Harry haftasonu olmasının getirisiyle son derece boş ve sakin olan Gryffindor ortak salonunda oturmuş, Ron ve Hermione'nin gelmesini bekliyordu.
Draco'nun yaptığı planın ilk aşamasını bugün faaliyete geçireceklerdi ve Harry fazlasıyla gergin hissediyordu.
Duyduğu adım sesleri yüzünden başını çevirdiğinde, Ron ve Hermione'nin kısık sesle bir şeyler konuşarak ortak salona girdiklerini görmüştü.
Harry onların gelişiyle ayağa kalkarken Ron arkadaşının onları gördüğünü fark etmiş, elini kaldırarak yanlarına gelmesini işaret etmişti.
Harry ayak ucunda duran çantasını almak için birkaç saniye oyalandı. Çantasını alarak arkadaşlarına doğru hızlı adımlarla yürüdüğünde, üç Gryffindor yatakhanelerinden çıkmışlardı.
"Profesörler okulda değil değil mi?" Hermione planda bir sorun çıkmaması adına Harry'e dönüp aynı şeyi yaklaşık onuncu kez teyit ettirirken, Harry gözlerini devirmişti. "Evet Herm, babam ve annem Sirius'u görmek için okuldan ayrıldı. Antares ve Chris de onlarla gitti."
Antares amcasını görmeye gitmek için fazlasıyla hevesliydi. Regulus Harry ve Antares için izin alırken Harry'nin arkadaşlarıyla beraber yaptığı plandan habersizdi.
Harry babasına onlarla gelemeyeceğini, Sirius'a geçmiş olsun dileklerini iletmelerini istemişti. Lily herhangi bir şeyden şüphelenmezken, Regulus oğlunun bir işlerin peşinde olduğunu anlamıştı. "Babamın dikkatini çektik ama, o konuda dikkatli olmalıyız."
Her ne kadar Harry dikkat çekmemek için ailesiyle gidebilecek olsa da Draco'yu yalnız bırakmaya kesinlikle karşıydı. Babasının teklifini o reddettiği için, Antares'in ısrarıyla Chris Harry'nin yerine geçmişti. "İyi oldu ama, Chris gitmseydi Antares de vazgeçebilirdi. İkisini de okuldan uzaklaştırmış olduk."
Üçlü, hızlı adımlarla okul binasından ayrılırken, yasak orman yakınlarında kendilerini bekleyen arkadaşlarına yetişmek için acele etmişlerdi.
Slytherin grubu Gryffindorlardan daha sakin bir şekilde yasak ormanın girişinde onları bekliyordu. Her ne kadar Gryffindorlar cesaretleriyle biliniyor olsalar da gizli işler çevirmek konusunda çok yetenekli değillerdi. Slytherinler ise planın bu kısmında devreye giriyordu.
Draco Malfoy, Pansy Parkinson ve Blaise Zabini siyah büyücü cübbeleri arasında ağaçlık alanın yanında beklerken görmezden gelineneyecek bir soğukkanlılık ve özgüvenleri vardı.
Draco asasını elinde çevirip duran esmer arkadaşına alelade bir bakış attı. Pansy tırnaklarına sürdüğü ojelerine üflerken soğuk bir bakışla çimenliklere bakıyordu. "Ayrıldığımız andan itibaren herkes yanındaki Gryffindor'dan sorumlu olacak." İki arkadaşının bakışları da ona doğru dönerken Draco ciddiyetle bakmıştı gökyüzüne doğru. "Gerilebilirler, panikleyebilirler." Aklına gelen üçüncü bir ihtimal hafifçe gülümsemesine sebep olmuştu. "Ya da olur olmadık birine sataşabilirler. Onlara sahip çıkın."
"Anlaşıldı."
"Sorun çıkmayacak."
Üç Slytherin duydukları adım sesleriyle birlikte bakışlarını patika yola çevirdiğinde, bahsi geçen Gryffindorların kendilerine doğru yürüdüklerini görmüşlerdi. "Babam bakanlıktan izin almış." Harry planın dışında tutulması gereken kişileri -neredeyse tamamının ortak noktası kendisi olduğu için- kontrol etmekle görevliydi. "Sirius'un yanında olacaklar. Kontrol dışındaki tek kişi Snape." Bakışları sevgilisine doğru döndüğünde, Draco yavaşça başını sallamıştı. "Snape bugün okulda kalacak. Bunu garantilemek adına ona birkaç sürpriz bıraktım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gris Émeraude
Fanfiction{Drarry} "Sana ait olan seni bulur derler, beni bulman uzun zaman aldı." Harry'e göre hayatı oldukça iyi bir şekilde ilerliyordu. Her daim yanında olan büyük bir ailesi, aralarından su sızmayan bir arkadaş grubu ve çocukluğundan beri hayallerini sü...
