Herkes pistten ayrılarak yerlerine geçti. Kutay'ın anonsundan sonra kısa süreli bir sessizlik olmuştu. Herkes birbirine bakıyor, kim ilk çıkacak diye bekliyorlardı. Taha bu sessizliğe daha fazla dayanamadı. Bu neydi yahu? Ruhu mu ölmüştü bu insanların?
Meryem'in yanağından öperek piste doğru birkaç adım attı. O piste çıkana kadar şarkı neredeyse yarısına kadar gelmişti.
"Sana gönlümü verdim ey nazlı güzel..."
Taha hafif ses tonunu yükseltti. Diğer insanların duyması çok önemli değildi de Meryem'in duyması önemliydi.
"Sana gönlümü verdim ey nazlı güzel. Sen de bana bir dans bahşeder misin?"
Meryem olduğu yerde donakalmıştı. Ne yapıyordu bu adam? Ne yapıyordu?! Yok artıktı! Yuhtu! Ohaydı! Çüştü! Kalbi yerinden fırlayacaktı neredeyse. Heyecanını yumruyla beraber yutuverdi. Eli havada kendisini bekleyen adama hayır diyemeyecekti tabi ki.
Birkaç zarif adımda piste ulaştı. Nazikçe elini Taha'nın elinin üzerine koydu.
"Sana bir dans değil. Bir ömür bile bahşederim."
Taha zevkle öptü elinin üzerini. Her hareketi başını döndürüyordu Meryem'in. Bir elini beline yerleştirdi Taha. Meryem de diğer elini Taha'nın Boğaz Köprüsü omuzuna koydu. Müziğin ritmiyle dans etmeye başladılar. Öyle çok bi hareket bilmiyorlardı. Meryem arada dönüyor, Taha bazen sağa sola doğru adımlar atıyordu. Çok sakindi. Çok huzurluydu.
"Şey..."
Sedef yanında duyduğu tanıdık sesle gözlerini ikiliden çekti. Ne işi vardı Akif'in burada?
"Hı? Bir şey mi dedin?"
Akif sıkıntıyla boynunu ovuşturdu. Sabahtır nasıl dansa kaldıracağını düşünüyordu Sedef'i. Sevdiğinden felan değildi de... Dans edesi gelmişti işte. Belki Sedef kabul ederdi.
"Pist çok boş değil mi?"
Sedef Akif'in sorusunun ciddiyetini sorgulamadan piste bir göz attı. "Baya bir boş. Bir kişi de cesaret edip kaldırmadı ya sevdiğini. Şaka midur?!"
İnsanların akılsızlığına güldü Sedef. Şu dünyada sevmek gibi güzel bir duyguya erişmişsin, ne diye harap ederdi ki insan bunu? Seviyorsan seviyorum dersin. Bu işler hep böyle işlemez miydi?
"Koskoca salon..." diye mırıldandı.
Akif ortaya attığı sinyale olumlu cevap almıştı ama sanırım Sedef o sinyali almamıştı. Bu daha kötü olmuştu. Asıl şimdi nasıl girecekti konuya? Şarkı da bitmek üzereydi... En azından sonuna yetişselerdi ya...
Kendi gibi konuşunca anlamıyordu Sedef. O zaman onun dilinden konuşacaktı.
"Biliyor musun dans etmeyi?" Sedef alayla gülümsedi. "Biliyor musun mu? Şu sallanmayı bilmeyen mi var Allah için? Bu en kolayı. Sen bir de diğer danslarda gör beni. Hey gidi hey..." diyerek övündü kendiyle. Sallamıyordu. Elbette bir şeyler bildiğinden konuşuyordu.
"Dalga geçme benimle ya!" Akif yandan bir gülüşle önündeki şişeyi eline aldı. "Sen çok iyi biliyorsun herhalde paşam? Gülüşe bak hele!" Akif şişeyi boşuna almış olmamak için içinden bir yudum su içti. "Gel! Alayım boyunun ölçüsünü!" Sedef duyduğu teklife sazan gibi atladı.
"Boyumun ölçüsünü? Yürü bakayım! Vaslav seni!"
Sedef piste kadar ağır ağabey gibi, piste ulaşınca da bir prenses edasıyla yürüdü. Akif hızlı davranarak Sedef'in önüne geçti. Ardından nezaketle elini uzattı. Sedef gülümseyerek elini tuttu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ER BAHTI ~yarı texting~)
Romantizm053*: heeerrr erinnn bahtııınaaa 053*: bir güzel düüüşeeeerrrr 053*: ben de senin bahtına düşebilir miyim? ____________________ Kartal Timi'nin bahtına düşen düşüyor. Bakalım başta Taha olmak üzere bahtlarında ne varmış bu uşaklarun? Kap Doğus çayin...
