GÜNAYDIN GÜNAYDIĞĞĞĞNNNNNN
GERÇİ BELKİ SİZE AKŞAM DA OLABİLİR. OLSUN IŞIĞINIZ NASIL OLSA AYDINLATIYORDUR ETRAFINIZI
BU GÜN 32. BÖLÜMÜ YAYINLIYORUM VE BU YAZIYI YAZARKEN 30 k GÖRÜNTÜLEMEYE ULAŞTIKKKKKKK
(Sabah baktım 32 olmuşuz)
(Düzenliyorum 172k olduk)
ŞAKA MİDUUURRRRR
ULA TOPUNUZİ ŞAPIR ŞUPUR ÖPİYRUM
YAZMAMDA DESTEĞİNİ ESİRGEMEYİP YORUMLARIYLA BENİ GAZA GETİREN OKURLARIMA DA AYRI TEŞEKKÜR EDİYORUMMM
CANSINIZ BİR TANESİNİZ BALLI KAYMAKLI KASLI DAMARLI İNCİLİ BONCUKLU DOLARLI EUROLU KUZULARSINIZ 🩵
_______________________________
"E hayde o zaman da!" Babam önde, ben hemen yanında, kızlar sağımda, ağabeyimler de babamın solundaydı.
İNANIN BANA NASIL BU HALE GELDİK HİÇBİR FİKRİM YOK!!!
Bir sürü edasıyla çıktık evden. Aynı zamanda Taha'yı da aramıştım.
"Alo? Taha neredesiniz?"
"Sizin evin önündeyiz."
"Ön mü?..."
Biraz etrafıma bakındım. Etrafta hiçkimse yoktu. "Nereyelerimiş?" Telefonu biraz kendimden uzaklaştırdım. "Bilmayrım
babacu-" Uzakta gördüğüm silüetler ile gözlerimi kıstım. Yolun azıcık aşağılarındaydılar. "Aha! Orayalar!" İşaret ettiğim yere doğru baktı herkes. Babam hızlı adımlarla gösterdiğim yere doğru gitmeye başladı. Göbeğinden dolayı tam koşamıyor, bacaklarını yanlara doğru açarak savuruyordu.
Resmen arabası kaçmış Doblocu dayılara benziyordu.
"Ula damat!" Diye bağırdı babam.
AY BU NASIL KABULLENİŞ BABACUĞUMMMMM!
SENİ YEREM GÖBEK ADAM!
Telefonu kapatıp, flaşımı açtım. Üzerlerine doğru koştuğumuzu görünce birkaç adım geriye doğru gittiler. Sanırım bizi tanımamışlardı. Daha doğrusu sürü halinde geleceğimizi tahmin etmemişlerdi herhalde. Hava karanlık olduğundan dolayı da beni net göremezdi tabii. Flaşımı havaya kaldırarak el salladım.
"Taha! Taha!"
Sesimi duymuş olacaklar ki bize doğru yürümeye başladılar. "Aha celiyler!" Böylece ortada buluşmuş olduk. Taha'yla aramızda iki metreye yakın bir mesafe vardı. Bir yandan yürüyor bir yandan da yüzünü görebilmek için flaşı ona doğrultuyordum. Aramızdaki mesafeyi birkaç adıma indirdiğimde gözlerim kocaman açıldı.
"Uyyy... Baban düşmalurini..."
Ağzımdan istemsizce çıkan sözle elimi ağzıma kapattım. Aslında gayet doğal bir tepkiydi. Taha'nın ve Akif'in yüzü rastgele boyanmış tuvale benziyordu!
"Ula uşak! Noldi ha sağa?!" Diyerek öne atıldı annem. Hepsi şaşkınlık içinde bize bakıyorlardı. Annem Taha'nın yüzünü elleri arasına aldığında Taha anlamsızca gezinen gözleriyle bana bakıyordu. Omuzlarımı silktim.
"Telaşlandım..." diyerek kısacık bir açıklama yaptım. "Enişte ne oldu senin sıfata ya?!" Diyerek onlara doğru yaklaştı Sedef. Flaşın yansıttığı alana Akif de girince anlık bir telaşla üzerine atladı.
"Hiğğğğğğ! Bunu sana kim yaptı Akif?!" Çocuğun yüzünü bir sağa bir sola çeviriyordu. Akif acıyan yüzünden dolayı yüzünü ekşitse de tek kelime etmiyordu. Aniden Sedef'in ellerini tuttu. "Sedef Hanım... sakin olur musunuz?" Sedef sinirle ellerini kendine doğru çekip Akif'ten uzaklaştı. "Niye sakin olmayacakmışım acaba?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ER BAHTI ~yarı texting~)
Roman d'amour053*: heeerrr erinnn bahtııınaaa 053*: bir güzel düüüşeeeerrrr 053*: ben de senin bahtına düşebilir miyim? ____________________ Kartal Timi'nin bahtına düşen düşüyor. Bakalım başta Taha olmak üzere bahtlarında ne varmış bu uşaklarun? Kap Doğus çayin...
