|46|

481 22 12
                                        

13.04.2023

Asilhan Karavadi

Günler artık eskisinden daha hızlıydı. Hayatın akışı yeniden düzenlenmiş gibi geçip gidiyordu. Bir zamanlar hiç aklımda olmayanlar şu an oluyordu. Sevgilimin kapısının önünde, gelmesini bekliyordum. Bugün onu ailemle tanıştıracaktım. Annesiyle tanıştığım gündeki kadar heyecanlıydım. Ben niye heyecanlıydım amına koyayım?! Mihra'nın heyecanlı olması gerekirken yine ben heyecanlıydım. Mihra hayatıma girdiği günden beri böyleydi aslında, her mesele beni heyecanlandırıyordu.

"Hadi be yavrum be..." yerimde döndüm, şu kaputa yaslayıp beklediğim günler ne zaman bitecekti acaba? Odamızın kapısında onu beklediğim günler ne zaman gelecekti? Babası ne zaman ikna olacaktı?

Sike sike sikeyim! Şakaklarıma vuran acıyla iyice geriye bıraktım kendimi. Gün geçtikçe işler zorlaşıyordu. Benim uslu olmayan, ilk günden de niyetini belli eden bebeğim her gün biraz daha damarıma basmaya başlamıştı. Beni yoldan çıkarmak için her şeyi deniyordu fakat ben yoldan çıkalı çok olmuştu. Yalnızca ilişkimizin bu temellere dayandığını düşünmesini istemiyordum çünkü böyle değildi, o bunu görmeye çalışsa da ben tam aksini yaşıyordum ve ona da yaşatmaya çalışıyordum. Arzularım gözümü döndürse de bir bakışına, gülüşüne göğsüm parçalanıyordu. Öyle bir histi ki bu... Kalbim, hücrelerime arasına akıyor gibiydi.

Derin soluğumu dışarıya üfledim. Dudaklarımda sigara varmışçasına yayıldı soluğum. Oysa o kadar soğuk olmadığının farkındaydım. Yerimden doğruldum hafifçe. Mihra'ların dış kapısı açıldı nihayet. Gözlerim hemen buldu güzel gözlerini. O gözleriyle bana her şeyi yaptırabiliyordu. Bir göz süzüyor, kırpıyor sonra da istediğini aldığı için öpüyordu. O bana yanaştıkça suratımdaki tebessüm büyüdü. Gözlerini yine iyice ortaya çıkarmış, dudaklarını da onunla yarıştırıyordu.

"Çok mu beklettim?" Dedi tek elini omzuma atıp sarılmak için hafifçe yükselirken. Yine topuklu giymişti. Sikeyim! Canıma garezi vardı bu kızın.

"Hayır," dedim belini sarıp. Saçlarından yayıldı kokusu, boynuna doğru sokuldum hafifçe. Beynimi uyuşturuyordu bu koku. Bütün yorgunluğumu, stresimi, sıkıntımı ortadan kaldırıyordu. "Ne güzel olmuşsun sen yine." Saçlarından öptüm, dümdüz yaptığı saçlarını suratından çekip bana baktı gülümseyerek.

"Daha kombinimi bile görmedin," dedi cilvesini benden esirgemeden. Göğsüm kabardı, kalbim yine hızla atmaya başlamıştı. "Güzel miyim gerçekten?" Bir adım geriye çekildim, onu kendi etrafında döndürüp süzdüm.

"Çok güzelsin," gözümün gördüğü en güzel varlıktı. Onu gördüğüm günden sonra kör olmuştum sanki. Tek güzelim olarak yerleşmişti hayatıma. Kime bakarsam bakayım güzel bulmuyordum, bakmaya tenezzül dahi etmiyordum çoğu zaman.

"Teşekkür ederim," incitmekten korkarak tuttuğum parmaklarıyla parmaklarımı sıkıştırdı. Narin parmaklarını yalnızca aklımı başımdan aldığında fütursuzca kavrıyordum.

"Gidelim artık," dedim kapısına doğru ilerleyip. "Buyrunuz." Kapıyı açtım, oturmasını bekledim. O sırada kucağında tuttuğu bez çantayı fark ettim. "Bu ne?" Bana gülümseyerek oturduktan sonra cevabını beklemeden hızla kendi yerime geçtim.

"Sizinkilere aldım," dedi ben oturduktan sonra.

"Gerek yok demiştim,"

"Sus," dedi doğrudan. "Ben sana karışmadım, sen de bana karışma." Başımla onayladım onu. Beni susturduğu zaman ayrı bir azıyordum ama şu an bu konuyu açmayacaktım.

Kemerimi taktıktan sonra onu da kontrol etmiş, yola çıkmıştım. Evlerimiz arasında çok kısa bir mesafe vardı fakat benim evime gitmiyorduk. Abimlerin kendilerine ait ayrı bir evi bardı Antalya'da. Annemlerden kalan ,şu an yaşadığım, evi tamamen bana bırakmıştı. Kendisi evlenip gittiği için ben orayı bekar evi olarak kullanmaya devam etmiştim.

22 | Yarı TextingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin