Lydia'nın Ağzından
İsmimi sayıklayan bir erkek sesiyle gözlerimi kırpıştırarak açmaya çalıştım. Stiles adımı sayıklıyordu. Etrafıma baktım. Her zamanki gibi bir sandalyede bağlıydım. Ama bu sefer yalnız değildim. Aksine bütün herkes buradaydı. Scott, Allison... ''Neredeyiz biz?'' dedim güçsüz çıkan sesimle. ''Benim evimdesiniz, Lydia.'' dedi Cassandra içeri girerek. ''Cassandra, çöz bizi! Ne yaptığını zannediyorsun?'' dedim kızgınlıkla. ''Önceleri hep anne derdin. Yoksa bu hainler seninde mi aklına girdi?'' dedi herkeste göz gezdirerek. ''Kimsenin aklıma girmesine gerek yok. Her şey apaçık ortada. Yıllar sonra hayatıma giren annem daha tanışmamızın ilk haftasında beni ve arkadaşlarımı kaçırıp evinde bağlı tutuyor. Sana anne demeye utanıyorum ben!'' dedim bağırarak. ''Kapa çeneni! Ne yapıyorsam senin için yapıyorum ben!'' dedi o da aynı şekilde bağırarak. ''Benim için mi beni kaçırdın? Benim için mi arkadaşlarımı kaçırdın?'' dedim sinirle. ''Aptal, şu an anlayamıyorsun ama ileride anlayacaksın!'' dedi o da sinirle karşılık vererek. ''Anlamak istemiyorum!'' diye bağırdım. ''Nereden girdin hayatıma? Sen benim annem olamazsın! Benim annem böyle olamaz. Benim annem bu kadar kötü olamaz!'' diye bağırmamla birlikte suratıma tokadı yemem bir oldu. ''Her ne kadar doğaüstü işlerle uğraşsak da terbiyeni takın, Lydia! Bu sana ilk tokadım ama son olmayacak bunu bil!'' dedi bağırarak. Gözümden yaşlar akmaya başlamıştı. ''Senden nefret ediyorum.'' diye fısıldadım. Cassandra tam gözlerimin içine baktı ve fısıldadı. ''Aslında Lydia, benimde seni pek sevdiğim söylenemez.''
----------------------------
''Seni dinlemediğim için özür dilerim, Stiles. Aslında hepinizden özür dilerim. Çok kötü şeyler söyledim, çok kötü şeyler yaptım. Ne olur beni affedin. Benim tek ailem sizsiniz.'' dedim ağlayarak. ''Şşş..Lydia, ağlama. Buradan çıkınca her şey düzelecek, tamam mı? Her şey eskisi gibi olacak. Yine beraber olacağız ve bunların üstesinden geleceğiz. Ama lütfen ağlama'' dedi Stiles beni yatıştırmak istercesine. Kafamı salladım ve gözyaşlarım akmasın diye kendimi sıkmaya başladım. ''Onları duyabiliyorum.'' Scott'ın bu cümlesiyle hepimiz ona döndük. ''Ne diyorlar?'' dedi merakla Allison. ''Tam anlayamıyorum ama kandan bahsediyorlar. Bir lanetin olduğunu ve kan ile bu lanetin sonlanacağını söylüyorlar. Ama kimin kanıyla anlayamıyorum. Jessica adında birinden bahsediyorlar. Jessica'yı öldürdüğünü söylüyor.'' dedi Scott odaklanmaya çalışarak. ''Kim Jessica'yı öldürmüş?'' dedim korkarak. ''Cassandra.'' dedi Scott ve devam etti. ''Evet, şu an çok net duyabiliyorum. Lydia ve Lydia'nın sevdiği ile kanın birleştirilip içilmesi sonucu lanetin kalkacağını söylüyorlar.'' dedi Scott son cümlemde bana bakarak. Şu an dehşet içindeydim. Rengimin attığına emindim. ''Lydia, iyi misin?'' diye sordu Allison. Cevap veremedim. Kapının açılmasıyla bütün gözler içeri giren Cassandra'ya döndü. Elinde bir şırınga vardı. Bize doğru yaklaştı ve ''Korkmayın, çocuklar. Sadece Lydia'nın aşkını öğrenmem için bir çeşit ilaç. Lydia birazcık canın yanabilir ama ardından uyuyacaksın. Ve bende senin kalbinin derinliklerindeki o erkeğin ismini bulacağım.'' dedi Cassandra şırıngayı boğazıma dayayarak. Arkadaşlarımın feryatlarını duyuyordum fakat Cassandra kimseyi umursamayarak şırıngayı boğazıma batırdı. Acıyla inledim. Ardından kendimi uykunun kollarına bıraktım.
-------------------------------
Uyandığımda yerde yatıyordum. Ellerim ve ayaklarım bağlı değildi. Yanımda da Stiles vardı. ''Stiles'' diyerek dürttüm onu fakat uyanmadı. Daha şiddetli sarsmaya başlayınca gözlerini açtı. ''Neredeyiz?'' dedi etrafına bakarak. ''Bilmiyorum. En son aşık olduğum kişiyi buluyorlardı.'' dedim Stiles'a bakarak. Stiles bana döndü ve ''Buldular.'' dedi yüzündeki anlayamadığım ifadeyle. ''Kimmiş?'' dedim merakla. Konuyu değiştirmek istiyordu sanırım. Cevap vermedi. Bende çok üstelemedim. ''Stiles, özür dilerim. Ben sana inanmalıydım. O kadına güvenmemeliydim. Etrafımdaki her şeyi parçaladım. Sen benim yanımdaydın. Ama sende gittiğini söyledin. Senide kaybettiğimi söyledin.'' dedim ağlayarak. ''Lydia, hayır. Ben sana asla arkamı dönmem, tamam mı? Gel buraya.'' dedi ve beni kollarının arasına aldı. Hıçkırıklarımın arasında fısıldadım. ''Seni kaybetmek istemiyorum. Lütfen beni bırakma.''
---------------------------------
Stiles'ın Ağzından
Lydia kollarımın arasında uykuya dalmıştı. Onun bu halini seyretmek bana huzur veriyordu. Lydia'nın aşık olduğu çocuk bendim. Kalbinin derinliklerinde ben yatıyordum. Cassandra böyle söylemişti ve kanımızı almak için bizi bu odaya kilitlemişti. Ama kendimde bunu Lydia'ya söyleyecek cesareti bulamıyordum. Belkide bir yerde yanlış yapmışlardı. Stiles, şu ana odaklan. Lydia, kollarında uyuyor, ona odaklan. diye kızdım kendime. Lydia kafasını göğsüme koymuştu. Bir elim onun elini tutuyor, diğer elimde saçlarını okşuyordu. Bu an kesinlikle paha biçilemezdi. Lydia yavaşça gözlerini araladı. ''Şşş..Uyu.'' diye fısıldadım. ''Stiles.'' diye fısıldadı o da yarı uykulu sesle. Bir elim hala saçlarını okşarken ''Ne oldu, Lydia? Bir sorun mu var?'' dedim. Gözleri tekrar kapandı ve zorlukla gözlerini tekrar araladı. ''Biliyorum. Kalbimin derinliklerinde yatan isim senin ismin. Seni seviyorum.'' dedi ve uykuya daha fazla direnmeyerek gözlerini tamamen kapadı. Bende şok olmuş bir biçimde sadece Lydia'ya bakarak fısıldadım. ''Bende seni seviyorum.''
--------------
Bölüm sonuuuuu. Umarım beğenmişsinizdir. Birazcık kısa oldu çünkü şu an ciddi anlamda çok uykum var. Ayrıca Lydia Stiles'ı sevdiğini itiraf etti. Acaba gelecek bölümlerde ne olacakkkkk? Toz pembe hayat süremeyecekleri çok açık ama acaba onları neler bekliyor? Belkide Cassandra ikisininde kanlarını ölene kadar alır ve daha kavuşamadan ölürler bende kitabı bitiririm :D Tabi şakaydı. Neyse yorumlarınızı unutmayıın. Öpücüklendiniz :*
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İmkansız \ Stydia
FanfictionBir Stydia hikayesi. ------ ''Git başımdan, Stiles.'' dedim gergince. Durmadan etrafımda dolanıyordu ve bu sinirime dokunmaya başladı. ''Sen iyi olana kadar hiç bir yere gitmiyorum, Lydia.'' dedi. Cidden yüzsüzdü. Beni umursuyordu. Ama biraz fazla...
