53 | evren

1.7K 107 176
                                        

BÖLÜM 53 | EVREN

FLASHBACK - Jennie'den

Paris'te ilk haftalarım. Günlerim aslında hem bomboş durmakla, hem de bu boşluğu doldurmaya çalışmakla geçiyor. Saat gecenin bir yarısı. Kendimi Paris'in ışıltılı sokaklarına, yazdan kalma bir bahar gecesine, kendini kaybedenlerin, kendini kaybetmek isteyenlerin ve belki de kendini bulmayı isteyenlerin arasına bırakıyorum.

Müzik sesi o kadar fazla ki düşüncelerimin sesini bastırıyor. İnsanlar dans ediyor, kimisi bir köşede sessizce oturuyor, kimisi de bir başkasında bir yer arıyor. Böyle yerler, yani gece kulüpleri, barlar benim pek tarzım değil. Değildi, çünkü kendimi bildim bileli ben 'onu' seviyordum. Onunla birlikteydim, onunla dağılır, onunla toparlanırdım. Böyle eğlence yerleri, bizim için nadiren gerçekleşen aktivitelerden biriydi. Belki de sadece ilk zamanlarımızda.

Hatırlıyorum, birinci yılımızın sonlarında ansızın New York seyahatine karar verip, gecelerimizi her gün başka mekanlarda, hiç bilmediğimiz barlarda geçirmiştik. Dünyada sadece ikimiz var gibiydik. Müziği duyardık ama diğerlerinin duymadıklarını sanırdık. Dans ederdik ama diğerleri görmüyor diye düşünürdük. Birbirimizi öperdik, diğerlerinin dünyasından ayrı bir dünya yaratıp,, bu dünyadan arınıp... sadece ikimize ait evren içinde dolaşırdık.

Şimdiyse, bu kulüpteki her yüzü görüyorum. Her şarkıyı onlar gibi duyuyorum, her dansımı onlar gibi ediyorum. Onlardan hiçbir farkım yok. Buraya gelen yalnız, kimsesiz ve belki kalbi kırık kadınlardan biriyim yalnızca. Onlar gibiyim. Artık özelliğim yok. Özelim de. Beni dünyada tek hissettiren o sevgi yok. Ayaklarımı yerden kesen, zihnimi kendiyle doldurup taşıran, kanımda adrenalini sağlayan heyecan yok.

'O' yok çünkü artık.

Kalbimi iyileştiremiyorum. Onun çabalamaya başladığı süreçte kalbimin durmadan bana ne kadar kırıldığını hatırlatması, zihnimin ona destek çıkmak istercesine bana durmadan kötü anıları anımsatması,, karşımda geçmişteki aşkla gözlerimin içine bakan bir kadın. Gitmek istediğini söyleyen ben.

Öyle güçsüzüm ki. Öyle güçsüz hissediyorum ki... Mücadele edemiyorum. İçimde bir yerlerde bu eski aşkı isteyen bir ses, gitmemi söyleyen bir diğer ses... Affedememek. Geriye dönememek. Ona hem kırgın hem kızgın olmak. Bir evrenin kendi içine çöküp böyle yok olacağını hiç düşünmezdim. Artık evrenimiz yok.

Adımlarımı kimsenin olmadığı bir masaya doğru yönelttim. Birkaç kokteyl, birkaç shot ve bir kadeh viski istedim. Bazı kadınlar ve bazı adamlar müziğe kendini bırakıp dans ederken onları izledim. İçinde aşk olmayan bu insanları. Aşk istemeyenleri, belki de ben de artık bunlardan biriydim.

Biraz cesaret toplarsam onların arasına karışabilirdim. Tanımadığım insanlara dokunup, yarın hatırlamayacağım geceler yaşamaya, sadece bir gecelik iyi hissetmeye istekli olabilirdim.

Sadece bir gece, birinin beni severek uyutmasını isteyebilirdim. Gözlerimin ne kadar güzel olduğunu duymak, ellerimin ne maharetli olduğunu, sesimin, ağzımdan çıkan her cümlenin onun aklını başından aldığını bilmek, hiç bitmeyecekmiş gibi sevilmeye razı olmak isteyebilirdim. Hiç kırılmayacakmış gibi, kendimi birine bırakmaya, dünyanın ayaklarımızın altından kaymayacağına inanmaya, sadece bir gece birinin kadını olmaya...

Onun sevdiği gibi sevilmeye- Ve aynı zamanda onun kırdığı gibi kırılmamaya...

Belki de ondan tamamiyle farklı birinin olmaya, istekli olabilirdim. Daha kısa boylu birine, daha az komik, daha az çekici, daha az inatçı... Elleri daha küçük birine, dudakları daha tatsız, teni daha az parlak, kokusu... Kokusu ona hiç benzemeyen. Hem kadını, hem usulca saçlarını okşayabileceği bir kedi olmadan ben, sadece bir geceliğine başka bir Ruby olabilmeye istekli olabilirdim. Daha kızgın bir Ruby'e, daha kırgın, daha sert, daha acıtıcı, daha dağınık...

23 | jenlisaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin