Harry elindeki küçük bir şişeyi eşyaları arasında gizlerken Ron dikkatle onu izliyor, olur da Harry'nin bu şişeyi gerekli yere götürme şansı olmazsa Ron onun yerine geçeceği için dikkatle arkadaşının ellerini takip ediyordu. "Kırmızı tişörtün altında bak." Arkadaşının yerini iyice anladığından emin olmak için tekrar tekrar konuştu Harry. "Anladım Harry. Yüz kere söyledin."
Harry Ron'un isyanına karşılık gözlerini devirdi. "Sonra bulamadım deme de."
"Demem demem." Ron arkadaşının omzuna kolunu atarak onu odanın çıkışına yönlendirmişti. Altı gencin yaptığı küçük operasyonun üzerinden bir hafta geçmişti.
Harry operasyonun ertesi günü babasının odasına çağrılmıştı. Draco ve Harry'nin bakanlık binasına gittikleri James'in kulağına ulaşmıştı ve James, normal şartlarda haylazlık destekleyici olsa da Sirius meselesinden sonra ölmek istemiyorsa Regulus'tan bir şey saklamaması gerektiği konusunda uyarılmıştı.
Babasının tehlikeli sorularının arasında ise Harry, daha önce yaptıkları anlaşmaya uyarak tüm suçu Draco'ya yıkmıştı. Draco Harry'e bunu yapması için söz verdirmişti.
Regulus'un odasından gönderildiğinde, kendisinden hemen sonra Draco'nun oraya çağrıldığını biliyordu. Sözleştikleri gibi hafızası yerine geldikten sonra babasını kendilerinden uzak tutmak için gözünü korkutmaya gittiğini anlatmıştı Draco.
Regulus ise buna inanmıyordu. Eğer planı yapan Harry olsaydı sonunu düşünmez, anlık çözümler bulup Lucius'a bela olabilirdi ancak söz konusu kişi Draco'ydu. Bir Slytherin öğrencisiydi, bu kadar kısa ve sade bir plan yapamazdı.
Yine de Draco kendini ve planını ele vermeden Regulus Black'i atlatmıştı. Bu bile Regulus'un canını sıkıyor, gözden kaçırdığı bir şeyler olduğunu hissettiriyordu.
Eğer babası gerçekten bir şeyden şüphelenmemiş olsa, Harry yine onun odasına çağrıldığı haberini almazdı.
Yanındaki arkadaşına ufak bir bakış attı. "Sen git, ben babama bakıp geleceğim."
Ron, kararsız bakışlarla bakıyor olsa da sakince arkadaşını onaylamış, arkadaşlarıyla buluşmak için bahçeye doğru ilerlemişti.
Harry babasının kapısını yavaşça çaldı. Gir sesini beklemeden içeriye girip kapıyı arkasından da yavaşça kapatmıştı. "Beni çağırmışsın."
Regulus dikkatli bakışlarla oğlunu süzerken başını hafifçe sallamış, onaylayıcı bir mırıltı çıkartmıştı dudakları arasından. "Hm."
Harry babasının tepkisine karşılık sessizce odadaki deri koltuğa oturmuştu. "Bir şey mi oldu?"
"Bir şey mi olması gerek?" Evet, babası onu resmen sorguluyordu. "Hayır, olmalı mıydı?"
"Önceden beni ziyaret etmek için sebep aramazdın."
"Hâlâ sebep aramıyorum baba." Harry iyi rol yapmak için elinden geleni fazlasıyla yapıyordu. "Ama altıncı sınıfım bitmek üzere, sınavlarım ve uğraşmam gereken ödevlerim var biliyorsun. Ayrıca Draco ve arkadaşlarım çok zamanımı alıyor." Babasının hâlâ aynı sorgulayıcı tavırla kendisine baktığını fark ettiğinde, son kozunu da ileri sürdü. "Üstelik sen beni görmek istemezsin diye düşünüyordum."
"O ne demek James?" Regulus şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. Oğlunu izlerken düşündüğü şeyi çoktan arka plana atmış gibiydi. "Neden seni görmek istemeyeyim?"
"Hani kızgındın ya bana. Ondan dedim." Harry hüzünlü ve utangaç bir şekilde başını eğdi. "Yanlış yaptım, senden bir şey saklamamalıydım ama babam ve annem çok ısrarcı oldular. Üstelik senin iyiliğin için olduğunu söylediler. Ben çok arada kalmıştım ve ne yapacağımı bilemedim."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gris Émeraude
Fiksi Penggemar{Drarry} "Sana ait olan seni bulur derler, beni bulman uzun zaman aldı." Harry'e göre hayatı oldukça iyi bir şekilde ilerliyordu. Her daim yanında olan büyük bir ailesi, aralarından su sızmayan bir arkadaş grubu ve çocukluğundan beri hayallerini sü...
