Yemek salonunda öğrencilerin sesi parça parça kesilirken herkesin ilgisi yavaş bir şekilde belirli bir noktaya kayıyordu. Öğretmenlerin çoğu yemek saati yeni başladığı için salonda değildi ve Harry buradan yemekten hemen sonra çıktığında, kendisini Draco'yla tekrar burada bulmayı beklemiyordu. Hastane kanadında gereğinden fazla zaman geçirmiş olmalılardı.
Öğrencilerin ilgisini çekip konuşmaları susturan şey Slytherin masasıydı. Masada her şey inanılmaz normaldi. Birkaç gündür izinde olan Draco Malfoy bile dönmüş, Slytherin masası eskisi gibi Slytherin öğrencilerinin tamamına ev sahipliği yapar olmuştu.
Hatta bir öğrenci fazlalıkla.
Harry Potter Slytherin masasında sevgilisi Draco'nun hemen yanında oturuyor, dışarıdan bakanların duyamadığı önemli bir şey hakkında konuşuyorlardı.
"Pekmezli turta tabii ki, ne kadar güzel olduğunu bilmediğin için sana acıyorum."
"Bana acıyorsun?" Draco alaylı bir ifadeyle yanındaki çocuğa bakıyordu. "Seni acınacak hale getirmemi ister misin?"
"Bana kıyabilir misin ki?" Harry sevimli bir şekilde sevgilisine bakmıştı. "Sevgilinim ben senin."
Draco gözlerini kaçırırken kısık bir sesle söylendi. "Hatırlamadığım sevgilimsin."
"Ah Draco." Harry hülyalı bir şekilde uzaklara baktı. "Çıkma teklifini kabul etmem için bana ne kadar yalvardığını hâlâ hatırlıyorum."
"Ben mi yalvardım?" Draco inanamaz bir bakışla yanındaki bedene döndü. "Ben yalvarmam."
"Yo baya yalvardın." Harry inatçı bir şekilde omuz silkti. "Ben sensiz yapamam, yaşayamam. Benim tüm benliğim sensin Harry."
"Buna beni kimse inandıramaz."
"Düşünseli ister misin? Sen unutmuş olsan da her şey hâlâ benim aklımda."
Draco bir an için karşısındaki çocuğa duyduğu sevginin hatırlamadığı bir yıl içinde ne kadar arttığını, gerçekten böyle bir şey yapmış olup olmayacağını sorgulamıştı. İçinde küçük bir kısım eğer gerçekten inanılmaz aşıksa yalvarmaktan çekinmeyeceğini söylüyordu.
Harry'i duymamış gibi yaptı. "Rawey'i göstersene bana." Ravenclaw masasına alelade bir bakış attı. O an çoğu kişinin bakışlarının üzerlerinde olduğunu görünce istemsizce sırıttı. "Eğer karşıma çıkarsa onu tanımak isterim."
Harry kısaca mavi yoğunluktaki öğrenci kalabalığını süzerken başını iki yana sallamıştı. "Rawey yok. Gelmemiş."
"Eğer notu o gönderdiyse, Draco'nun geldiğini de duymuşsa kaçmıştır." Antares keyifle ağzına bir parça hamur kızartması atarken güldü. "Korkak."
"Bu kadar korkuyor mu benden yoksa Antares abartıyor mu?"
"Abartıyor." Harry göz devirdi. "Senden haz etmiyor ama korktuğunu sanmıyorum. Birkaç kez onu tehdit ettin ve bir ara da fena dövdük ama korktuğunu sanmıyorum."
Draco şaşkınlıkla kaşlarını kaldırdı. "Dövdük mü?" Harry onu onaylarken başını hafifçe çevirdi. "Hiç de şiddet yanlısı kaba biri değilimdir ama."
Chris sorgulayıcı bir tavırla kardeşine baktı. "Emin misin?"
Draco onun yüzündeki ifadeye bakarak omuz silkmişti. Hatırladığı zaman diliminde Chris'in sarı saçları daha kısa, yüz hatları daha yumuşaktı. Kardeşinin üçüncü sınıftaki halini daha dün görmüş gibi hatırlarken dördüncü sınıftaki hali onu gülümsetmişti. Chris çok yakışıklı ve zarif bir adam olacaktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gris Émeraude
Fanfiction{Drarry} "Sana ait olan seni bulur derler, beni bulman uzun zaman aldı." Harry'e göre hayatı oldukça iyi bir şekilde ilerliyordu. Her daim yanında olan büyük bir ailesi, aralarından su sızmayan bir arkadaş grubu ve çocukluğundan beri hayallerini sü...
