"Kartal Bir'den Gözcü'ye. Tamam."
Aram gözlerini dürbünden çekmeden telsize cevap verdi.
"Gözcü dinlemede. Tamam."
Taha elindeki dürbünle kısa bir gezintiye çıktı. Bir yandan da timi kontrol ediyordu.
"Görüş açın ne Aram?"
"Sudan berrak komutanım. Hareketlilik yok. Tamam."
Taha dürbün açısını kavisli yolun üzerinde gezdirdi. Kendi görebildiği yerler gerçekten sakindi. Bu kadar sakin olması, bir b*kluk olduğuna işaretti. Artık bunu öğrenmişti.
"Kartallar rapor verin. Tamam."
Akif dürbün ayarını bir tık büyüttü.
"Kartal İki! Hareketlilik yok komutanım. Tamam."
Kutay son bir kez daha kontrol etti.
"Kartal Üç! Hareketlilik yok komutanım. Tamam."
Ahmet de son kontrolünü yaparken rapor verdi.
"Kartal dört! Hareketlilik yok komutanım. Tamam."
Taha derin bir nefes alıp verdi.
"Nöbette kim var bu gece?"
Kutay sıkıntılı düşüncelerinden sıyrılmaya çalışırken Taha'ya cevap verdi. Biraz gergindi.
"Benle Aram varız komutanım."
Taha diğerleri göremese de başını sallayarak onayladı.
"Tamam. Çadırlara dönün. Bu günlük bu kadar."
Akif derin bir 'oh' çekerek ayağa kalktı. Belini geriye doğru esneterek gerildi. Saatlerdir aynı pozisyonda yatmak kolay değildi tabii...
"Hepsi senin için güzelim!"
İşaret parmağıyla orta parmağının başını öperek gökyüzüne bir öpücük gönderdi.
Hiç haberi olmayacak olsa da, bu öpücük Sedef'eydi.
Aram'la Kutay nöbet yerine doğru ilerlerken Ahmet sırtını kıtlatmaya çalışıyordu. Bu olumsuz sonuç aldıkları kaçıncı gündü? Daha ne kadar böyle devam edeceklerdi?
"Neyse" diye geçirdi içinden. Elbet bir şeyler olacaktı ve elbet harekete geçeceklerdi. 'Ne zaman?' Diye diretmenin hiçbir mantığı yoktu.
Bir zamandı işte...
"Suyun var mı?"
Taha matarasındaki suyun seviyesini anlamak için birkaç defa salladı. Çok fazla yoktu.
"Az bir şey var. Bak bakayım idare eder mi seni."
Matarasını Akif'e doğru fırlattı. Akif havada yakaladı matarayı. Kontrol etmeden üç yudum aldı içinden. Hepsini bitirecek değildi. Susuzluğunu gidersin yeterdi.
Geriye bir yudum bile kalsa, üç yudumdan fazla içmezdi zaten. Bazen bir yudum bile hayat kurtarabiliyordu.
"Sağ ol kardeşim." Akif matarayı yanına yerleştirdi. Bu sırada Ahmet de matları sermişti.
"Komutanım."
Taha matın üzerinde sıkıntılı bir ifadeyle duran Ahmet'e baktı. Ahmet sabahtan beri içinde tuttuğu endişeyi daha fazla saklayamayarak diğerleriyle paylaşmaya karar vermişti.
Zamanı mıydı?
Emin değildi. Yine de içinde tutmak istemiyordu artık.
"Efendim Ahmet?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ER BAHTI ~yarı texting~)
Roman d'amour053*: heeerrr erinnn bahtııınaaa 053*: bir güzel düüüşeeeerrrr 053*: ben de senin bahtına düşebilir miyim? ____________________ Kartal Timi'nin bahtına düşen düşüyor. Bakalım başta Taha olmak üzere bahtlarında ne varmış bu uşaklarun? Kap Doğus çayin...
