Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
14. Mutlu ve Hüzün
"...Çünkü biliyorum; mutluluk ve hüzün buluşursa eğer, bütün sıkıntılar geçer!"
***
Fizik tedaviye erkenden gelen Kenan, arka bahçede, Elif'in diktiği kavak ağacının biraz ilerisinde, tekerlekli sandalyesinde oturmuş, hastanede dolaşan insanları izliyordu.
Tam o sırada, sandalyesinin yanındaki banka, birisinin oturduğunu hissetti ve kafasını o tarafa çevirip, kim olduğuna baktı.
Bir kadın oturmuştu yanına. Tanıdık bir sima olmadığını fark edince, tekrardan önüne dönüp, insanları izlemeye devam etti. O sırada kadın konuştu;
"Selam, ben Melodi!" dedi, enerjik sesiyle.
Tekrardan kadına baktı, Kenan. Tanımadığı bir kadının kendisini tanıtmasından rahatsız olmuştu, bu yüzden hiçbir şey söylemedi ve önüne döndü.
Bu duruma aldırmayan Melodi, konuşmaya başladı. "Sizi, etrafınızdaki insanları özenerek izlerken gördüm, bu yüzden yanınıza gelmek istedim. O insanlara özenerek bakmayın bence, çünkü hiçbir hayat mükemmel değildir."
Kenan'ın tekerlekli sandalyesini işaret etti. "Siz yürüyemiyorsunuz diye, hayatınız berbat değildir. Mesela ben, benim adım Melodi. Melodi, ezgi demekmiş. Ben yıllar önce hayatın ezgisine küstüm ya da o bana küstü, bilmiyorum" dedi ve son söylediğine güldü.
"Ne garip, bir zamanlar sevdiğim şeylerin sesini artık duyamıyorum ama bu durum, beni çok üzmüyor açıkçası. Üzmeme sebebiyse artık hissedemediğim bir duygu olması değil, payıma düşen acının bu olması," diye ekledi.
Bir süre Melodi'ye baktı, Kenan. Az önceki tavırları yüzünden utanç duymaya başlasa bile, hiçbir şey söylemedi. Melodiyse aldırmadı, tekrardan konuşmaya başladı.
"Hayat, her zaman güzel olmaz. Biz insanlar her zaman mutlu olmak isteriz fakat mutluluğun verdiği güzelliği hissedebilmek için, acıyı bilmemiz gerekmez mi? Yoksa, mutluluk çok sıradan gelirdi bizlere ve biz bir gün, mutluluktanda sıkılırdık."
Bir süre soluklandıktan sonra konuşmasına devam etti. "Gül bahçesindeki dikenlerin yaşattığı acı hissine değil, güllerin yaşattığı mutluluk hissine odaklanmalısınız," dedi. Oturduğu banktan kalktı ve gitti.
Tekrardan tek kalan Kenansa düşünmeye başlamıştı. Gül bahçesindeki diken, yürüyememesi ve mesleğine devam edememesiydi. Fakat, güller kimdi?