28

5.6K 325 104
                                        

( ⚠️ küfürlü içerik)

"Ulan yürek mi yediniz salaklar?!" Akın kendini savunarak söze atladı. "Komutanım dayanılacak gibi değil. Bu anlattığı en normaliydi!" Akif öne doğru eğildi. "Oğlum madem şikayet edeceksiniz, askerlik bitince edin! Aklınız mı yok? İşte böyle yersiniz b*ku! Daha çok çekersiniz siz ondan." İkisi de 'ne yapalım?' der gibi omuz silktiler. "Sonuç, buradayız işte. Koşarak geldik komutanım. Sadece boş şarjör almak için. Sadece boş şarjör..." Pişmanlıkla baktı yüzüme. Akın söze ilave ederek "yedi kilometre komutanım. Sadece geliş."

Yazık olmuş çocuklara...

"Hahahahahahaha! Bana eskiyi hatırlattı bu!" Akif'in keyfi yerine gelmiş, dili çözülmüştü. "Devrem hatırlıyor musun Naci Kış'ı?"

Naci Kış...

"Hani şu telefoncu olan." Bir an beynimde ışıklar yandı. "Hahahaha! Hatırlamam mı be?!" Diyerek eşlik ettim. "Komutanım kimdir bu Naci Kış?" Diye konuya dahil oldu Ahmet. "Bizim acemi birlikte bi herif. Daha ne kadar olmuş geleli..." biraz düşündüm. Akif hemen cevap verdi.

"Bir hafta olmamıştır."

"Aynen ya da anca o kadar olmuştur. Şimdi bedelli ve normal karışıktı bizde. Bizden sonra ful bedelli almışlardı. Neyse işte... Telefonla konuşuyoruz hepimiz. Zaten on küsür dakika felan konuşabiliyorsun en fazla. Bu Naci dediğimiz herif aldı telefonu, gitti. Sonra süresi geçti, biz bekliyoruz tabi. Başladık sövmeye. Göreceksiniz ama nasıl sövüyoruz. 'Bunu yapmaya ne hakkı var? Bunca adam onu bekliyoruz!' Felan diye yakınıyoruz. Eşek oğlu eşek kayboldu! Tuğgeneral var Mustafa Deler! On kişiyi yolluyor sağa, onunu yolluyor sola, yeterki bulun Naci'yi! Her yeri aradık, Naci yok! Ama adam hakikaten yok oldu sanki. Mustafa Deler de namazlı abdestli adam. Bizi sabah namaza, cemaate felan kaldırırdı. İmam gibi adamdı. Allah razı olsun. Kırk yıldan fazla görev süresi vardı. Şimdiye emekli olmuştur belki. Altmış küsür yaşında hepimize taş çıkartırdı... Şimdi adam sövemiyor da Naci'ye! Neyse, çocuk geldi en sonunda. Biz uzaktan gördük ya çocuğu, herkes bi alkış, kıyamet! Telefonu getirdi diye bazıları ıslık çalıyor felan... Naci de utandı tabii. Özür felan diledi. Şimdi siz sanıyorsunuz ki bitti değil mi? Yok! İt herif! Yarın yine aynısı yaptı! Ulan bir adam hiç mi akıllanmaz?! En son aldı cezayı. Telefon cezası, dediler konuşmayacaksın. Bu sefer de gitti başkasının telefonunu çaldı şe*efsiz!" Akif gülerek bacağına vurdu.

"Ulan çaldığı telefon da tuşlu he! Şimdikinin parasıyla yüz elli lira etmiyor! Telefonu çalınan çocuk diyor 'Nolur getir telefonu. Ben sana 500 lira vereyim. İçinde hattım felan var. Hastalarım var, görüşmem lazım.' Mecbur getirdi telefonu."

"Parayı da aldı it!" Diyerek gülmeye başladım. "Yok ya! Döve döve geri aldı o parayı Naci'den. Oğlum komik gibi geliyor ama hakikaten çok ayıp. İnsanın psikolojisi bozuluyor acemi birlikte. Bir de ilk geliyorsun, daha bir şey bilmiyorsun. Dayıyorlar sana çirkin ne varsa..." dedi Akif.

"Haklısınız ya! Komutanım duş alamıyoruz ciddi ciddi! Duşakabinleri biliyorsunuz. En sonuncuya su gelmiyor ya! Su! Bide bu başlarındaki su fışkırtan alet varya! Adını unuttum şimdi. Onların hepsini sökmüşler, borusuyla yıkanıyoruz. Böyle elini deliğe bastırıyorsun aynı fışkıye gibi! Hahaha! Bizden öncekiler artık kaç defa kırdılarsa o şeyleri. Komutanlar İllallah etmiş tamir ettirmekten. O en sonuncu dediğimin borusundan azar azar musluğun oraya doğru akıyor su. Saçımı yıkayayım derken başını sokuyorsun oraya. Zaten g*tüne giriyor fışkıye!" Kendimi tutamayıp bir kahkaha patlattım.

"Hadi o neyse komutanım! Az önce anlatıyordum da... Tuvaletler zaten düzgün temizlenmiyor, biliyorsunuzdur." Estağfirullah çekerek başını salladı. "Bir tane pu*t var! Bak yemin veriyorum komutanım!" Yüzünü ekşiterek konuşmaya devam etti. "Bir insan hep aynı yere mi s*çar ya?! Peze*nk! Bir de temizlemeden çıkıyor! Ya hep aynı tuvalet ya! Kontrol ettim a*ına koyayım! Herif s*çıp gidiyor! S*çıp gidiyor! Ben daha askere gelmeden önce anlatıyorlardı böyle. Ya yok diyordum! Abartıyorsunuzdur diyordum! o kadar olmaz diyordum! Adam maşrapaya s*çmış komutanım! Su dökeyim dedim b*k çıktı içinden! Maşrapa komutanım ya!" Ortamın kahkahasından Akın'ın sesi neredeyse duyulmuyordu. Biraz soluklanıp devam etti. "Yirminci güne kadar aradık herifi, bulamadık. En son pes ettik! Oturdum gece dua ediyorum. Diyorum 'İnşallah içinde kalır o yemekler' felan diye. Mübarek kul da değilim ama duam kabul oldu herhalde! Adam kabız oldu herhalde de bir hafta rahat ettik hepimiz!"

"Yani şu askerlikte şu b*k muhabbetini yaşamayan bir kişi bile yok!" Diyerek güldü Kutay. Haklıydı. Her koğuşta bir tane vardı bu adamdan.

"Bizde de Albay vardı bir tane. Adı lazım değil. Hatırladıkça sinirim bozuluyor. Yeni gelmişiz. Daha... ben diyeyim bir, siz deyin iki hafta olmuş geleli. O zamanlar bi bedelli mi kaçmış, ne yapmış? Öyle bir şey! Günde ondan fazla içtima yapılıyordu. Neyse bu herif bizi bi koşturdu komutanım. Daha açılmamışız. Bizim heriflerin yarısı şirket çalışanı, adamlar g*tünü kaldırmamış yıllarca. Herif at gibi koşturuyor bizi. Yolun yarısında iki kişi baygınlık felan geçirdi. Bu ilk ve en az sayıydı komutanım! O iki daha sonra katlanarak devam etti! Güneş zaten tepede! Şimdi alıştık bunlara. O zamanlar nasıl fena sövüyordum! Neyse biz koşmaya devam ediyoruz. Adam durdurmuyor bizi. Bağzılarına otur-kalk yaptırıyor felan. Biri yamuk hareket yapsın, dönüyordu bize. Bir kilometre daha koşturuyordu. Bak diyorum biz sabah tişörtleri sarıyken giyerdik. Adam bizi bıraktığında koyu yeşil oluyordu. G*tümüzden şelale akıyor adam bize duş vermiyordu ya! Duş! Şe*refsiz herif! Bana boş kovanları toplatıyordu. Dokuz yüz seksen küsür topladım. Gerisi yok! Ulan ara,ara,ara! Bulamıyorum! Almış cebine koymuş, bide izliyor beni! Psikopat herif ya! Ulan gel de sövme!" Kutay hem sinirli hem de tebessümle çenesini kaşıdı.

Hepimizin böyle anıları vardı. Benim gözümde de canlanan anılar anlatamayacağım kadar çoktu. Zamanında çok ağrımıza giden olaylar, şimdi günlük rutinlerimiz olmuştu.

"Acemi birlik zordu tabii ama sahanın yanında hiçbir şey bunlar. Sıcak temaslarda yaşanan olaylar, operasyon sırasında katlanmak zorunda kaldığımız durumlar... En azından s*çabiliyoruz oğlum. Bazen operasyonda s*çacak zamanın, durumun olmuyor!" Diye yakındım.

"Doğru diyorsun devrem. Alışıyoruz işte ya. Bazen iyi mi yapıyoruz yoksa kötü mü diye düşünmeden edemiyorum..." Çok ucu açık bir soruydu. Üzerinde düşünseniz saatlerinizi alacak bir soruydu. Bizimse o kadar zamanımız yoktu. O yüzden kimse üzerinde düşünmeye yeltenmedi.

"Bende acemi birlikte zorlanmıştım ama sonra sözcülük yapmıştım ben. Çok zorlanmamıştım. Çok karışan olmuyordu bana." Elimle Akif'in karnına vurdum. "He ya! Şanslı herif! Benim canıma okuyorlardı. Sen de kıs kıs gülüyordun bana!" Dudaklarıma usul bir gülümseme yerleşti. "Ama ceza aldığın gün fena benzetmişlerdi seni." Tuğkan garipseyen bakışlarla baktı bize. "Komutanım... aynı zamanda askerlik yaptıysanız nasıl oluyor da..." Tuğkan devamını getirmeden Akif cevapladı. "Cezam yüzünden rütbe atlatmadılar bana."

Ortama bir sessizlik büründü. Kimse bir şey sormadı. Kimse de cevap vermedi.

ER BAHTI ~yarı texting~)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin