26 Ağustos 2023
Mihra Akadalı Karavadi
Duştan yeni çıkmış temiz bedenimle ayna karşısında usul usul hazırlanıyordum. Görünüşte anlaşılmıyor, gayet doğal duruyordum fakat işin özü bambaşkaydı. Vücudumu güzelce nemlendirmiş, losyonlamış, vücut spreyimle kokumu kalıcılaştırmıştım. Mahrem yerlerimi kısmet örtmesi için ince ipleri olan, koyu yeşil, dantel ve tül karışımlı çamaşırlarımı giyinmiştim. Aynadaki görüntü beni tatmin ederken kocamı da edecekti, emindim.
Dudaklarımda beliren istemsiz kıvrımla kendime de gözlerimi devirdim. Aklımdan geçen arsız düşünceler beni utandırmaya yetiyordu. Yanaklarım al al olmuştu bile. Düşünmemeye çalışıp açık yeşil tonlarında şortlu pijama takımımı giyindim. Üst kısmı düğmeli olduğundan birkaç düğme açıp sütyenimin bir kısmını açıkta bırakmıştım. Bu, ondaki merak duygusunu kamçılayıp daha fazlasını arzulatacaktı. Kendime inanamıyordum. Utana sıkıla seçtiğim şeyleri keyifle giyiyor, özellikle bir hazırlığın içine girmem derken giriyordum.
Makyaj masamın karşısında oturdum ama yüzüme sürdüğüm bir şey yoktu, daha sonra temizlemekle uğraşacak gücüm olmadığı için sürmemiştim. Yalnızca dudaklarımla gözlerim ortada olsa yeterdi. Evleneli neredeyse on gün olmuştu, alışma sürecini birbirimizden biraz uzak yaşamak zorunda kalmıştık ama bugün bunu sonlandırabilirdik. Bunu Asilhan'a doğrudan söylemek istemediğimden hazırlığımı sürdürmeye devam ettim. Makyajım tam hissettirdikten sonra da saça geçmiştim. Havluyla nemini alıp taradım. Ev rahatlığını yansıtan bol ve düz bir örgü yapıp tamamlamıştım.
Tezatlıklar içerisinde kalmıştım adeta. Üstümde oldukça rahat bir pijama, altında oldukça gösterişli bir çamaşır vardı. Kirpiklerim rimelli, dudaklarım rujluydu ama saçım örülüydü, hem de öylesine örülmüş duruyordu. Perçemlerim hiçbir yere sıkışmamış, saçımın katları da örgüye salaş hava katmıştı iyice. Derin bir nefes alıp ortalıkta kalan eşyalarımı toparladım ve odadan çıktım. Neredeyse kapı çalmak üzereydi. Pehlivanım gelecekti, mutfaktan koşar adım çıkacak ve kapıda karşılayacaktım onu.
Her şey tahmin ettiğim gibi ilerliyordu. Mutfak kapısından içeri girmiştim, dolaptan birkaç şey çıkarırken de zil çalmıştı. Dolabı hızlıca kapatıp elimdekileri tezgaha bıraktım. "Geldim!" Sesim, benden önce ona gitsin diye çabalayıp koşa koşa kapıya ulaştım. Nefesimi düzelttim, az bir mesafe gelmiş olsam da kalbim daha dingin atsın istiyordum. Azıcık sakinleşme payından sonra kapıyı ardına kadar çekmiştim. "Hoş geldin kocam!" Asilhan, yüzünde ufak bir tebessümle bakarken bana ifadesi donuklaştı. Gözleri, gözlerimden başlayarak hızlıca aşağıya inerken yutkundu yavaşça.
"Hoş buldum yavrum," keyifli, flörtöz sesiyle içeri doğru geçerken kapıyı örtmeyi ihmal etmemişti. "Çok hoş buldum." Bakışları, yüzüme odaklanmış gibi dursa da açık düğmelerin ardında saklı olana bakmadan duramıyordu.
"Naber?" Dedim aynı sevinci sürdürürken. Beni kolunun altına çekti, çenemi kaldırıp ona bakmayı sürdürdüm.
"İyidir," yüzünü saçlarım arasına gömüp gözlerini kapattı. Boştaki kolu da belime dolanmıştı iyice. "Senden naber?" Saçlarımın içine çarpan soluğuyla huylanıp duramadım yerimde. Dudaklarını saçlarıma bastırdı, kollarımı beline daha sıkı sarmaya çalıştım ben de.
"İyidir," geriye çekildi yavaşça. Bana bakarken rengini kaybeden gözleriyle iç çektim. Asilhan için öylece durmam bile yeterliydi. Hiçbir şey yapmadan yalnızca baksam dahi ne istediğimi anlar gibiydi. "Yemek yedin mi?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
22 | Yarı Texting
Teen Fiction🧠: Diyorum ki Asilhan 🧠: Parmaklarım yoruldu 🧠: *fotoğraf Asilhan: Hay sikeyim Asilhan: Islaksın Asilhan: Bana niye atıyorsun 🧠: Islaklığımı sana bulaştırmak istiyorum 🧠: Kaslı parmakların beni dağıtırken 🧠: Bal gözlerini izlemem gerek �...
