Harry kütüphanede ders çalışırken ortaya çıkan çatal boynuzlu geyik patronusu yüzünden aceleyle babasının odasına gitmişti. Babası Regulus masasında otururken yüzü yara içinde olan kardeşi babasının odasındaki koltuklarda oturuyordu. "Antares, ne bu halin?" Harry şaşkınlıkla babasına baktı. "Ne oldu ona?"
"Otur Harry, otur." Harry babasının yönlendirmesiyle kardeşinin yanına oturdu. Regulus sandalyesini iki oğlunun karşısına yerleştirdikten sonra ciddiyetle ikisine baktı. "Antares bugün bir kavgaya bulaşmış. Müdire hanımın çağrısıyla odasına gittiğimde onu bu halde buldum." Sorgulayıcı bir tavırla büyük oğluna baktı. "Öğrendim ki geçen gün bir kavga daha yaşanmış, sen de karışmışsın. Neler oluyor ikinize böyle?"
"O kavga bu kadar büyük değildi baba. Birkaç öğrenci Chris'e saçma sapan şeyler söylemiş sanırım. Antares kavgaya karışmış, ben senin odandan çıkıp bahçeye giderken denk geldim ve araya girdim. Bugün olanlardan haberim yoktu."
"Ne büyüttünüz bu meseleyi bu kadar. Alt tarafı bir tartışma yaşandı." Antares öfkeli gözlerle etrafa bakındı. "Müdireye de dediğim gibi hiç üzgün hissetmiyorum."
"Bir öğrencinin kafasını yarmışsın Antares! Daha hiçbir şeyi büyütmedik." Regulus kızgınlıkla küçük oğluna baktı. "Neden kavga ettiniz diyorum onu da anlatmıyorsun. Yine mi Chris ile ilgili bir şey vardı?"
Eğer konu yine Chris ise Regulus buna karışmazdı. Oğlunun o çocuğa olan bağlılığını biliyordu. Durum anlam kazanırdı ama o sırada ortalıkta ne Chris vardı ne de başka bir görgü tanığı. Olayın tek şahitleri Antares ve kavga ettiği dört çocuktu.
"Hayır."
"Ne için kavga ettin o zaman Ant?" Harry endişeyle kardeşine yaklaştı. "Bizimle her şeyi konuşabilirsin biliyorsun."
"Biliyorum ama konuşacak bir şey yok." Antares oturduğu yerden kalktı. "Eğer babam olarak diğer çocukların aileleriyle karşı karşıya geleceksen bil ki haksız değildim. Kendilerini savunamayacak kadar haksızlardı. Eğer öğretmenim olarak beni azarlayacaksan Salazar aşkına başka bir gün yap. Kafam çatlıyor zaten. Yeter azarlayıp durduğunuz."
Antares kapıyı çarparak odadan çıkarken Regulus eliyle yüzünü ovalamıştı. "Bu çocuk beni çok yoruyor."
Harry anlayışla babasına baktı. Yerinden kalkıp yorgun görünen adamın omuzlarına ellerini koymuş, yavaş hareketlerle masaj yapmaya başlamıştı. "Bu çocuk böyle değildi. Hiç şiddet içerikli kavgalara dahil olmadı. Derdi ne anlatmıyor da, ne yapacağımı bilemiyorum."
"Ben de en az senin kadar şaşkınım baba. Ne yapabiliriz bilmiyorum. Çocukların aileleri okula gelecek miymiş?"
Regulus yavaşça başını salladı. "Bu akşam gelecekler. Konuşacağız."
Harry babasına yaptığı masajı bırakırken genç adama baktı. "Antaresle daha önce ettiğimiz kavgada bilmen gerekenler var."
"Neymiş onlar?" Regulus merakla oğluna baktı. "Chris ve Antares'in çocuklarına yanına gitme sebeperi Antares'in onların uygunsuz konuşmalarını duymuş olmasıymış. Uyarmak için yanlarına gitmiş ama bu sefer de konu Chris'e gelmiş. Devamında da kavga başlamış."
"Neymiş o uygunsuz konuşmalar?" Harry omuz silkti. "Bilmiyorum bana anlatmadı. Müdirenin yanında da beni göndertip yalnız konuşmak istedi."
"Ne olabilir Antares'i bu kadar kızdıran şey?"
"Aklıma gelen tek ihtimal ailemiz hakkındaydı." Harry babasıyla anlamlı bir bakış paylaştı. "Biliyorsun Antares James babamın onun babası olmadığının söylenmesine, kardeş olmadığımızın söylenmesine dayanamıyor."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Gris Émeraude
Fanfiction{Drarry} "Sana ait olan seni bulur derler, beni bulman uzun zaman aldı." Harry'e göre hayatı oldukça iyi bir şekilde ilerliyordu. Her daim yanında olan büyük bir ailesi, aralarından su sızmayan bir arkadaş grubu ve çocukluğundan beri hayallerini sü...
