🧠: Diyorum ki Asilhan
🧠: Parmaklarım yoruldu
🧠: *fotoğraf
Asilhan: Hay sikeyim
Asilhan: Islaksın
Asilhan: Bana niye atıyorsun
🧠: Islaklığımı sana bulaştırmak istiyorum
🧠: Kaslı parmakların beni dağıtırken
🧠: Bal gözlerini izlemem gerek
�...
Son günler... Resmi olarak eş sayılmamıza dört gün kalmıştı. Kına geceme de iki gün. Stres yapmamaya, sakin olmaya özen göstererek hazırlıklarla ilgileniyordum ama çok zordu. Şu an, alakasızca giyinme odasında benimle duran Asilhan bile stres olmama sebepti. Biz, evin kalan son eksiklerini dizerken o neden buradaydı? Üstelik beni kızdırmaktan, sıkıştırıp durmaktan başka bir şey yaptığı da yoktu.
"Asilhan!" Sesim odanın sınırları dışına çıkmasın diye uğraşırken Asilhan gülmemeye çalışıyordu. "Sen niye buradasın? Hım?"
"Nerede olacağım yavrum?" Bütün sinir bozuculuğuna rağmen çok güzel tonluyordu, böyle hitap etmek onun uzmanlığıydı.
"İş yerinde?" Elimdeki askıyı sertçe asarken bana uzattığı bir diğerine geçmiştim. "Senlik bir iş yok burada, git sen."
"Var," dedi elindekileri uzatıp. "Bensiz bitiremezsin burayı. Hem senden sonra benim kıyafetlerime geçecek sıra." Onun kıyafetlerine sıranın geçmesi demek geceyi bulmak demekti. Önce kendi kıyafetlerimi yerleştirecek sonra da ekstraları düzenleyecektim.
"Senin kıyafetlerin en son,"
"Hurçları üste koymak için de bana ihtiyacın var,"
"Merdiven var Asilhan,"
"Merdiven annene lazım," programlanmış gibi cevap yetiştirirken gözlerimi devirdim. Gerçekten boğmak istiyordum onu. "Gideyim mi yine de?"
"Gitme hayatım," elindekileri alıp askıya asmayı sürdürdüm. "Sakın ayrılma bir yere." Aksini söylersem belki giderdi, bunu da o yüzden deniyordum.
"Yavrum," dedi bir kez daha uzun uzadıya. Canıma kastı vardı, kesin. "Bir kere öpersen rahat bırakırım seni." Taktiğim işe yaramış karın ağrısı kendini göstermişti.
"Gel," ona doğru döndüm, elindeki elbisemlerimi alıp dolaba yerleştirdim. "Öpeyim." Aramızdaki kolileri aştı, bana doğru geldi. Elimi boynuna yasladım, parmak uçlarıma yükselip kısaca öptüm dudaklarını. "Hadi, yalnız bırak beni."
"Çok samimiyetsizdi," hoşnutsuzca nıçlarken dudaklarımı ıslattım. "Başından atmak için değil gerçekten öp." Asilhan arsızdı ama ben ona bu kadar benzeyeceğim tahmin etmemiştim.
Arsızlığım onunkiyle yarışırken iki elimle boynuna tutundum. Arkamdaki dolap kapağını kapattı bir hışımla. Sırtım kapakla bir bütün olurken Asilhan'ı öpmeyi sürdürüyordum. Panikle, hırsla, tutkuyla... Duygularım birbiriyle iç içe geçerken dili dişlerime çarptı. Ellerimi göğsüne doğru indirdim hızla. Biraz daha devam edersek kendimi kucağında bulacağıma emindim.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Yakalanacağız şimdi," göğsündeki elim etkisiz de olsa onu itmiştim.
"Yakalanmayız," dedi dudaklarıma tekrar dudaklarını yaslayıp. "Özledim." Kısa kısa dokunuşlar yaparak önce dudaklarımı ardından da yüzümü esir almıştı.