Harry gece saat dört sularında odasına giren bir patronus yüzünden uykusundan uyanmıştı. Tanıdık şeffaf şekli gördüğü anda kalbi korkuyla atmış, Harry aceleyle yatakhaneden çıkmıştı.
Görünmezlik pelerinini ya da cübbesini almayı akıl edemedi. Pijamalarıyla Gryffindor kulesinden ayrılırken asası bile yanında değildi. Hastane kanadına ulaşana dek hiç duraksamadan koştu.
Kapının önünde dikilen tanıdık bedenleri görünce endişesi daha da artmıştı. "Pansy!"
"Harry." Pansy kendilerine doğru koşan çocuğa sarılmakta zaman kaybetmedi. "Harry, Drac-"
Harry kendisine sarılıp ağlamaya başlayan kıza sarılmak için kollarını kaldırdı. Korku dolu gözleri Blaise'nin üzerindeydi. "Blaise? Ne oldu?"
Blaise duvarın dibine oturmuş, iki eliyle yüzünü kapatıyordu. "Draco, bir anda uyandı. Çok fazla kan vardı, ben." Ellerini yüzünden çektiğinde ıslak gözleri ve kızarmış yüzü açığa çıktı. "Ne yapacağımı bilemedim."
Harry Pansy'i nazikçe geriye ittirdi. Antares ağlayan kızı tutmak için öne atılırken Chris Blaise'nin yaslandığı duvarın karşısında bilinçsiz gibi oturuyordu. Yüzünde hiçbir tepki yoktu, gözleri odaksızdı.
Harry kapıyı açıp içeriye girerken adımları hızlıydı. Hissettiği korku yüzünden kalbi boğazında atıyordu. Hızla çarpan kalbinin sesi kulaklarını uğuldatırken Madam Pomfrey'in önünde koşturup durduğu sedyeye doğru ilerledi.
"Draco." Gözyaşları kendiliğinden akmaya başlarken orta yaşlı kadın onu duymamıştı. Harry yatağa doğru yürüdü. "Draco?"
"Potter." Madam Pomfrey onu kovmak için arkasını dönse de Harry'nin bakışları onu üzmüştü. "Geride dur, ben söyleyene kadar yatağa yaklaşma."
Harry sessizce yerinde durdu. Üst bedeni çıplak bir şekilde yatakta yatan Draco bilinçsizdi. Başı sol tarafa doğru düşmüştü ve Madam Pomfrey çocuğun her zamankinden daha solgun, daha beyaz görünen tenine dokunup çocuğun yüzünü çeviriyor, ona bir şeyler içiriyordu. "Ne olmuş?" Harry sesinin tahmin ettiğinden daha kısık çıkmasına şaşıramadı. Sırtı kendisine dönük duran kadın başını iki yana sallıyordu. "Bilmiyorum, bıçak kesiği gibi duruyor. Kesikler çok ciddi, organları zarar görmüş gibi ve onun durumunda benim yapabileceğim bir şey yok."
Kadın arkasını dönerken kan bulaşmış ellerini havada tutuyordu. "Annene haber verdim. O yaraya muggle şekliyle müdahale edecek. Ben yalnızca kanamasını durdurabildim."
Yanından geçerken yeşil gözlü çocuğun durmaksızın ağlayan haline bakmıştı. "Üzgünüm evlat, elimden onun için bir şey gelmiyor."
Harry başını iki yana sallarken yüksek sesle ağlamamak için dudaklarını birbirine bastırmıştı. Kadın yanından ayrılırken Harry yatağa doğru yaklaştı. Beyaz örtülerin arasında uzanan bedene bakarken kırmızı lekeleri görmek daha da ağlamasına sebep olmuştu. "Sevgilim?"
Çocuğun yanına yavaşça oturdu. Sol göğsünden dik bir şekilde pantolon çizgisine ulaşan uzun ve derin bir kesin vardı. Sağ göğsünden yatay bir şekilde uzanan diğer kesik sol taraftaki dik kesikle birleşip bir T harfi oluşturuyordu. Sol omzundan geriye doğru giden bir çeşit pençeyi andıran başka bir yara daha vardı. Harry başını Draco'nun başına yasladı. Alınları birbirine yaslanırken Harry'nin ağlaması şiddetlenmiş, canını yakma korkusuyla Draco'ya daha fazla dokunamamıştı. "Seni tek bıraktığım için özür dilerim."
Harry'nin sesi yükselirken kapının önünde oturan Blaise eliyle kulaklarını kapatmıştı. Pansy'nin ağlaması da şiddetlenirken Antares gerginlikle etrafa bakındı. Koridorun diğer tarafında görünen iki beden kendilerine doğru koşarken Lily çocukların dağılmış haline bakarken aceleyle içeriye girdi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gris Émeraude
Hayran Kurgu{Drarry} "Sana ait olan seni bulur derler, beni bulman uzun zaman aldı." Harry'e göre hayatı oldukça iyi bir şekilde ilerliyordu. Her daim yanında olan büyük bir ailesi, aralarından su sızmayan bir arkadaş grubu ve çocukluğundan beri hayallerini sü...
