52

2.3K 185 224
                                        

"Uykunu kaçırıyorum... ben?"

Sedef sıkıntılı bir nefes verdi burnundan. Ardından başını salladı.

"Sen içmediğine eminsin değil mi?"

Sedef gözlerini devirerek baktı Akif'e.

"Alkol kullanmıyorum diyorum. Ne anlıyorsun acaba bu cümleden?"

Akif'in içinde sanki çakmak taşı vardı ve Sedef şu an o taşa vuruyordu. Yani alev alması muhtemel bir şey yapıyordu şu an. Akif'i kıvılcımlandırıyordu.

"Ne mi anlıyorum?"

Sedef şaşkın olan Akif'i şöyle bir süzdü. Gerçekten süzdü. Saçlarından başladı önce. Yavaşça adem elmasından geçti. Genişçe omuzlarından göğsüne doğru kaydı. Daha da aşağı doğru iniyordu ki bir noktada hemen bakışlarını kaldırdı.

"Neden uyuyamıyorum?"

Akif kaşlarını çatarak baktı Sedef'e.

"Bilmem. Neden uyuyamıyorsun?"

Sedef'in canı sıkkındı. Belliydi. Oflayarak dirseğini dizine koydu ve başını da elinin üzerine yasladı. Karşısında bağdaş kurmuş Akif'i es geçerek halının desenleriyle oynamaya başladı.

"Bana çok mu kızdın?"

Ne? Neden kızacaktı ki?

"Kızmak mı? Kızmam gereken bir şey mi yaptın?"

Sedef esneyerek elini ağzına götürdü.

"Hı hım. Sana sapık dedim ya. Bana çok mu kızdın?"

Akif'in gözleri bir süre Sedef'in ellerinde gezdi. Düşündü. Kızmış mıydı gerçekten?

"Kızmadım."

Sedef doğruyu söyleyip söylemediğini anlamak için başını kaldırdı. Kendisine dalgınca bakan gözlerle karşılaşmayı beklemiyordu. O an fark etti ki gözleri oldukça hoştu. Akif'in gözleri daha çok dikkatini çektiğinden dolayı bakışlarını halıdan çekti.

"Bana neden böyle bakıyorsun?"

Has... yakalanmıştı. Yakalanmış mıydı? Yok ya! Yakalanmazdı! Sedef öyle zannediyordu! Evet, uykusu vardı ya hani, ondan!

"Nasıl bakıyorum?"

Sedef gözlerini kısarak Akif'e yaklaştı. Sedef her santim yaklaştığında Akif biraz daha geriliyordu. Aynı oranda göz bebeleri de büyüyordu. Farkında değildi. Şu an içinde yaşanan cümbüşün bile farkında değildi.

"Böyle..."

Sedef Akif'in dizlerinin üzerine ellerini yerleştirerek destek aldı. Ardından Akif'in gözlerine birkaç santim arayla baktı.

"Böyle... kayboluyormuşsun gibi."

Akif Sedef'in konuşurken yüzüne çarpan nefesiyle irkildi. İçinden binlerce küfür sayıyor, sakin olamadığı için kendini pataklamak istiyordu.

"Bu kadar..."

Sedef Akif'in gözlerinden çekti bakışlarını. Onun yerine Akif'in sabahtan beri yaptığı şeyi: yani cesurca yüzünü inceledi.

"Ney bu kadar?"

Akif'in gittikçe beyni uyuşuyordu sanki. Uykusu da yoktu halbuki...

"Bu kadar dibime girmen doğru mu Sedef?"

Akif bu cümleyi zar zor kurmuştu. Dudaklarını bile hareket ettirebileceğini zannetmiyordu. Yine de becermişti. Ayrıca Sedef o kadar yakındı ki Akif'in nefesi Sedef'in yüzüne çarparak Akif'e geri geliyordu.

ER BAHTI ~yarı texting~)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin