15.04.2023
Mihra Akadalı
Üstümdeki bütün stresten, yorgunluktan arınmıştım. Güzel bir uyku çekmiş, üstüne de keyifle yemek yemiştim. Şimdi de Mina'nın verdiği bulaşıkları makineye diziyordum. Bir işi iki kişi yapınca daha da basitleşiyordu.
"Sen bırak tatlına başla," dedi Mina. "Kalanı ben hallederim."
"Ne yapacağımı bilmiyorum ki," dedim usulca. Bildiğim çok fazla tarif vardı fakat çoğu dinlenmesi gereken lezzetlerdi.
"Bir şey yapma o zaman," başımı sağa sola doğru salladım. Bugün, Asilhan'a mutlaka bir şey yapacaktım. Şimdi değilse bile onlar gittikten sonra yapacaktım.
"Süt helvası yapsam yerler mi?"
"Bunlar ne bulsa yer," dedi Mina. Bulaşıklar nihayet bittiğinde makineyi kapattım. "Benim yardım edeceğim bir şey var mı?" Başımı sağa sola doğru salladım. "Balkona geçiyorum o zaman."
"Geç geç," beni beklemesine gerek yoktu. Orada sevgilisiyle takılabilirdi. "Ben hallederim." Beni onayladı, balkonda yalnız başına duran sevgilisinin yanına geçti. Burak, salonda sevgilimin yanındaydı. Mutfaksa bana kalmıştı.
Çok lezzetli bir akşam yemeği hazırlayan sevgilimden sonra şimdi de ben mutfaktaydım. Akşam aldıklarımızı Asilhan nereye koymuştu bilmiyordum fakat tahmin yürüterek bulacaktım. Yağı ve sütü dolaptan çıkardım. Şeker ve un soru işaretiydi. Birkaç kapak açıp kapattıktan sonra ikisini de aynı yerde buldum. Asilhan, şeker tüketmiyordu. Evine gidip geldiğim sürede bunu çok iyi öğrenmiştim. Tatlıyla zaten arası yoktu, şekere de ihtiyaç duymaması normaldi. Malzemelerimi çıkardıktan sonra lavabonun üstüne dizdim ve ölçüsünü bildiğim bir su bardağı çıkardım.
Bugün oldukça garip bir gün olmuştu. Hiç susmadığımız kadar susmuştuk. Ani çıkışlar, ani düşüşler yaşanmıştı. Şakalaştığımız bir an da kavga ederken bulmuştum kendimizi. Sanki ben, ben değildim. O aynıydı fakat bende bir gariplik vardı. Neden böyle yaptığımı bilmiyordum. Duygularımı kontrol edemiyordum. Sürekli alttan alıyordu beni ve artık rahatsız edici bir hal almıştı. Kendime kızıyordum, ona kızmaktan bulduğum fırsatta.
Kavurduğum un ve yağın üzerine, şeker ve sütün kaynayan karışımını eklemeye başladım. Bir yandan hızlı hızlı çeviriyor bir yandan da dökmemeye dikkat ediyordum. İçinin topaklanmaması önemliydi. Pürüzsüz bir kıvam elde etmeyi seviyordum. Biten sütlü karışımı kenara alıp hazır halini çevirmeyi sürdürdüm. Birkaç dakika daha kıvamının oturmasını bekledikten sonra altını kapattım. Asilhan'ın fırının içindeki tepsilere baktım, bunlar olmazdı. Onları usulca çıkarıp fırını 180 dereceye alarak ısınmaya bıraktım.
İhtiyacım olan yuvarlak borcam için yine dolap içlerine düştüm. Allah'tan bulmam uzun sürmüyor, yerlerini çabucak tahmin edebiliyordum. Buna dair utancı daha sonra duyabilirdim. Sevgilim uyandığında ona bunun için de kızacaktım. Beni yalnız bırakmıştı, onun evinde onsuzdum adeta. Kaşlarım çatılmaktan suratım kırışacaktı. Asılan suratımı gevşettim, ellerimle hafifçe ovaladım.
Çıkardığım borcamı tozlu olma ihtimaline karşı suyla durulayıp kuruladım ve hazır helvamızı üstüne döktüm. Yaydım, düzelttim. Isınan fırının içine gönderip beklemeye geçtim. Ellerimi yıkayarak mutfaktan çıktıktan sonra salona doğru ilerledim. Mutfaktan da sesler gelmeye başlamıştı. Mina ve Emin gülüyor, bir şeyler yapıyorlardı. Kırıcıydı, benim çıkmamı beklemişlerdi hainler. Ben onlara ne yapıyordum sanki? Dudaklarımı da boynum gibi büküp Asilhan'ın huzurlu uykusunu bozmamaya doğru ilerledim. Burak içeride yoktu, evden çıkmadığını biliyordum ama fazlası da bende yoktu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
22 | Yarı Texting
Novela Juvenil🧠: Diyorum ki Asilhan 🧠: Parmaklarım yoruldu 🧠: *fotoğraf Asilhan: Hay sikeyim Asilhan: Islaksın Asilhan: Bana niye atıyorsun 🧠: Islaklığımı sana bulaştırmak istiyorum 🧠: Kaslı parmakların beni dağıtırken 🧠: Bal gözlerini izlemem gerek �...
