3 | deli kadın

2.1K 143 157
                                        

BÖLÜM 3 | DELİ KADIN

6 YIL ÖNCE

yine her zamanki gibi restoranımda oturmuş gelen müşterileri izliyordum. bugün cumartesiydi ve mekan normalden daha doluydu. hafta içi de iyi bir işleyen mekan olsa da hafta sonları daha bir dolu oluyor, oturmaya yer bulunamıyordu.

bu mekan diğer mekanlarla birleşik bir restoran zinciri. babamdan kalan miras hepsi. artık yaşlanınca kendisinin yorulduğunu ve sadece sırt üstü yatmak istediğini söylemişti. yani evet, tüm her şeyi benim üzerime atarak evde keyif yapıyordu.

22 yaşında bir patrondum.

"jisoo, jisoo!"

beni düşüncelerimden ayıran, oldukça yüksek gelen bir sesti. benimle birlikte mekanda olan bazı kişiler de kafalarını onlara çevirmişlerdi, ama kız onları umursamıyordu.

"bunlar kim?" diye sordum yanında duran jackson'a. jackson garsonlarımızdan biriydi.

"ah, bilmiyorum ama rezervasyon yapan kadının ismi lalisa manobal. galiba şu siyah saçlı ve uzun olan kadındı. arkadaşının doğum günüymüş, ondan."

jackson'ın açıklamasına kafa salladım ve tekrar bakışlarımı onlara çevirdim.

"bugün dünyanın en iyi avukatı kim jisoo doğmuş."

aynı kız etrafında bir tur dönerek dizinin üzerine çöktü ve eliyle oturan kızı işaret etti. masada sadece ikisi vardı, böyle bir doğum günü kutlaması için biraz az gibilerdi.

onun bu hareketi yüzümde gülümseme oluşmasına neden oldu. çocuksu bir enerjiye sahipti, en azından buradaki bakış açımdan bunu diyebilirdim.

"lisa, tamam, insanlar bakıyor." oturan ve lisa adlı kızın aksine daha sakin ve olgun görünen kız dedi.

lisa yerden kalkarak onun yanına oturdu ve yanağından bir makas aldı. "bırak duysunlar, hayatlarında kaç kere dünyanın en iyi avukatını görecekler?"

sanki herkesin duyması için oldukça yüksek sesle söylüyordu. jisoo adlı kız onun omzuna vurarak güldü.

aralarındaki ilişki oldukça tatlı gözüküyordu, chaeyoung ve kendim gelmiştim aklıma, onları izlerken.

geldikleri anın coşkusuna kıyasla yemeklerini daha sakin bir şekilde yediler. ben diğer müşterilerle ilgilenirken aynı kızın bize doğru yaklaştığını fark ettim. yüzünde çapkın denebilecek bir gülümseme vardı.

"merhaba." dedi neşe dolu bir sesle. enerjisi yüksek biriydi, artık bundan emin olmuştum.

"merhaba." dedim ben de aynı şekilde. yüzündeki gülümsemeyle etrafa baktı.

"ben bir pasta sipariş etmiştim. onu alabilir miyiz?" yüzünde çapkın gülümsemesi olsa da, nazik bir şekilde sormuştu.

"tabii." ona kafa sallayarak bakışlarımı yanda duran ve bardakları bezle kurulayan jackson'a döndüm.

"jackson, lex'e söyler misin hanımefendiler pastalarını istiyorlar."

jackson elindeki bardağı bırakarak ellerini önlüğüne sildi, işaretle orta parmağını birleştirerek kafasına yaklaştırdı ve selam verir gibi yaptı.

"tabii patron."

o içeri giderken lisa ile birlikte onun arkasından baktık. tekrar kafamı çevirdiğimde yine aynı gülümsemesiyle beni izlediğini gördüm.

23 | jenlisaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin