1.5

299 28 19
                                        

"Kaçma!"

Harry arkasından yükselen sese kahkaha atarak bahçe kapısından çıktı. "Yakalayabiliyorsan yakala!'

Harry caddeden karşıya atlayarak koşmaya devam ederken Draco arkasından koşuyordu. Elinde sarı metal bir çubuk ve ucuna takılmış büyük bir yıldız olan Noel süsü vardı. "Aynı eve döneceğiz Potter!"

Harry elindeki yeşil parti süslerine basmamak için hepsini boynuna dolamaya çalışırken bir kahkaha daha attı.

31 Aralıktı.

Noel ağacını süsleme işi dört çocuğa verilmişti. Harry Draco'nun sabrını sınayacak her türlü şeyi yapmıştı çünkü ilk kez Noel ağacı süsleyen Draco çok heyecanlı ve hevesliydi. Her şeyi büyük bir ilgiyle takip ediyor ve Harry ne derse yapıyordu. Yanlış bir şey yapmaktan ve geceyi mahvetmekten korkuyordu. Harry onu fazla sevimli bulmuştu.

Draco Harry'nin garip isteklerini yerine getirirken bir noktadan sonra işlerin garip bir hal aldığını fark etti. Draco'nun beyaz teni farklı renk boyalarla rengarenk olmuş, saçları fazlasıyla dağılmıştı. En sonunda Harry'nin kendisiyle dalga geçtiğini evdeki herkes onlara kahkahalarla gülerken fark etmişti ve Harry onun yüzündeki utanç öfke karışımını gördüğü anda evden kaçmıştı.

Draco hızlandı. Boynundaki süslere sahip çıkmaya çalışarak koşan bedene yaklaşmasına azıcık bir mesafe kaldığında Harry'nin ensesinden tutarak çocuğu geriye doğru çekti. "Dikkat et!"

Harry sırtı Draco'nun göğsüne sertçe çarparken yüzündeki şapşal gülümsemeyle kalakalmıştı. Draco sanki Harry'i çekmesi yeterli gelmeyecekmiş gibi kollarını çocuğun etrafına sıkıca doladı. Harry'nin birkaç santim ötesinden bir araba hızla geçerken Harry lastiklerin ayakkabılarının önünü ezdiğini hissetmişti.

Araba giderken Draco Harry'i iyice geriye çekip çocuğu bıraktı. "İyi misin?" Draco Harry'nin iki yanağına da ellerini koydu. Harry şaşkınlıkla ona bakarken Draco tane tane konuşuyordu. "Harry, iyi misin?"

"İ-iyiyim." Sarışın çocuk Harry'nin kollarını göğüs hizasına kaldırıp bedenine baktı. Onu dikkatle kontrol ederken çocuğa bir şey olmuş olmasından deli gibi korkuyordu. "Bu muggle şeyi değmeden zarar verir mi? Kontrol edelim."

"Hayır." Harry Draco'nun kendi bedeninde gezinen ellerini tuttu. "Hayır değmedi zarar da vermedi iyiyim."

Draco'nun güvensiz bakışlarını görünce gülümsedi. "İyiyim Draco, gerçekten." Uzanıp yavaşça çocuğun omuzlarına doladı kollarını. İlk kez sarıldıkları, Harry'nin yatak odasındaki küçük özür konuşmalarından beri Harry sarışın olana tekrar sarılabilmeyi umuyordu. "Hayatımı kurtardın ama. Beni çekmeseydin o arabanın altında ezilirdim."

Draco karşılık olarak kollarını sıkıca çocuğun beline doladı. Hâlâ ona sarılabiliyor olduğu için şükretti içinden. "Üstelik beni elindeki Noel ağacı süsüyle öldürmeye çalışırken kurtardın, nesin sen kötücül süper kahraman mı?"

"Tek başına bile kendine kendine zararsın Harry." Draco kollarını biraz daha sıktı. "Ben seni öldürmeye çalışmadan da başını yeterince derde sokuyorsun."

Draco Harry'den ayrılacak kadar güçlü hissettiğinde çocuğu yavaşça serbest bıraktı. Önünden çekilip yanına doğru geçerken elini bırakmaya cesaret edememişti.

Harry sevimli bir ifadeyle gülümserken Draco'nun yere diktiği gözleriyle göz göze gelebilmek için çabaladı. "Malfoy, sen korktun mu?"

Draco gözlerini kaçırdı. "Korktun! Merlin aşkına." Harry küçük bir kahkaha atarak Draco'nun çenesini tuttu. Sarışın çocuğun yüzünü kendisine çevirmeye çalışırken Draco huysuzlanıyordu. "Merlin de aşkı da umrumda değil Potter. Eve gidiyoruz."

Gris ÉmeraudeHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin