23 | BELKİ DENEYEBİLİRİZ
GÜNÜMÜZ - Rosé'den
Mışıl mışıl yatarken sabahın köründe çalan telefonumla uykumdan uyandım. Gözlerimi hiç açmak istemiyordum, çünkü arayan her kimse daha güneş bile doğmamışken arıyordu. Kafamın altındaki yastığı alarak yüzüme bastırdım. Telefonu açmak istemiyordum. Birkaç çalış sonra durduğunda derin bir nefes alarak yastığı yüzümden çektim.
Ama alacaklı gibi tekrar çalmıştı telefonum. Bu kez aldığım derin nefesi, derin bir şekilde dışarı verdim. Uzanıp yatağımın yanındaki komodinin üzerinden telefonumu aldım. İsme bakmadan direkt açarak kulağıma yasladım.
"Kimsiniz ve neden sabahın köründe alacaklı gibi arıyorsunuz? Daha mesaim başlamadı dokuzdan sonra arayın." Telefonu tam kapatacakken beklemediğim bir ses duydum.
"Kapatma Roseanne, benim Jisoo." Ses tonu kısık ve gergin geliyordu. Bu sabah sınavı vardı, değil mi? Hatırladım.
Onun gerginliğini azaltmak için küçük bir şaka yaptım. "Jisoo, neden bu saatte aradın? Uykuma garezin mi var?" dedim.
"Benimle sınava gelebilir misin?" diye sordu. Beklemediğim bu soruyla gözlerimi açtım direkt. Yatakta doğrulup sırtımı başlığa yasladım. Ne desem bilmiyordum.
"Ay bilmem ki. Planım vardı aslında benim." dedim. Yalandı.
"Ne planı?" diye sordu boğuk bir sesle. Kahkahamı tutamadım, tutmak gerçekten çok zordu.
"Hiç ya." dedim. "Kahvaltı, gezme, sinema- Muhtemelen aşk filmi olur, tatlım. Sonra da sahil... Dilek feneri falan uçurmalı. K-dramalara aday olacak bir randevum var." dedim.
Hışırtıdan başka bir ses gelmedi bir süre. Muhtemelen telefonu ısırıyordu- Bunu hayal edince sessizce kıkırdadım.
"Ama erteleyeyim senin için, yazık. Arayacak kimsen kalmadığı için aramışsındır beni muhtemelen." dedim.
Sonra yataktan doğruldum. "Hadi gel bize." dedim.
Birkaç saniye sessizlik oldu. "Gelemem, ablan beni sevmiyor." dedi. Eh, ablam da haksız sayılmazdı sonuçta. Ama bunu sesli söylemedim.
"Tamam bekle ben geliyorum."
Telefonu kapatarak ellerimi kucağımda birleştirdim. Bu aralar Jisoo bana fazla yakın davranıyordu. Belki de kaybetme korkusu böyle bir şeydi. Belki de Jisoo artık sonsuza kadar onu sevmeyeceğimi anlıyordu. Çünkü hiçbir şey sonsuza kadar sürmezdi, değil mi?
Hızla üzerime gri bir takım giyinip odadan çıktım. Merdivenleri aşağı indiğimde ablamın hâlâ uyanmadığını anladım. Çünkü o uyandıktan sonra yatağında fazla vakit geçiren biri değildi, benim aksime.
Ona haber verme gereği duymadan kabanımı da alarak evden çıktım. Eğer merak ederse beni arardı.
Hemen arabama binip Jisoo'ya doğru gitmeye başladım. Hava daha yeni yeni aydınlanıyordu. Jisoo sağ olsun daha tavuklar uyanmadan uyanmıştık. Biraz etrafa baka baka, biraz de müzik dinleyerek Jisoo'nun evine vardım. Arabayı onun bahçesine park ederek indim.
Kapıya yaklaştım, tam çalacakken Jisoo açmıştı. Elim havada asılı kalırken şaşkınlıkla ona baktım.
"Ne o? Yollarımı mı gözlüyorsun artık." diyerek alay ettim.
O da gözlerini devirerek salona doğru adımladı. İçeri geçerek ben de kapıyı arkamdan kapattım.
"Kahvaltı ettin mi?" diye sordu ben de peşinden salona girerken. Etmemiştim ama zaten şu an da istemiyordu canım bir şey. Tek istediğim uyumaktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
23 | jenlisa
Fanfichakim "gereği düşünüldü" deyip tokmağını vurduğu anda salonda tüm sesler kesilmişti. sırasıyla kararını açıkladığında lisa'nın derin bir nefes verdiğini duydum. o salonda, o anda duyduğum tek şey buydu. bu kadar mı bıkmıştı benden? kurtulmak bu kad...
