Stiles'ın Ağzından
Gözlerimi yavaşça açtım. Kafamda çok büyük bir ağrı vardı. Gözlerimi kırpıştırıp etrafı daha net görmeye çalıştım.Bir odadaydık. Sanki bodrum gibiydi. Toz kokuyordu. Ellerim ve ayaklarım bağlıydı. Kafamı hafifçe yana doğru çevirdim ve baygın bir şekilde yatan Lydia'yı gördüm. Alnındaki pansumanlı yerinden kan süzülüyordu. Onu bu halde görmek beni yıkıyordu. ''Lydia.'' diye seslendim fısıldayarak. Cevap gelmeyince hareket etmeye çalıştım ama başaramadım. ''Lydia.'' dedim tekrar sesimi birazcık yükselterek. Kafasını oynatmaya ve gözlerini kırpıştırmaya başladı. Tam olarak kendine geldiğinde ellerini hareket ettirmeye çalıştı ama bağlıydı. Ardından kafasını bana doğru çevirdi. İlk korkuyla bakan gözlerinden sırasıyla şaşkınlık ve endişe geçti. ''Stiles, sen iyi misin? Kafan çok kötü gözüküyor.'' dedi ve gözleri doldu. Hayır, lütfen sakın ağlama. ''Ben çok iyiyim. Seninde birazcık pansumanın açılmış.'' dedim sesimin düzgün çıkmasına özen göstererek. ''Ah, hayır benim canım yanmıyor.'' dedi gülümseyerek. Böyle anlarda bile gülümseyebiliyordu. Onun bu muhteşem gülüşünü izlerken alkış sesinin gelmesiyle kafamı o yöne doğru çevirdim. ''Bu romantik anınızı bölmek istemezdim ama size verecek bir şeyim var.'' dedi ve cebinden bir şırınga çıkardı daha önce hiç görmediğim bir adam. ''James. Bunu neden yapıyorsunuz? Siz kimsiniz?'' dedi Lydia. Bunu demesiyle kafamı Lydia'ya doğru çevirdim ve ''Sen bu adamı nereden tanıyorsun?'' diye sordum. Lydia tam cevap vereceği sırada ''Bir kaç kez karşılaşmıştık. Ayrıca onu bayıltıp buraya getiren şanslı da benim, Stiles. Belki bilmek istersin, alnını da ben yaptım.'' dedi gülerek. İçimden küfürler savuruyordum. Ellerimdeki iplerden kurtulmak için çırpındım ama başaramadım. Adının James olduğunu öğrendiğim kişi konuşmaya başladı. ''Lydia, sıra senin sorunda. Her karşılaştığımız da aynı soruları soruyorsun. Sıkıldım artık.'' dedi James oflayarak. ''Sizde her karşılaştığımızda cevap vermiyorsunuz.'' dedi Lydia meydan okuyarak. Susması gerekiyordu. Ellerimiz bağlıydı. Savunmasızdık. Cevap vermemesi gerekiyordu. James Lydia'ya yaklaştı. '' O zaman şimdi cevap vereyim ki bir daha aynı soruları sorma, Lydia.'' dedi ve ardından tekrar konuşmak için ağzını açtı. Kafasını iki yana salladı ve ''Vazgeçtim. Sen sorularını sormaya devam et. Ben daha ürkütücü yerlere geçmek istiyorum.'' dedi ve ayağa kalktı. Lydia tam ağzını açtığı sırada ''Lydia.'' dedim fısıltıyla. Bana döndü ve ağzını kapadı. James bana doğru yaklaştı ve ''Stiles, acaba senden mi başlasak?'' dedi ve ardından hemen Lydia'nın karşısına geçip ''Ya da Lydia'adan mı?'' dedi. ''Hayır, sakın ona dokunma.'' diye bağırdım olduğum yerden. Ayağa kalktı ''Hayır, ben bu oyunu beğenmedim. Bence bir kişiye daha ihtiyacımız var.'' demesinin hemen ardından kapı açıldı. İçeri biri girdi. ''Allison?'' dedi Lydia gözleri dolarken. Hırpalamışlardı. Elmacık kemiğinin üstü morarmıştı. ''Lydia, özür dilerim. Karşı koymaya çalıştım ama bana seninde burada olduğunu söylediklerinde kendim gelmek istedim.'' dedi sona doğru sesi iyice çatallaşırken. Lydia gözünden bir damla yaş süzülürken ''Önemli değil. Önemli değil.'' dedi. ''Ne bu hüzün? Birazcık eğlenmenize bakın.'' dedi James. Eğleniyordu. Resmen eğleniyordu. ''Bırak bizi, seni...'' dememe kalmadan suratıma bir yumruk yedim. ''Stiles!'' diye çığlık attı Lydia. Allison şaşırmış gözlerle bakıyordu. ''Seni aptal, bizi bulamayacaklarını mı sanıyorsun? Seni öldürecekler. Seni öldürecekler.'' dedi Lydia. Sanki ağzından çıkan kelimeleri kontrol edemiyormuş gibiydi. ''Lydia, sus.'' dedim uyararak. Bana aldırmadı ve konuşmaya devam etti. ''Sen acizsin. Gücün anca bize yetiyor, değil mi? Başınızda kim var merak ediyorum açıkçası. Seni köpek gibi kullandığına göre daha doğrusu senin gibi salakları kandırdığına göre gayet zeki biri olmalı. Sana böyle mi öğrettiler, ha? Elleri bağlı kişilere saldırmanı mı öğrettiler?'' dedi tek bir nefeste. Ardından derin bir soluk aldı. James yumruklarını sıkmaya başladı. Ardından hızla Lydia'nın arkasına geçip ellerini ve ayaklarını çözdü, omuzlarından tutup havaya kaldırdı ve ''Ellerin ve ayakların bağlı değil, şimdi neler yapabildiğini göstermek ister misin?'' dedi James sinirle. ''Sakın ona bir şey yapayım deme!'' dedim bağırarak. James bana döndü ve ''Ne gibi şeyler yapmayayım Stiles? Bunun gibi şeyler mi?'' dedi ve Lydia'ya sağlam bir tokat attı. Lydia yere düşmüştü, saçları gözünün önüne dökülüyordu. ''Lydia, iyi misin?'' dedim fısıltıyla. İçimden bir parça kopmuştu sanki. Birden kafasını yukarı kaldırdı ve ''Gayet iyiyim, Stiles'' dedi ve James'e döndü. ''Yapabildiğinin en iyisi bu mu?'' dedi. Sanki gözleri dönmüştü. Allison şaşkınlıkla Lydia'ya bakarak ''Lydia, delirdin mi?'' dedi. ''Hayır, Allison. Delirmedim. Çok iyiyim. Hem de hiç olmadığım kadar.'' dedi gülerek. Neler oluyordu? Anlamamıştım. James Lydia'ya bir tokat daha yapıştırdı ve Lydia tekrar kafasını James'e doğru çevirdi. ''Dur artık!'' diye bağırdım. ''Yapma James!'' dedim hem sinir hem de üzüntüyle. ''Gayet eğlenecektik. Ama senin yüzünden, senin bu aptal sözlerin yüzünden eğlenemiyoruz.'' dedi James sinirlenerek. Elini saçlarının arasından geçirdi. ''Ya da işimi hemen bitirmeliyim.'' dedi ve elindeki şırıngayı havaya kaldırdı. ''Kısa kesmeliyim. Direk bu zehri kanına enjekte etmeliyim.'' dediği sırada arkadaki kapı gümbürtüyle açıldı ve içeri Scott, Malia, Derek ve Kira girdi.Cidden zamanlamalarına hayrandım. ''Ben senden daha zekiyim, James. Birkaç lafımla çileden çıktın ve bir kıza tokat atarak zamanını harcadın. Seni oyalamayı başardım.'' dedi Lydia gülümseyerek. Ardından her şey saniyeler içinde gelişti. James'in iğneyi Lydia'nın boynuna batırışı, Scott'ın James'i alıp fırlatışı, Kira'nın ellerimi ve ayaklarımı çözmeye çalışması, Malia ve Derek'inde kapıdaki adamları indirmesi. Hepsi ciddi anlamda saniyeler içindeydi. Ama şu an odaklandığım tek şey Lydia'ydı. Ayaklarım çözüldüğünde hemen Lydia'ya koştum ve yanına diz çöktüm. Yerde yatıyordu. ''Stiles, buradan hemen çıkmalıyız.'' deyip beni sarsmaya başladı Scott. Ama şu an kilitlenmiş gibiydim, hareket edemiyordum. Gözlerim Lydia'da kilitlenip kalmıştı. ''Yetişemediniz.'' dedim fısıltıyla. ''Yetiştik, Stiles. Sadece iğneyi batırdı. Zehri enjekte edemedi. Görmüyor musun şırınga hala dolu'' dedi Scott, yerdeki şırıngayı göstererek. Ardından ''Hadi, Stiles!'' dedi ve omzumdan tutup beni yerden kaldırdı. Scott'tan destek alarak çıkışa doğru ilerliyordum. Kira Allison'a destek veriyordu. Derek'te Lydia'yı kucağına almıştı. Hepimiz başarmıştık. Bir grup olarak yine sapasağlam çıkmayı başarmıştık.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İmkansız \ Stydia
FanfictionBir Stydia hikayesi. ------ ''Git başımdan, Stiles.'' dedim gergince. Durmadan etrafımda dolanıyordu ve bu sinirime dokunmaya başladı. ''Sen iyi olana kadar hiç bir yere gitmiyorum, Lydia.'' dedi. Cidden yüzsüzdü. Beni umursuyordu. Ama biraz fazla...
