "Ahmet tutun şunu." Akif gözü dönmüş bir şekilde hala adamın yakasını tutuyordu. Ahmet'le Kutay bile ayıramamıştı.

"Bırak lan beni!" Diye hönkürdü adam. Akın "komutanım" diyerek mahçup mahçup yüzüme baktı.

Ben onun formülünü biliyordum.

ER BAHTI ~yarı texting~)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin