Harry Draco'nun yanında oturup onun kitap okumasını izlerken sessizdi. Babaları yanlarından gideli birkaç saatten fazla olmuştu ve Harry derslerin bitmesine az bir süre kaldığının farkındaydı.
Hastane kanadına gelip giden fazlasıyla öğrenci vardı ve Draco yaralı halde kimseye görünmek istemediği için yatağının çevresindeki perdeleri sıkı sıkı kapatmışlardı.
Draco kitabını bırakıp yerinde kıpırdandı. "Bir şey mi oldu?" Harry oturduğu sandalyeden doğrulup sevgilisine baktı. "Tuvalete gitmem gerekiyor."
Harry yavaşça başını sallayarak çocuğa yaklaştı. Yarasına dikkat ederek kolunu beline sardı ve kalkmasına yardımcı oldu. "Şu cübbeyi uzatır mısın? Kimseye görünmek istemiyorum."
Harry boştaki elini kaldırıp yatağın yanında duran, Pansy'nin getirmiş olduğu Slytherin cübbesini Draco'nun omuzlarına uçurdu. Beline dikkatle sarılıp diğer eliyle de sevgilisinin elini tutarken Draco yaralarının izin verdiği kadarıyla cübbeyi düzeltmişti.
Harry ona tuvalete kadar eşlik etti. Draco kendisi devam edebileceğini söylediğinde itiraz etmek istese bile sarışın onu susturmuştu. "O kadar da güçsüz değilim Potter."
Draco kapıyı kapatırken Harry duvara yaslandı. Draco'nun tuvaletten çıkması birkaç dakika sürmüşken Harry ona tekrar eşlik etmiş, çocuğu yatağına doğru götürmüştü.
Draco'nun yatağının yanında bir kalabalık gördüğünde Harry kaşlarını çattı. "Ne oluyor?"
Bakışları Severus Snape ve annesinin önünü kapattığı yatağa odaklanmışken Draco'yu dikkatle yatağına oturttu. Draco merakla yanındaki yatağı görmeye çalışırken Harry annesine doğru bir adım attı. "Anne? Ne işiniz var burad-" Annesi onun sesiyle kenara çekildiğinde Harry yatakta bilinçsiz bir şekilde uzanan babasını görmüştü.
Anlamsız bir bakışla babasına baktı. "Ne?" Gözlerini kapatıp açtı. Öne doğru bir adım atıp yatağa yaklaşmıştı. "Baba?" Regulus'un solgun yüzünü gördüğünde endişe bedenini yeni yeni sarmaya başlamıştı. "Ne? Ne oldu ona?" Hızla yatağın diğer tarafına dolanıp Snape'i ittirdi. "Ne oldu babama?" İki yetişkin de sessizliğini korurken Harry kaşlarını çatarak babasının soğuk tenine dokundu. "Cevap versenize! Babama ne oldu?"
"Bilmiyorum Harry, odasına girdiğimde Snape başındaydı. Regulus bayılmış ve Snape onu kaldırmaya çalışıyordu."
"Sen mi bir şey yaptın ona?" Harry öfkeyle öğretmenine baktı. "Ne yaptın babama?!"
"Ses tonuna dikkat et çocuk." Severus kaşlarını çattı. Harry onun gözlerinde gördüğü endişe parıltılarından tiksinirken çenesini kaldırdı. "Babama bir şey olursa dikkat edilecek şey benim ses tonum olmaz Snape. Ona bir şey yaptıysan seni öldürürüm."
Snape'in karşılık vermek için aralanan dudakları Madam Pomfrey'in gelişiyle sonlanırken Harry son zamanlarda sık sık karşılaştığı kadına küçük bir bakış atmıştı.
Madam Pomfrey Regulus'u muayene ederken Harry'i kovmadı. Kısa süren bir muayene sonunda kadın eğildiği yerden doğrulmuştu. "Zehirlenmiş, panzehiri hazırlamak için zehirin ne olduğunu bilmem gerek. Yediği ya da içtiği bir şeyden olmuş olması gerekiyor."
"Odasında bir kahve bardağı vardı." Snape hızla çıkışa doğru ilerledi. "Getireyim."
"Tehlikeli mi? Babam uyanacak mı?" Harry endişeyle babasına bakıyordu. Adamın solgun ve beyaz tenini dikkatle izliyordu. "Gördüğüm belirtiler, dilde mavilik, gözlerde kanlanma ve alenen nefes darlığı ve bunlar çok daha tehlikeli bir zehrin belirtileri. Nasıl olmuş anlamadım ama garip bir şekilde Bay Black hâlâ yaşıyor."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gris Émeraude
Fanfiction{Drarry} "Sana ait olan seni bulur derler, beni bulman uzun zaman aldı." Harry'e göre hayatı oldukça iyi bir şekilde ilerliyordu. Her daim yanında olan büyük bir ailesi, aralarından su sızmayan bir arkadaş grubu ve çocukluğundan beri hayallerini sü...
