13 | git artık, o gece

1.2K 115 297
                                        

BÖLÜM 13 | GİT ARTIK, O GECE

GÜNÜMÜZ - Jennie'den

Birkaç saat içinde herkes doymuş bir şekilde arkasına yaslanmış ve sessizleşmişti. Bıcır bıcır konuşmaya devam edenler sadece Dy ve Rosé'ydi. Onların enerjisi gerçekten hiç ama hiç bitmiyor gibi. Rosé Elena hakkında Dy'i sıkıştırmaya devam ederken, Dy zaman zaman Rosé'ye çıkışıyor zaman zaman da ondan tavsiye alıyordu.

"Sadece benimle oynasın istiyorum." dedi dudaklarını büzerek. "Sadece beni sevmesi için ne yapmam gerekiyor?" diye sordu Rosé'ye.

Rosé hiç beklemeden yanıt verdi. "Tatlım o konuda CV'im pek parlak sayılmaz." dedi. Jisoo'ya taş attığını bilmeyeniniz yoktur diye düşünüyorum.

"Ama bence..." Dy'a doğru eğildi. "Bence birinin seni sevmesi için kendini değiştirmemelisin. Sadece, kendin ol. Seni olduğun gibi seviyorsa o doğru bir insandır." dedi.

Göz ucuyla Jisoo'ya baktım. Öyle gözükmese de pür dikkat Rosé'yi dinliyordu. Ama bir şey söylemedi.

Rosé, Dy ve Jisoo oturmaya devam ederken masayı toplamak için hareketlendim. Bugün haftasonu olduğundan oldukça doluyduk ve elemanlarımı kendime servis ettirmek için kullanmayı sevmezdim. Kendi işini kendi yapan ve bundan zevk alan biriydim daha çok. Birkaç tabağı elime aldım, Lisa da yavaşça kalkarak kendisinin ve Jisoo'nun tabağını aldı.

Mutfağa doğru arkamdan geldi ve elindekileri benim bıraktığım tezgaha bıraktı. O burayı ezbere bilirdi. Günlerimiz hatta yıllarımız geçmişti burada. O yüzden yabancısı değildi restoranın içinin de dışının da.

Çıkmadan, arkamdayken sessizce bir şey mırıldandı. "Eline sağlık." dedi.

Yemeği benim yaptığımı tabii ki anlamıştı, bunu biliyordum. Bu yemeğin en çok benim yaptığım versiyonunu severdi. Sanırım tarifte bir şeyler değiştirdiğimden, Lisa'nın sevdiği gibi daha çok baharat eklediğimden seviyordu.

Yavaşça arkamı dönüp gülümsedim. Bir şey demedim, o da demedi. Sustum sadece, o da konuşmadı. Sessiz bir şekilde ikimiz de birkaç dakika durduk. Aramızdaki sessizliği içeriye alacaklı gibi giren Dyanne bozmuştu.

"Anne! Çabuk gelin! Rosie teyzem Jisoo teyzemi makamt (nakavt) ediyor."

Hızla minik adımlarla Lisa'nın önünde durdu ve hem benim hem de Lisa'nın elinden tuttu. Bu kelimeyi nerden duymuştu bilmiyorum. Ve ne anlamda kullandığını da... O kadar şaşırtıyordu ki beni son aylarda. Sanırım bu onun büyümeye ve hayatı tanımaya başladığının göstergesiydi.

Lisa önce bana döndü. Sanırım kullandığı kelimeye şaşırdığı için yapmıştı bunu. Ben de dudaklarımı büzdüm ve onun gibi şaşkınca baktım.

"Hadi yaa!" diye bir kez daha çekiştirdi bizi Dyanne.

Pes ettik ve merakla onu takip edip Jisoo ve Rosé'nin yanına geldik. Yanlarına vardığımızda ikimizde sandalyelere oturduk ve hararetle tartışan ikiliyi izledik.

"Ya, istemiyorum diyorum." diyordu Rosé bıkkınlıkla.

"Tamam ama bu profesyonelce değil Roseanne." diye yanıt verdi Jisoo.

"Profesyonel olmak istemiyorum belki?"

"Noluyor?" diye araya girmek zorunda kaldım. Bu ikiliyi yalnız bırakmak bizim hatamızdı belki. Birbirlerine bulaşmadan on dakika geçirmek onlar için zor bir şeydi.

"Ya Nini." diyerek bana döndü Rosé. "Baro bana bir müvekkil atamış ama avukatlığını yapmamı istedikleri adam pisliğin teki." dedi.

23 | jenlisaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin