Draco yapması gerekenleri yaptığında, karşısındaki arkadaşına son bir bakış attı. "Teşekkürler dostum." Kolları, tanıdık bedeni kucaklarken sarıldığı kişi abartılı bir iğrenmeyle onu ittirmişti. "Saçmalamayı kes de sevgilisinin evine dön hadi."
Draco kısık sesle bir kahkaha atarak karşısındaki bedeni serbest bıraktı. "Bence sen çabucak dön, Ron'un ailesi nereye kaybolduğunu merak edecekler."
Blaise eğlenceli bir tavırla sırıtarak omuz silkti. "Onlara neden tuvalette yarım saat geçirdiğimi açıklamak için inandırıcı bir şeyler bulmalıyım."
Blaise ve Draco eğlenceli bir tavırla vedalaşırlarken Draco Harry'nin yanına, Blaise ise hafif bir suçluluk duygusuyla sevgilisinin evine cisimlenmişti.
Eğer Ron kendisine emanet edilmiş olan bir şeyi, sevgilisinin çaldığını öğrenirse, Blaise ile yaklaşık on yedinci kez ayrılacaklardı.
Draco Harry'nin odaya dönmemiş olduğunu umuyordu. Yine de doğrudan odaya cisimlenmedi, yatak odalarının olduğu koridorda bir anda belirirken birkaç saniye etrafı dinledi.
Alt kattan konuşma sesleri gelmeye devam ediyordu, belli ki Regulus ve James hâlâ Chris ve Antares'le ilgileniyorlardı.
Draco küçük adımlarla Harry'nin odasına doğru ilerledi. Kapıyı yavaşça açarken arkası kapıya dönük bir halde giyiniyor olan Harry, yavaşça başını çevirmişti. "Draco, neredeydin?"
Draco Harry'e bakarken belli belirsiz omuz silkti. Siyah bir eşofman ve beyaz bir tişört giymekte olan sevgilisi, üzerindeki tişörtü çekiştirirek açık kalan göğsünü kapatırken Draco'ya bakarak yavaşça tek kaşını kaldırmıştı. "Malfoy?"
"Hm?"
"Neredeydin?" Harry ıslak saçlarını kurutmak için elini rastgele havada salladı. Hafifçe kabaran dağınık saçları tamamen kuru bir halde dalgalanırken Draco tekrar omuz silkmişti. "Konuşmaları devam ediyor mu diye merak etmiştim." Hafifçe başını salladı. "Karışmayalım dedik ama ne bileyim, biraz tuhaf hissettim."
"Bir şey olduğu yok sevgilim." Harry tatlı tatlı gülümsedi. "Biz konuşmaya çalıştık ama olmadı, babamın dediği gibi kardeşler bazen yetersiz gelebilir."
"Umarım çabuk biter konuşmaları."
"Sen duşa gir hadi." Draco'yu omzundan tutup hafifçe iterek yürüttü. "Ben de inip bir bakayım ne haldeler."
"Tamam." Draco sevgilisinin kafasını yeterince karıştırdığını bilerek yavaşça başını salladı. Küçük adımlarla banyoya ilerlerken Harry'nin alt kata indiğini belli belirsiz duymuştu.
Draco banyodan çıkarak sevgilisinin odasına dönerken eliyle ıslak saçlarını karıştırıyor, bir miktar kısaltmış olduğu saçlarını kurutuyordu.
Draco, duş almış ve tamamen evde olma rahatlığına kavuşmuş bir halde merdivenlerden aşağı indi. Yavaş adımlarla salona doğru yürürken sessizleşen ortamı dinliyordu.
Üç kişilik koltukta yan yana oturan James ve Regulus, Draco'yu görünce gülümsediler. "Nasıl, duş almak iyi geldi mi?"
Draco gülümseyerek başını salladı. "Evet çok daha rahat hissediyorum." Gözleri etrafta gezindi. Merakla tekrar yetişkinlere döndüğünde, Regulus onu silkerek kocasına yaslanmıştı. "Antares ve Chris dışarıdalar, bahçeye çıktılar. Harry de mutfakta."
"Konuşma nasıldı?"
"Harry ile daha önce böyle bir konuşma yapmamız gerekmediği için acemiceydi." James sakin bir şekilde eşine sarıldı. "Umarım kendimizi doğru ifade edebilmişizdir."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gris Émeraude
Fanfiction{Drarry} "Sana ait olan seni bulur derler, beni bulman uzun zaman aldı." Harry'e göre hayatı oldukça iyi bir şekilde ilerliyordu. Her daim yanında olan büyük bir ailesi, aralarından su sızmayan bir arkadaş grubu ve çocukluğundan beri hayallerini sü...
