Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
6.Sessiz Bir Veda
"Zaman geriye akmıyor, keşkelerimiz silinmiyor, kaybettiklerimiz geri gelmiyor."
***
Erkenden kalkmıştı Veysel, hazırlamaya başladığı sürpriz için çok çalışması, az uyuması gerekiyordu.
Tepsiye bir kahvaltı sofrası hazırladı ve eline geçen ilk kağıda 'Birkaç işim var, hemen geleceğim. Yemeğini güzelce ye, bir şey olursa beni ara!' yazdı ve kağıdı tepsinin bir kenarına koydu. Daha sonra yaptığı çayın altını kapattı ve soğumasın diye termosa koydu.
Hızlıca abisinin odasına gitti, taşımakta zorlandığı tepsiyi yavaşça komidinin üstüne koydu ve sessizce çıktı odadan.
Tam evden çıkacakken, dönen başıyla duvara tutundu. Çok yorulmuştu, günlerdir doğru düzgün yemek yiyemiyor, ağrıları yüzünden de uyuyamıyordu. Bedeni her ne kadar yorulsada hazırlayacağı sürprizin abisini ne kadar mutlu ediceğini düşünüyor ve bu sayede ayakta durabiliyordu.
Yine aynı şeyi yaptı, "Şu sürpriz işini bir halledeyim, sonra güzelce dinlenirim," dedi ve çıktı evden.
İlk durağı çiçekçinin eviydi. Birkaç dakika içinde eve ulaşmış ve deli gibi zile basmaya başlamıştı. Çiçekçi açtı kapıyı ve sinirli bir sesle, "Ne var be, sabah sabah?!" dedi.
"Abi, ben çiçek siparişi vericektim. İki güne hazır olması lazım, yapabilir misin?"
Şaşkın bir sesle, "Geçmiş olsun Veysel, siz ne zaman çıktınız hastaneden?" diye sordu. Veyselse "Geleli çok olmadı ama konumuz bu değil. Benim çok acil bir sipariş vermem lazım," dedi.
"Tamam, söyle siparişini," dedi ve hemen yan tarafındaki masada duran kağıt kalemi aldı.
"Bana: mimoza çiçeği, sümbül, kır çiçeği ve papatya lazım. Eğer varsa değişik renkli saksıların içine koyar mısın abi?" dedi.
"Yaparım. Çiçekler hazır olunca da seni ararım, gelip alırsın." Başıyla onayladı ve tekrar yola koyuldu Veysel.
Sıradaki durağı oyuncakçının eviydi. Birkaç dakikalık yoldan sonra hedefine ulaşmıştı, tam zile basacağı sırada oyuncakçı kapıyı açmıştı. Kapıda Veysel'i gören oyuncakçı, "Hayırdır Veysel, sabah sabah burada ne işin var?" diye sordu.
"Abi, bana bir sürü balon lazım. Mavi, sarı, yeşil, siyah ve beyaz renk olmalı. Mümkünse şekli düz, ipleri uzun olmalı. Bir de iplerin uçları çeşit çeşit kurdelelerle sarılı olmalı, yapabilir misin?"