23.04.2023,
Mihra Akadalı
Bayramın son günü, son gezmeler de tamamlanmıştı. Dün, ailenin büyüğü olarak bütün misafirleri kabul etmiş ve ağırlamıştık. Bayramın ilk gününden bile daha yoğun ve yorucu geçmişti. Bazen babamların bu kadar kalabalık olmasından nefret ediyordum ama bazen de çok seviyordum. O bağı hissetmek hoştu, aile kavramı iliklerime kadar işliyordu her defasında.
Ayaklarımı koltuğa uzattım, eniştem ve yeğenim bu akşam için de aramızdan ayrılmışlardı. Yeğenim beni ekstradan yorduğu için, eniştem de işlerime çomak soktuğu için onlarsız huzurluydum. Sabaha kadar süreceğini bilsem de anın tadını çıkarmalıydım.
"Yarın için ne yapacağız?" Dedi ablam. Babam bakışlarını onun ve annemin üzerinde gezdirdi.
"Fırın güveci de yaptırabilirim," dedi babam. Ben sessiz kaldım ve dinledim. "Siz bilirsiniz yine de hafif bir şey olmasın."
"Güveç mantıklı aslında ama ilk kez geliyorlar ya bilemedim pek," annem başındaki yazmayı açtı, düzeltti ve daha gevşek bir şekilde örttü. "Sen ne diyorsun Mihra?"
"Kim geliyor?" Dedim yaslandığım yerden ayrılmadan.
"Ne demek kim geliyor?" Hepsi şok içinde kalmıştı. Gülmemek için zor tutuyordum şu an kendimi. "Babam dedi ya bayramdan sonra gelsinler diye, Asilhanlar gelecek." Ablama doğru döndüm. Acaba Asilhanlar'ın bundan haberi var mıydı? Ben söylememiştim çünkü.
"Davet etmedim ki," babama baktım yandan bir bakışla. Göğsü kabardı, gülmemeye çalışıyordu.
"Niye babacığım?" Son zamanda gerginlik akan sesi yumuşadı, başımı geriye doğru yatırıp ona baktım.
"İstemiyorsun diye çağırmadım," dayanamadı, dudaklarını genişçe kıvırdı. Kırılmak üzere olan boynuma acıyıp elini uzattı bana ve başımı doğrulttu. "En son sitem edince vazgeçtiğini düşünmüştüm." İhaleyi onun üstüne yıktım, kendimi temize çektim usulca.
Gergin omuzları, etkilenmiş bakışları ve tavrı planımın başarıyla ilerlediğini gösteriyordu. Pohpohlamıştım onu, sessiz sedasız. "Yanıma gel bakayım sen," elimi tutup yanına çekti, başımı göğsüne yaslayıp sokuldum. "Güzel kızım..." saçlarımı okşayıp öptü. "Oh! Akıllı kızım..." sıkıca sarıp sarmaladı. Annemle ablam da bizi sessizce izliyorlardı. Lâlin bile şok içerisindeydi, yalnızca izliyor ayırmak gibi saçmalıklar yapmıyordu.
"Çağırabilirsin babasının gülü," saçlarımın tepesinden öptü, dudağımın içini dişlerim arasına aldım. Bizimkilere de göz kırptım, burası bende demek için.
"Yok," naza çekme sırası bana geçmişti. Ufak bir şansımı deneyecek, riske girer gibi olursa geri dönecektim. "Niye gelsinler ki?"
"Gelsinler gelsinler," dedi babam heyecanla. Ellerimi kavradı, kendisine bakmamı sağladıktan sonra yüzümü sevmişti. "Sen benimle aynı fikirde olduğun sürece gelip gitsinler, bizim kapımız açık." Resmen evlilikten uzaklaştığım için madalya takmadığı kalmamıştı. Onunla şimdilik aynı tarafa geçtiğime ikna olmuştu, o yüzden işlerin ilerleyişi daha kolay olacaktı.
"İnanamıyorum sana Cahit," dedi annem kendisini ilk toparlayan olarak. "Bu kız hep seninle aynı fikirde kalmayacak, biliyorsun değil mi?" Anam, canım anam. Şimdi bunun sırası mıydı anam?
Ablam dürttü onu, susmasını sağladı. "Yok bu babasını bırakamaz zaten," bana destek attı. Ne yapmaya çalıştığımı anlamış gibiydi. "Bıraksa bile şimdi değil, daha zamanı var belli." Babamın istediği cümleler bunlardı. Onu kışkırtan şey benim istiyor olmamdı. Hâlâ istiyordum, içten içe o da biliyordu fakat bu kez doğrudan dışa vurmuyor acele etmiyordum. Geçen zaman umrumda değilmiş gibi yaparak avutuyordum ikimizi de.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
22 | Yarı Texting
Teen Fiction🧠: Diyorum ki Asilhan 🧠: Parmaklarım yoruldu 🧠: *fotoğraf Asilhan: Hay sikeyim Asilhan: Islaksın Asilhan: Bana niye atıyorsun 🧠: Islaklığımı sana bulaştırmak istiyorum 🧠: Kaslı parmakların beni dağıtırken 🧠: Bal gözlerini izlemem gerek �...
