16

9.5K 507 49
                                        

Meryem'im: ya seni vururum heeee
Meryem'im: cidden nöbet mi değiştin
Meryem'im: uykun yok miiiiii

Taha gomtan: kaçırdın ;)

Meryem'im: ya pislik yapma yaaa
Meryem'im: vicdan azabı çekeyim diye yapıyorsun dimi
Meryem'im: zaten yerin dibine girmek istiyorum şu an

Taha gomtan: güzelim cidden gitmem lazım

Meryem'im: tamam :/

Taha gomtan: asma yüzünü gerçeğini de görürüz

Meryem'im: YAAAAAA EŞEK MİSİNNNN
İletilmedi
Meryem'im: GİTTİN Mİİİİİİ
İletilmedi
Meryem'im: ULAN AYIP BEEEE
İletilmedi
Meryem'im: bide 28 yaşında adam olacaksın
İletilmedi
Meryem'im: nası dalga geçeyi
İletilmedi
Meryem'im: yok sana gerçeği felan
İletilmedi
Meryem'im: sapık
İletilmedi

________

Taha

"Komutanım patlar mı bu?"

Telefondan hafifçe başımı kaldırdım. "Oğlum bir işi de becerin ya!" Diyerek sitem ettim. Düzgün başladıkları her işin sonu böyle bitiyordu işte. Alışmıştım artık ama onlara takılmadan da edemiyordum.

Gözüm yandaki kalkana kaydığında güzelinden bir kahkaha savurdum. Harbi deliydi bunlar. "Lan! Kalkanın ne işi var orada?!" Bir ağızdan gülüverdiler. Bir de hepsi kalkanın arkasına geçmişti. Düdüklü patlasa en büyük hasarı muhtemelen tezgah alırdı.

"Öyle deme devrem! Ben güvenmiyorum bu düdüğe! Ya patlar da yüzüme bir şey olursa? Kızlar yüzüme nasıl bakar sonra?!" Kaşlarımı çattım. "Sana kötü bir haberim var Akif. Kızlar sana bu yüzünle de bakmıyor!" Donuk bir yüzle bana döndü. Ellerini beline koyup gözlerini kısarak bana baktı.

Bir süre öyle bakıştık.

En sonunda pes ederek "tamam lan, tamam! Azıcık giderin var" diye itiraf ettim. Onun yüzüne zafer gülüşü yayılırken ben de telefonuma gelen mesajla dikkatimi ondan çektim.

Akif bir şeyler söylemeye devam ediyordu ama onu dinleyemeyecek kadar meşguldüm. Meryem yazmıştı ve Akif biraz bekleyebilirdi. Onu dinlemediğimi farkettiğinde önüne dönerek diğerlerine katıldı. Bu sırada çocukların halini göstermek için gülerek telefonu onlara doğrulttum. Fotoğraflarını çekip Meryem'e gönderdim.

Özlemiştim.

Bu koca adamların arasında, kafalarımız başka işlerle meşgulken bile onu özlüyordum. Ne kadar da çabuk alışmıştım? Şimdiye kadarki hiçbir operasyona kafam bu kadar dağınıkken çıkmamıştım. Bir şeyler değişiyordu demekki. Yine de kafamın dağılması iyi değildi. Bir yandan böyle düşünüyor, bir yandan da dağıtanın Meryem olması hoşuma gidiyordu.

Ben Meryem'le konuşurken çocuklar çoktan yemeği yapmış, sofrayı kurmuşlardı.

"Lan-" ağzımdan çıkan şaşkınlık ifadesiyle hepsi bana döndü. "Komutanım noldu?!" Görmemeleri için telefonun ekranını hızla göğsüme kapattım. "Ne?" Diyerek başımı kaldırdım. Hepsi yüzlerini buruşturdu. "Komutanım neye şaşırdınız? Noldu? Kötü bir şey yok inşallah?" Ahmet'in yüzüne kısa bir süre tepkisizce baktım. Resim gözlerimin önüne geliyor, odaklanmamı engelliyordu. Akif elini gözlerimin önünde salladığında kendime geldim. "Devrem noldu? Deniz de yok ki. Nereye daldın böyle?" İğrenircesine yüzüne baktım. "Komik değildi bu arada." Omuzlarını silkti. "Gülme kardeşim." Diğer ikisini gösterdi. "Onlar gülüyor." Ahmet'le Kutay'a baktım. Gülmüyorlardı. Akif de onların gülmediğini görünce Kutay'ın ensesine bir tane yapıştırdı. İkisi de dayak yememek için yalandan gülmeye başladılar. Akif onları işaret ederek kaşlarını kaldırdı. "Bak, bak gördün mü?" Onaylarcasına kafamı salladım. Ardından gülerek telefona geri döndüm.

Resmi attıktan kısa bir süre sonra silmişti. Bilerek mi atmıştı ki? Aklımda dolanan düşüncelerle telefonu kenara koydum. Resmi unutmaya çalışmak faydasızdı. Bende bol bol düşünmek için Kutay'dan nöbetini aldım.

Meryem

"Onu nasıl yapacağız?" Sıkıntıyla yüzümü avuçladım. "Ne bileyim anasını satayım ya?!" Sakin olmam için sırtımı sıvazlayan Sedef'e yandan bir bakış attım. "Sakin ol reis. Hallederiz bir şekilde." Başımı salladım. Halledecektik. Halletmeliydik.

"Şu asker tanıdığına söyleyelim işte" dedi Süheyla. "Yok, görevde şimdi. Anca döndüğünde yardım isteyebiliriz." Sedef hafif sinirli bir ses tonuyla "E s*çmık ama! O kızı öyle mi bırakacağız?!" Aynı tonla karşılık verdim. "Biz de istemiyoruz Sedef! Ne yapalım? Gidip adresini bilmediğimiz evlerine mi çökelim?!" Oflayarak arkasına yaslandı. "E polise gidelim ağabey." Bende arkama yaslandım. "Sizce o kız bunu düşünemedi mi?" Sedef daha fazla dayanamayıp ayağa kalktı. "Umursamadan oturalım mı yani?" Kendimi işaret ettim. "Ben öyle mi dedim güzelim? Ne celalleniyorsun? Bağırmak kızı mı kurtarıyor sanki?!" Sıkıntılı bir şekilde nefes vererek arkasını döndü. "Tamam, sakince düşünelim şimdi." İkimiz de Süheyla'ya döndük.

"Deniz neyi oluyor bu adamın? Belli mi? Biliyor muyuz?" Cıkladım. "Bilmiyorum ama okula gittiği dönemde bile beraberlermiş." İkisi de bir ağızdan "yuh!" diye tepki verdiler. "Bayağı işte. Ben arkadaşıyım dediğim zaman 'okulda arkadaşım yok derdi' dedi." Sedef bacağına vurdu. "Vay p*zevenge bak ya!" Ortamı toplarcasına "Evini bilmiyoruz. Kim zarar verdi bilmiyoruz ama adamın ismi ve birkaç bilgisi bizde öyle mi?" Dedi. Başımı salladım.

"Peki tekrar gelme ihtimali yok mu?" Elimi iki yana açtım. "Ne bileyim ben? Belki krem bitince gelir." Aniden aklıma gelen bir düşünceyle "Adam çıkmadan önce dükkana sıkça uğrayacağını söylemişti." Dedim. Sedef omuzuma dokundu. "Ne alaka ya? Nedenmiş o?" Elinin üzerine elimi koydum. "Sorun yok. Arkadaşıyım dedim ya. Ondan dolayı herhalde." İkisi de suratını astı. "Tamam, geldiğinde size de haber veririm." Diyerek teselli etmeye çakıştım. "Peki o zaman adamın gelmesini mi bekliyoruz?" İkimiz de başımızı salladık. "Aynen öyle. Mecbur öyle yapacağız." Mırıldandım. "Ya da Taha'nın dönmesini..."

Başımı kaldırdığımda Sedef arkama doğru bir yere bakıyordu. Onun neye baktığını görmek için başımı çevirdim. Çevirmez olaydım! Harun oradaydı.

Hayır, daha ilginci o adam da yanındaydı. "O!" Sedef bana döndü. "Kim o?" Başımla onları işaret ettim. "O işte! Deniz'in yanındaki adam! Sabah gelen işte!" Süheyla kaşlarını çattı. "Eee? Harun'un ne işi var onun yanında?" Dudağımı büktüm. "Ne bileyim? Bu pisliği nereden tanıyormuş bu hıyar?" Sedef gözlerini kısarak onları inceliyordu. "İt iti bulmuş işte." Süheyla olayları bilmediğinden Sedef'in bacağına hafifçe vurdu. "Kız niye öyle diyorsun? Harun Meryem'in arkadaşı ya." Süheyla'ya baktım. "Doğru, sen bilmiyorsun olanları." Öne doğru eğildi. "Neyi bilmiyorum?" Tekrar Harunlara bakarak "uzun bir konu. Sonra anlatırım. Sadece Harun'un bir pislikten farklı olmadığını bil." Dedim. Parçalamak istercesine onlara baktı. "Vay adi p*çler!" Ağzımdan ufak bir gülücük kaçırdım. "Bu kadar hızlı olacağını düşünmemiştim." Söylediğim şey hepimizi güldürmüştü.

"Bakın aklıma ne geldi..." Sedef'in aklına güvenmiyordum. Kesin tehlikeli bir şeyler düşünüyordu. "Ben yokum!" Diyerek ellerimi kaldırdım. Omuzuma vurdu. "Lan bi dinle!" Cıkladım. "Yoook! Sana güvenmiyorum bu konuda!" Gözlerini büyüttü. "Lan dinlesene karı"

"Tamam be! Ne dönüyor o tilki kafanda?!"

ER BAHTI ~yarı texting~)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin