48

2.9K 199 263
                                        

"BİZ NEDEN DİĞER HELİKOPTERLE AYNI YERDE İNMEDİK?!"

Doktor ağabey yandan bir bakış attı bana. "Bağırmasan mı artık Meryem? İndik ya hani..."

Ha! Doğru!

"Ay, pardon. Ehehehe..."

Ayaklarım mı çekiliyor? Yerin dibine giriyorum galiba...

"Bu arada ismimi nereden biliyorsunuz? Ben sizinkini bilmiyorum. Sizin isminiz nedir?" Çadıra doğru ilerliyordu. Ben de peşinden hızlı adımlarla gidiyordum. O kadar hızlı gidiyordu ki anca yetişebiliyordum. Çadıra girdiği anda görevli iki kişiden malzemelerin listesini istedi. Biz gelmeden kontrol edilmiş olmalıydı ama yine de kendi tekrar kontrol ediyordu. Demek ki dişli adamdı. İşini sağlama alıyordu. Öğren kızım bunları, öğren.

"Meryem aval aval bakacak mısın?"

Sakin ol, sakin... Bişeyokbişeyok... Yaw zaten olmişum rezil! Ne diye basayi uzerume?! Sen de mi Brütüs ula?!

"Şey..." Daha devamını getiremeden lafı ağzıma tıkıverdi. "Şey değil. Al şu kağıdı kontrolleri yap." Başımı sallayarak kağıdı kaptım elinden.

Köprüyü geçene kadar AYI! 'ya dayı diyecektik mecbur. Burası Karadeniz damarı felan dinlemezdi. O damarı dolardı mazallah boynuna. Çok korkutucu bir elemana benziyordu. Ayrıca hani beni indiğimiz gibi postalayacaktı? Neden bana iş yaptırıyordu.

"Meryem bittiyse yanıma gel."

Miryim bittiyse yini-

"Çabuk ol!"

Kurumuş boğazımdaki son damlayı da yutarak yanına gittim. "Otur bakayım bi." Elindeki kağıttan gözünü çekerek bana yöneldi. "Adım yaka kartımda yazıyor. Senin adın da yaka kartında yazıyor. Onlardan ayrı bir tepeye indik çünkü biz değil onlar çatışacak. Ayrıca bize yakınlar. Ben doktorum. Sen öğrenci hemşire. Benim iznimle geldin. Eğitimin bir parçasıydı. Benim haberim vardı. Herhangi bir aksi durumda sorumluluk bana ait." Aniden çıkıştım. "Ama-" elini kaldırarak susmamı işaret etti.

"Tamam mı?" Gözüm yaka kartına kaydı. "Asaf Bey bu yaptığınız doğru mu gerçekten?" Şaşırmış ama bir o kadar da tatmin olmuş bir ifadeyle gülümsedi. "Senin buraya gelmen doğru mu Meryem?" Dudağımı içeri doğru kıvırdım. Haklıydı adam yani ne diyeceğim ki? Fındık hortumu gibi çekildim buraya! Asıl mağdur benim!

Asıl kötü olan telefonum da yanımda yok. Allah'ım ben aptal mıyım acaba gerçekten?

"Kartal Timi'ni tanıyor musun?" Başımı salladım. "Dört kişiyi biliyorum içlerinden." Bir yandan rafları inceliyor bir yandan da benimle konuşuyordu. "Beşincinin suçu neydi? Bi onunla mı konuşmadın?"

Beşinci mi? Beşinci de mi vardı? Gerçi doğru! Dün bunun hakkında bir şeyler duyduğumu hatırlıyorum.

"Daha önce hiç tanışmadım onunla. Buraya geleli de çok olmadı zaten." Tam emin olamasam da galiba güldü. Yani ona benzer bir nefes sesi geldi. "Tanışırsın yakında. O da yeni. Pek ortalarda olmaz o. Sessiz bir tip. Ayrıca manganın tamamıyla da tanışmadın herhalde." Başımı iki yana salladım. "Hayır. Tanışmadım." Onaylarcasına başını salladı.

"Pekala o zaman! Ders bir!"

Dur! Dur! Dur! N'oluyoruz?!

"Omzundan yaralı bir asker! Getirildi! Ne yapacaksın?!"

NE Mİ YAPACAĞIM?!

TABİ Kİ PANİK!

BU NASIL SORU?!

"Yaşam belirtilerini kontrol ederim!"

"Aferin! Sonra?"

"Yarasını değerlendiririm!"

ER BAHTI ~yarı texting~)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin