Emin Soytürk
Parmaklarımda iz bırakan izmariti küllüğe basıp sırtımı yasladım duvara. Beynim yerinden çıkacakmış gibi zonkluyordu. Günlerdir, geçmeyen bir ağrıydı bu. Mina'nın yokluğuyla başlamıştı ve her gün biraz daha artıyordu. Bunu kabulleniyor olmak zoruma gitmemişti hiç, onu sevdiğimi biliyordum. Onu seviyordum, çok seviyordum. Onsuzlukla kendimi sınadığım her saniye biraz daha seviyordum. Öyle çok istiyordum ki onunla tekrar konuşmayı... Bana bağırmasını, kızmasını, aptallığımla yüzleştirmesini... Çok utanıyordum, yüzüm tutmuyordu karşısına çıkmaya. Bana, beni sevdiğini söylerken bile şüphe duyduğumu söylemiştim. Şimdi nasıl affederdi beni?
Soluğuma soğuk karıştı. Soğuğu unuttursun diye bir sigara daha yaktım. Paketin içinde kalan son dallardı bunlar. Saydım, bir elimin parmaklarını geçmiyorlardı. Bu gece beni evimden çıkartır mıydı yoklukları? Yoksa Mina'nın yokluğu kadar zorlamaz mıydı? Zihnimde gezinen sorularla üfledim ilk dumanı dışarıya. Bir sonrakini içimde tuttum, ciğerlerimden aşağıya yuvarladım. Mina'yla içtiğimiz zaman keyfine doyamadığım duman şimdi tamamen tiksindiriyordu beni. Dudaklarımdaki yerleşkesi alışkanlıktan ibaretti. Başkalarından kaçmak için sığınıyordum.
Gözlerimi inciten ağrılara daha fazla direnemeyip kapattım gözlerimi. Kaşlarım çatılıyordu, kontrol edemiyordum bu huzursuz kabullenişi. Her nefesimde kendime kızıyordum, kızdıkça ona gitmek istiyordum ama gidemiyordum. Kahretsin! Bok çukurunda geziyordum resmen. Boktan beynim yüzünden onu incitmiştim. Egoma yenik düşmüştüm. Belki de erkeklik gururuma yedirememiştim, bilmiyordum. Onun benden önce birilerini sevmesi kadar normal bir şey yoktu, ben de sevmiştim ama bunu neden bu kadar büyütmüştüm? Aynı yerden kazık yediğimden miydi? İlk aşkımın acımasız ihaneti miydi onu sorgulamama sebep?
Karşımda beliren kıvırcık saçları, yeşile çalan parlak gözleri, bembeyaz teni... Kalbim sızlıyordu, damarlarıma doğru patlayacakmış gibi bırakıyordu bütün acısını. Göğsüme yasladım parmaklarımı, sigaramın sonunu getirip kurtuldum. Masanın üzerindeki telefonumu elime alıp çevirdim parmaklarım arasında. Bu parmaklara dolanan bukleleri özlemiştim. Onun kokusu karışan parmaklarım tekrardan sigara kokmaya başlamıştı.
Telefon ekranından kaldırdığım fotoğrafı aradı gözlerim. Fotoğraflara girdim, dipte duran parlaklığı arttırdım ve yakınlaştırdım. Yalnızca onu görmeyi arzulayan gözlerim onun keyifle kısılan gözlerine bakarken bile parlıyordu. Dudaklarımda istemsiz bir kıvrım belirdi. Mina... Gerçek aşkım... Son güvenim... Hayallerim... Umutlarım... Bildiğim her duygu onunla daha bir anlamlıydı. Sanki daha önce yaşadıklarım aşk değildi, aşk o'ydu. Onun kahkahası, küfürleri, saçları, gözleri... Varlığı bile aşkın kendisiydi.
Siktir! Çok özlemiştim. Yaşananları, ona öfkeyle söylediklerimi yok sayacağını bilsem bir saniye bile düşünmeden yazardım, arardım, kapısında yatardım ama kırmıştım onu. Hiç hoş olmayan şeylerle itham etmiş, reddetmesine rağmen inanmamıştım. Onunla Burak... İsimlerini yan yana düşünmeye bile tahammülüm yoktu artık. İkisinin sürekli sataşması ama bunu yaparken eğlenmeleri sinirlerimi bozuyordu. Aralarında şu an bir şey olmayabilirdi ama sanki geçmişte çok şey yaşanmış da şu an ikisi de onların acısını çıkarır gibiydi. Kafayı yiyecektim! Bu yakınlıkları, zıtlaşarak anlaşmaları korkutuyordu beni. Daha önce seyretmiştim bu filmi, bir kez daha kaldıramazdım.
Beynim yerinden çıkacaktı, hissediyordum. Bu ağrının başka bir tanımı olamazdı. Birazdan patlarsa iyi ederdi yoksa ben duvarlara vurarak patlatacaktım. Sigaramın sonunu getirirken ekranı parlayan telefonuma düştü bakışlarım. Bir arkadaşım, Burak'ın hikayesini atmıştı bana. Bildirime şaşırdım, Burak'ın attığı hikaye niye bana atılıyordu? Görmemi istediği neydi? Bakmak için yükseldim fakat arka arkaya aynısını birkaç kişi atınca duruldum. Cesaretim kırıldı, görmem gerekenle yüzleşmeye hazır değildim. Göreceğim karede Mina'nın olacağına adım kadar emindim çünkü artık.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
22 | Yarı Texting
Teen Fiction🧠: Diyorum ki Asilhan 🧠: Parmaklarım yoruldu 🧠: *fotoğraf Asilhan: Hay sikeyim Asilhan: Islaksın Asilhan: Bana niye atıyorsun 🧠: Islaklığımı sana bulaştırmak istiyorum 🧠: Kaslı parmakların beni dağıtırken 🧠: Bal gözlerini izlemem gerek �...
