0.9

320 31 16
                                        

Draco Pansy ve Blaise tarafından aceleyle hastane kanadına götürüldüğünde saat gece üçü henüz geçmişti.

Blaise arkadaşını bir hastane yatağında yatırırken Pansy Snape'i bulmak için okulun içinde kaybolmuştu.

Poppy Pomfrey kendisine getirilen çocuğu gördüğünde derin bir iç çekti. İksirleri ve diğer eşyalarını hazırda tutarken çocuğun üzerindeki yırtılmış giysileri çıkartmak için acele etmişti.

Blaise endişeyle arkadaşına baktı. Pomfrey onu kovmaya çabalamak için uğraşmadı, çocuğun yüzündeki endişeyi görebiliyordu.

Severus Snape, Lily Black, Regulus Black-Potter hastane kanadına aynı anda girdiler. Snape yatağın yanında yerini alırken Lily iksirler konusunda yardımcı olmak için Pomfrey'in yanına geçmişti.

Regulus gözlerine yansıyan bir endişeyle yatakta uzanan çocuğa baktı. "İyileştirme büyüleri hâlâ işe yaramıyor."

Karın bölgesinde yer alan derin bir kesik vardı. Sanki kılıçla yapılmış bir yara gibi dursa da kimse onun ne izi olduğunu tam olarak anlayamıyordu. "Acısını hafifletecek iksir verebilirim ama yaraya müdahale edemem."

Lily kadını yavaşça kenara ittirirken çocuğun yatağına oturdu. "Ben ederim."

Daha önce bir Potter'ın ellerinden geçmiş olan muggle ilk yardım çantasını aldı. Harry'nin yaptığının aksine eğik bir iğne ve misinayı andıran ince bir iple çocuğun yarasına müdahale ederken Pomfrey gördüğü şeyleri midesi almıyormuş gibi geri çekilmişti.

Lily Draco Malfoy'un yarasını hızlı hareketlerle dikti. Çocuğun yarasının üzerine ilaç sürerek bandajlamaya çalışırken sarışın çocuğun belli belirsiz mırıldanmaları kulağına ulaşıyordu. "Harry."

Lily ellerini hızlandırdı.

Dakikalar sonra ise ellerini geriye çekmiş, çocuğu bırakmıştı. "Bu böyle devam edemez Reg." Bakışları yakın arkadaşına döndü. "Bir şeyler yapmak zorundayız."

Regulus yavaşça başını sallayarak onu onayladı. "Yapacağım. İki gece sonra, yarası daha iyi olduğunda lanetin etkilerini azaltacak bir fikrim var."

Pomfrey Draco'ya ihtiyacı olan birkaç farklı iksiri içirirken arkadaşlarına yatakhaneye dönmeleri söylendi. Profesörlerin de yardımıyla çocuklardan kurtulan Pomfrey yatağın etrafındaki perdeleri çekerek Draco'yu baygın bir halde dinlenmesi için bıraktı.

Ertesi sabah yemek salonunda Slytherin ekibinden yalnızca iki kişi vardı. Harry büyük salona girdiğinde gözlerini Slytherin masasında gezdirmek için bir an bile beklememişti. Fakat görmeyi umduğu kişi yoktu.

Pansy ve Blaise Harry'nin görüş açısına girerken keyifsizce oturan iki arkadaşa baktı. Hemen ardından gözleri büyük salona yeni giren Chris ve Antares'i buldu. "Ant!"

Harry kardeşini yanına çağırırken ikisinin de durgun göründüğünü fark etmişti. "Neyiniz var çocuklar?"

Antares omuz silkmekle yetinirken Harry Chris'e döndü. "Ben Draco'yu soracaktım. Nerede o?"

Chris gözlerini kaçırdı. Uyumamış gibi duruyordu ve fazlasıyla yorgun görünüyordu. "Hastane kanadında."

"Neden?" Harry'nin aklına başka bir yaralanma vakası gelirken Chris başını iki yana salladı. "Bilmiyorum, uyku iksiri almaya gittiğini söylediler ama hâlâ ortalıkta yok. Pomfrey bizi oraya almıyor."

Harry Slytherin masasına ufak bir bakış atarak çocuğun düzgünce şekillendirilmiş saçlarına dokundu hafifçe. "Ben gidip Draco'yu görürüm, sonra size haber veririm olur mu?"

Gris ÉmeraudeHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin