24.03.2023
Mihra Akadalı
Gün geçmiyordu ki bir sabah uyandırılmayayım. Uykumdan çıkmamak için çırpınırken alacaklım varmış gibi çalınıyordu kapım. Bir yandan kapı kolu durmadan indiriliyor, diğer yandan da kapım vuruluyordu. Yerimde sıçrarken beni tutan kollar da sarsıldı.
"Ne oluyor amına koyayım?!"
"Mihra?! Kızım!" Annem durmadan devam etti, gözlerimi kırpıştırıp Asilhan'a doğru döndüm. "Bu kapı niye kilitli?! Mihra! Uyuyor musun hâlâ?!" Asilhan yanımdaydı, annem kapıda. Olayın farkına vardım, panikle doğruldum yerimden. "Korkmaya başlıyorum ama artık! Mihra!"
"Anne!" Dedim çığlığı andıran sesimle. Asilhan gözlerini ovalarken yüzünü buruşturdu. "Ne oldu?"
"Niye açmıyorsun kapıyı! Neden kilitli bu kapı?! Duymuyor musun sen beni, gel aç şu kapıyı!" Sıçmıştık, işte şimdi gerçekten sıçmıştık. Basılma ihtimalimizi umursamadan onu eve almıştım ve şu an basılmıştık.
"Anne çamaşırımı değişiyorum," aklıma ilk gelen yalan buydu, kalbim yerinden çıkmak üzereyken yutkundum. "Kulaklık takılıydı, duymadım. Özür dilerim." Dedim, annemin ısrarla açmaya çalıştığı kapı kolu durakladı. Bu ne saçma bir bahaneydi? Çamaşırımı değişirken neden kulaklığım takılıydı? Ben ruh hastası mıydım? Bu nasıl fanteziydi?
"Ödümü kopardın!" Derin bir soluk aldım. Anneme yalan söylemekten hoşlanmıyordum. Onun hoşlanmadığı şeyleri yapıyor olmak beni suçluluk hissine sürüklüyordu. "Değiş, yanıma gel." İnanıyor olması ayrı bir saçmalıkken o anki korkusuna verdim. Allah'tan sorgulamamış, yalanımı geliştirmek için bana bir fırsat sunmuştu.
"Tamam, geliyorum." Dedim bir kez daha yutkunup. Göğsüm yavaşça verdi soluğunu, boğazım kurumuştu saniyeler içerisinde. Kendimi geriye doğru yatağa bıraktım, rahatlamıştım.
"E hadi değiş," dedi henüz ayılmamış Asilhan boynuma sokulurken. "Sonra da bana ver."
"Geri zekalı!" Dirseğimi vurup ittirdim. "Kalk şuradan," ben gülerek ona dönerken o gözleri kapalı uzanmaya devam ediyordu. Kucağına doğru çekerken beni, "Hani uyanıp giderdin sen erkenden?" Dedim. Saçlarımı kulağımın arkasına doğru sıkıştırdı, dudakları alnımı buldu.
"Geç uyuduk," omuz silktim, yanağını saçlarımın tepesine yaslayacak kadar yükseldi. "Hem feci huzurlu bir uykuydu, uyanamadım." Beni göğsüne doğru çekti, sıkıca sarmaladı. Kolları arasında ufacık kalıp sarıldım ona. Başım çenesinin altında kalmıştı.
"Basıldık," dedim sırtında gezdirmeye başladığım parmaklarımla. "Hadi sen kaç, ben de annemin yanına geçeyim." Saçlarımdan öptü, bir eli sırtımı sıvazlamaya başladı. O çıplaktı, sıcacıktı ve ben bu teni okşamayı seviyordum.
"Bir fikrim var," başımı kaldırdım hafifçe ona bakmak için. Güzel gözleri sabah saatlerinde daha bir aydınlanıyordu. Rengi iyice açılmış dururken kirpikleri de birbirine karışmıştı, tıpkı saçları gibi. "Ben şimdi gidip simit, poğaça, börek falan alayım seni arayayım. Sen de annenin yanında aç telefonu, sanki kendime alırken sana da almışım da geçerken bırakmak istiyormuşum gibi yapalım. Belki insafa gelir de beni çağırır kahvaltıya, biraz daha zaman geçiririz." Kaşla göz arasında bu planı nasıl kurmuştu? Salak olduğunu düşünerek hata mı yapıyordum? Çok kurnaz olup da beni ayakta uyutuyor olamazdı, olamazdı değil mi?
"Çağırmaz," dedim annemi tanıdığım için. "Hatta almana izin vermez."
"Diyelim ki çoktan aldım, bırakmak istedim yine mi çağırmaz?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
22 | Yarı Texting
Teen Fiction🧠: Diyorum ki Asilhan 🧠: Parmaklarım yoruldu 🧠: *fotoğraf Asilhan: Hay sikeyim Asilhan: Islaksın Asilhan: Bana niye atıyorsun 🧠: Islaklığımı sana bulaştırmak istiyorum 🧠: Kaslı parmakların beni dağıtırken 🧠: Bal gözlerini izlemem gerek �...
