27.05.2023,
Mihra Akadalı
İnsan kendi istemesini kaç kez hayal ederdi? Ya da kaç farklı şekilde? Kaç farklı kişiyle? Benim için hep tek kişi olmuştu. Belki defalarca kez hayal etmiştim fakat hemen hepsi birbirine benziyordu. Belki yaşımız değişiyordu belki tanışma şeklimiz ama hepsi Asilhan'laydı. Seneler sonra, beni babamdan istemesi hayal olmaktan çıkıyordu. Gerçekti. Kendini inandıramadığım bir gerçekti. Aynadaki yansımama bakarken bile anlayamadığım bir gerçekti.
"Kusacağım," dedim ellerindeki titremeye bakarak. Dizlerimde hemen hemen hiç güç kalmadığından pufuma oturmuştum. "Stresten bayılacağım, görürsünüz." Bizimkiler bana aldırış etmiyor, gülüyorlardı ama ben ciddiydim. Şaka değildi, sahiden bayılmak üzereydim.
"Tete!" Şimal, üzerindeki kabarık elbiseyle üstüme doğru koşarken bacaklarıma çarparak durdu. "Düzeller düzeli tetem! Sen tam bil plemses odun!"
"Sen daha güzelsin aşkım," dedim yüzünü sevip. "Koşma ama olur mu? Bir yerlere çarpmanı istemiyorum." Beni başıyla onayladıktan sonra koşarak çıktı. Sözümün bu kadar umursanmadığı bu kadar önemsiz görüldü daha önce hiç olmamıştı.
"Mihra!" Şimal'in ardın Lâlin de odama koşarak girdi. Gözlerimi devirdim. Artık yetişkin sayılacak bu yaşında neden hâlâ koşuyordu? "Eniştem arıyor, dördüncüye."
"Açsaydın ya!" Dedim telefonumu elinden alıp. Hem benim telefonum neden benim yanımda değildi? "Alo," dedim aramayı açar açmaz. Gergin soluğu telefonun diğer ucundan bana ulaştı.
"Yavrum," dedi aynı ses tonuyla. O sırada yanımdakiler ayrıldılar birer birer. "Kravat bağlamayı biliyor musun?" Sesini duyarak rahatlayacağım düşüncesinin aslında çok yanlış olduğunu anladım. "Siktiğimin kravatı ne yaptıysam olmuyor!" Beni daha çok germek için mi yapmıştı acaba bu aramayı?
"Olmasın," dedim. "Olmasın Asilhan! Şart mı kravat?" Bugüne kadar bir kez dahi kravatla görmemiştim onu. Bugün de görmesem olurdu.
"Ya baban vermezse," sunduğu fikre abartılı bir şekilde göz devirdim. O kadar da olamazdı, olamazdı değil mi? Babam bunu bahane edemezdi. Böyle bir saçmalık olmasındı.
"Kapat Asilhan," dedim daha fazla dayanamayarak. "Beni aradığın şeye bak." Zihnime doldurduğu yeni ihtimalleri düşünürken delirecektim.
"Yavrum," kapatmak için kulağımdan uzaklaştırdığım telefonu yeniden yaklaştırdım. "Biz hazırız, çıkıyoruz." Beni görüyormuş gibi başımı aşağı yukarı salladım.
"Tamam pehlivanım," derin bir nefes açıp verdim. Sırıtarak bana bakan Lâlin'e yakınımda duran makyaj süngerini fırlatmak için hazırladım kendimi. "Seni seviyorum. Sakin ol, tamam mı?" Avucumda sıkışan süngeri kardeşime atarken topuklularına rağmen kaçmıştı.
"Sakinim," hiç öyle değildi sesi. "Sen de sakin ol. Öpüyorum, görüşürüz." Telefonu kapatırken yerimden kalkıp gelin odasından koşarak çıktım.
Davet salonunun bahçesinde oturan amcamlar yüzünden adımlarım yavaşladı, yarım bir gülümsemeyle onları sollayıp iç kısımda organizasyon şirketiyle olan annemlere ulaştım. "Geliyorlar!" İş başındaki herkes durakladı, bana baktı ve sanki çok basit bir şey söylemişim gibi devam ettiler. Ya bu ne tepkisizlik?!
"Mihra ayak altında dolanma o elbiseyle," dedi annem oldukça ciddi bir şekilde. Bana niye kızıyordu ki şimdi? Zaten stresliydim, üstüme gelmenin sırası mıydı?
"Dizlerin mi titriyor senin?" Dedi Mina. Yanıma doğru adımladı, beni uygun bir yere oturttu. "Kızım sakin olsana." Asena büyük bir bardağı elime tutuştururken içinden minik yudumları kaldırdı midem. Evet, Asena dönmüştü. Kendisine evliliğin ilk adımını attığımı söylediğimde bile bana cevap vermeyip bu sabah evimde belirmişti. Bilerek böyle yapmıştı ki hiçbir şey sormayalım, merak etmeyelim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
22 | Yarı Texting
Romance🧠: Diyorum ki Asilhan 🧠: Parmaklarım yoruldu 🧠: *fotoğraf Asilhan: Hay sikeyim Asilhan: Islaksın Asilhan: Bana niye atıyorsun 🧠: Islaklığımı sana bulaştırmak istiyorum 🧠: Kaslı parmakların beni dağıtırken 🧠: Bal gözlerini izlemem gerek �...
