Harry herkes derslikten çıkarken babasının masasına doğru koşmakta geç kalmadı. Regulus arkası dönük bir şekilde eşyalarını toplarlarken arkasında beliren çocuğun varlığıyla yavaşça başını çevirdi. "Draco nasıl baba?"
Regulus çantasını masasının üzerinde bırakarak arkasını dönmüştü. "Hâlâ uyuyor."
Harry tereddütle karşısındaki adama bakarken Regulus'un bakışlarındaki rahatsız edici duygular yüzünden başını hafifçe eğmişti. "Üç gün oldu neredeyse, hâlâ uyuyor olduğu için endişelendim."
"Anlıyorum, yakında uyanacağını düşünüyorum endişelenme." Yavaşça masasından ayrılıp oğlunu arkasında bırakarak kapıya doğru yürümüştü. Harry babası arkasını dönüp giderken sıkıntıyla oflamıştı.
Regulus Draco baygın bir şekilde koltukta uyurken ona affedilmez laneti yaptığını söylemek için James'i aramıştı. Tüm o hengamenin arasında Sirius'un başına gelenleri öğrendiğinde etrafındaki herkes için zehir gibi günler başlamıştı.
Önce hastaneye gitmiş, Sirius'u ziyaret etmişti. Annesinden öğrendiğine göre babası ve Remus'a zor anlar yaşatan Regulus, okulda Lily ve Harry'i de bir şeyler gizlediklerine pişman etmeyi kafaya koymuştu.
Harry babası kendisine mesafeli davranırken ne yapacağını bilemiyordu. Daha önce Regulus ona hiç kırılmamıştı.
Söylenerek sınıftan çıktı. Kapıda kendisini bekleyen iki arkadaşına doğru ilerlerken Hermione anlayışlı bir tavırla arkadaşını karşılamıştı. "Sana hâlâ tavırlı mı?"
"Evet." Harry bıkkınlıkla ofladı. "Çok soğuk davranıyor, sıradan bir öğrenciymişim gibi."
"Profesör Regulus sıradan öğrencilere bile sıcak davranıp herkesle ilgilenen biri Har-" Hermione Ron'un karnına dirsek atarak arkadaşını susturdu. Harry onun yarım kalan cümlesinden sonra başını koridor duvarına yaslayarak yerinde tepindi. "İşte! Bir öğrenci olarak bile görmüyor şu an beni!"
"Yani, objektif olmaya çalışırsak haklı gibi." Ron ikinci kez Hermione'nin darbelerine maruz kalsa da konuşmaya devam etmişti. "Profesör Regulus'un söz konusu sevdiği kişiler olunca nasıl tehlikeli birine dönüştüğünü en iyi sen biliyorsun, en başından bu işe bulaşmaman gerekirdi."
"Biliyorum biliyorum!" Harry duvara yasladığı kafasını geriye çekti. "Ama ne yapabilirdim ki! Annem bombayı kucağıma bırakıp çekildi. Gidip Regulus'a söylesem bu sefer de annem ve babamla sorun yaşayacaktım."
"Hangisi daha kötü bilemedim."
"Regulus ile sorun yaşamak hepsinden beter Herm." Harry arkadaşlarının arasından geçerek koridorda yürümeye başlarken pişmanlıkla başını sallamıştı. "Çenemi tutacağım an'a denk gelmiş resmen inanamıyorum kendime."
Ron kısık sesle bir kahkaha atarak Harry'e yaklaştı. Arkadaşının boynuna kolunu dolarken omzuna hafifçe vurmuştu. "Bu kadar dramatik olma Harry. Regulus'un sana kıyamadığını hepimiz biliyoruz. Seni bir daha ondan bir şey gizleyemeyecek kadar korkuttuktan sonra seni affeder."
"Affeder değil mi?"
"Tabii ki. Hem sen biraz da sevgilini düşün. Hâlâ uyanmadı." Hermione ikisinin arkasından yürürken eliyle alnına hafifçe vurmuştu. "Ron, gerçekten bir taraftan toplarken diğer taraftan işi mahvediyorsun."
"Ne dedim yine ya?"
"Sorun değil çocuklar." Harry yavaşça başını salladı. "Draco uyanacak, biliyorum. Ve uyandığında..." Gülümseyerek etrafa bakındı. "Tamamen özgür ve birbirimize ait olacağız."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gris Émeraude
Fiksi Penggemar{Drarry} "Sana ait olan seni bulur derler, beni bulman uzun zaman aldı." Harry'e göre hayatı oldukça iyi bir şekilde ilerliyordu. Her daim yanında olan büyük bir ailesi, aralarından su sızmayan bir arkadaş grubu ve çocukluğundan beri hayallerini sü...
