61

1.6K 122 210
                                        

"Kazanmışım anne! Kazanmışım!"

Bilgisayar ekranında yazan yazıyı tekrar okudum.

"Harp Okulu Sınav Sonuçları"
"Aday adı : ARAM"
"Aday soyadı: SOYLU"
"Açıklama: Sınavlara girmeye hak kazanmıştır. Sınav ücreti-"

"ALLAH!" Bir haykırış koptu dudaklarımdan. Aniden olduğum yerden sıçrayarak ayağa kalktım. Dudaklarımda tutturduğum hafif müzik eşliğinde kollarımı havaya kaldırdım.

"Rinaaa! Rina rinaaaa!" Parmaklarımı birbirine şıklattığımı gören annem hafif bir gülümsemeyle girdi odaya. Bayağıdır böyle neşeli görmemişti beni. Bu neşemin sebebini de merak etti tabi kadıncağız.

Koşarken düşmesin diye tuttuğu eşarbını tamamen çıkartarak tekrar başına yerleştirdi. Bir yandan eşarbını takarken bir yandan da ekrana bakıyordu.

"Bu ne evladım? Ne olmuş şimdi? Anlamam ben bundan!" Annemin meraklı bakışları bu kez yüzümde gezindi. Bense hala ellerimi şıklatıyordum. Sevinçle sağ ayağımı sol ayağımın arkasına yerleştirip seke seke etrafımda döndüm.

"Eh be evladım! Anlatsana şunu! Bir de kıvırtıyor gözümün önünde!" Omuzuma geçirdiği sitemli ama hafif şaplaklarla dansımı durdurmak zorunda kaldım. Oysaki en iyi yerine geliyordum. Daha aniden yere düşer gibi yapıp zıplamak vardı!

"Kazandım diyorum anam! Kazandım!" Annemin hala anlamsız bakışları üzerimde gezinirken, tatlılığına dayanamayarak yanaklarını sıkıverdim. "Feyza Sultan! Oğlun asker oluyor! Heheyyyyt!" Keyifli bir öpücük kondurdum alnına.

Her şey bu kadın içindi. Yaşama dört değil, kaç tane ihtimali varsa hepsiyle sarılan, bu kadın içindi!

"Ne askeri çocuğum? Hani girmeyecektin sınava?!"

Ha...

Tüm hevesimi yerle bir eden cümleye cevap aramakla uğraştım bir süre. Haklıydı. Hani girmeyecektim sınava! İyi de... tutamamıştım ki kendimi! Denemekten zarar gelmez diyerek son anda değiştirmiştim kararımı. Anneme de söylemi unutmuştum. Yok, unutmamıştım. Direkt söylememiştim.

Kime söylemiştim o zaman?

Gözlerim anlamsızca yerde gezindi. Bir süre de bu soruyu düşündüm. Kime? ... Kime? ... Kime?

Eğh! Tabi ya! Ağabeyime söylemiştim!

"Aram ne düşünüyorsun deminden beri? Hani girmeyecektin. Böyle konuşmamış mıydık? Ne kazanması şimdi?" Endişesi gözlerinden okunuyordu annemin. Birkaç parça da hayal kırıklığı vardı. Hiç saklamaya çalışmıyordu yüz ifadesini.

"Eeee... şöyle ki anneciğim..." ağzımda geveledim tüm sözleri. Nasıl anlatacaktım şimdi?

"Gizli gizli girdin değil mi? Tutamadın yine kendini." Az önceki yüz ifadesine karşın şu an sakin bir ifadesi vardı. Olsun, olsun! Sakin olsun zaten! Sinirlenseydi ayvayı yemiştim büyük ihtimalle.

Buradan Fizan'a kadar kovalardı beni. Kaçacak yerim kalmayınca da bir güzel paylardı! Eski Türk kadınlarındandı annem. 'Höst' dediğini oturtur, 'lan' dediğini korkuturdu.

"Öyle şeycikler olmuş olabilir... bir tık..." gözlerimi kocaman açarak diğer tarafa baktım. "Biraz..." bu sefer elimle çenemi kaşıdım. "Yani oldu..."

Annem elini sıvazladığı gibi kafama geçirdi. Kulağımda hissettiğim sızıyla başım sol tarafa doğru sallandı. Kafamın içinde çalmaya başlayan çınlamaya beynimdeki sirenler eşlik etti.

ER BAHTI ~yarı texting~)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin