Lydia'nın Ağzından
Stiles yine beni evime kadar bırakmıştı. Ama artık benimle ilgilenmesinden sıkılmıyordum. Haklıydı. O yanımda olmayınca başıma hep bir şeyler geliyordu. Beni korumak istiyordu. Şu ana kadar bunu anlayamamıştım. Ama şu an anlayabiliyordum. Şu an görebiliyordum. Evimin önüne geldiğimizde Stiles bana döndü ve ''Gelmemi istemiyorsan gelmeyebilirim.'' dedi çekinerek. Gelmesini istiyordum. ''Gelmelisin. Beni evime kadar bıraktın. Sana bir teşekkür borçluyum.'' dedim gülerek. O da gülümsedi ve birlikte arabadan indik. Anahtarı çıkarıp evin kapısını açtım ve eve girdik. Koltuğa oturdum o da karşımdaki koltuğa oturdu. ''Bence yanıma gelmelisin.'' dedim yanımdaki boş yeri göstererek. ''Geleyim mi?'' dedi şaşırarak. ''Evet, gel.'' dedim bende gülümseyerek. Geldi ve yanıma oturdu. ''Sence bundan sonra ne olacak?'' diye sordum ona doğru dönerek. ''Bilmiyorum, Lydia. Sadece senin başına artık bir şeyler gelmesini istemiyorum.'' dedi derin bir iç çekerek. ''Bende.'' dedim fısıltıyla. ''Lydia, bana bir şey söylemiştin, hatırlıyor musun? Hani James'in beni yumrukladığı gece sen kendini öne atmıştın ve bunu benim için yaptığını söylemiştin. Neden yaptın?'' dedi oda suratını bana doğru çevirerek. Kafamı öne eğdim. ''Bilmiyorum, Stiles. Sen nasıl bana zarar gelmesini istemiyorsan bende sana zarar gelmesini istemiyorum.'' dedim çekinerek. Stiles şaşırmış gibiydi. ''Ciddi misin?'' dedi. Cidden şaşırmıştı. ''Gayet ciddiyim. Senin zarar görmeni istemiyorum.'' dedim suratımı tekrar ona doğru çevirerek. Küçük bir tebessüm etti. ''Artık yatsan iyi olacak.'' dedi bana şefkatle. ''Bencede.'' dedim ve ayağa kalktım. O da benimle birlikte ayağa kalktı. ''Eşlik etmemi ister misin?'' dedi çekinerek. Kafamı evet anlamında salladım. Birlikte odama doğru çıktık. Yatağa yattım ve gözlerimi kapadım. Stiles başımda bekliyordu. Tam uyuyacağım sırada ''Ben artık gitsem iyi olur. İyi geceler, Lydia.'' dedi. Tam kalkacağı sırada elini tuttum. ''Kal.'' dedim. ''Yanımda sen olmayınca başıma hep bir şeyler geliyor.''
------------------------------------
Uyandığımda Stiles yanımda yatıyordu. Uyurken çok masum gözüküyordu. Bir süre onu izledim. Lydia, sen ne yapıyorsun? At şu düşünceleri kafandan. Stiles senin arkadaşın. Kendine gel diyerek kendime kızdım. Ardından yavaşça yataktan kalktım. Okul saati yaklaşıyordu. Stiles'ın yanına gittim. Omzuna dokunup hafif sarstım. ''Stiles, hadi kalk.'' dedim yumuşak bir ses tonuyla. Ellerini gözlerini götürdü ve ovaladı. Ardından ''Lydia.'' deyip gözlerini bir anda açtı. ''Bak Lydia, şey... Ben dün gece gidecektim ama sen kal deyince...'' lafını yarıda kestim ''Hatırlıyorum, Stiles.'' deyip gülümsedim. Derin bir nefes aldı. ''O zaman şimdi uyayabilirim.'' deyip arkasını döndü. Üzerindeki yorganı hızla çektim ve ''Okul vakti, Stiles.'' dedim üstüne yastık fırlatarak. Oflayarak yataktan çıktı. Ardından ikimizde hazırlandık ve okula doğru yola koyulduk.
--------------------------
Stiles'ın Ağzından
Dün gece Lydia'nın yanında uyumuştum. Bunun verdiği sevinçle geçen 5 ders boyunca
sadece gülümsemiştim. Ders bitiminde Allison endişeyle yanımıza geldi. Nefes nefese kalmıştı. Scott'la hemen ayağa kalktık. "Lydia... " dedi. "Lydia'ya bir şeyler oluyor." Bunu duymamla hepsinden önce çıkıp Lydia'nın olduğu sınıfa doğru koştum. Allison'la Scott da peşimden geliyordu. Sınıfa geldiğimde Lydia yere çökmüş bir vaziyette kulaklarını tıkayarak bir şeyler mırıldanıyordu. "Lydia." diye seslendim. Cevap vermeyerek hala bir şeyler mırıldanıyordu. Yanına oturdum. Temkinli bir şekilde hafifçe omzuna dokundum. Birden suratını bana çevirdi. Ellerini yavaşça kulaklarından çekti. "Liste sırası değişti. Hedef değişti." dedi suratıma bakarak. "Ne demek istiyorsun, Lydia?" dedim endişeyle. "Sıradaki hedef ben değilim. Bütün bunlar benim için değil. Ilk sırada ben yokum." dedi korkuyla. "Kim var, Lydia? Sıradaki kim?" dedim merakla. "Ben.. Ben... " dedi ve ardından duraksadı. Birden hızla yerinden kalktı ve koşmaya başladı. Bende onunla ayağa kalktım. Peşinden gideceğim sırada Scott kolumu tuttu. "Peşinden gitme, Stiles. Biraz yalnız kalsın." dedi kolumu bırakmayarak. "Ne demek yalnız kalsın?" dedim bağırarak. "En son yalnız kaldığında ne olduğunu hatırlıyor musun? Kaçırılmıştı. Bıçaklanmıştı. Peki ondan sonra yalnız kaldığında ne olmuştu? Yine kaçırılmıştı. Yine bıçaklanmıştı." Bir süre suratıma baktı. "Onun peşinden gidersen ne olacak? Seni de kaçıracaklar. Hedefin o olduğunu söylediler. Onu kaçırmaya geldiklerinde yanında seni gördüklerinde ne yapacaklar sanıyorsun? Ya seni de onunla birlikte götürecekler ya da sana zarar verecekler." dedi gergince. "Ne yani kaçırılmasına göz mü yumalım demek istiyorsun? " dedim şaşkınca. "Hayır, Stiles. Tabiki de öyle demek istemiyorum." dedi sesi yumuşarken. "Bunlara göz yumamam, Scott. Bir daha Lydia'yı kaçırmalarına göz yumamam." dedim sakinleşerek. "Ya seni kaçırırlarsa? O zaman ne olacak?" dedi suratıma bakarak. "Scott, Lydia yalnızken tehlikede. Bunu göremiyor musun?" dedim tekrar gerginleşerek. "Hepimiz tehlikedeyiz." dedi Scott da gerilerek. "Biz birbirimizin yanında dururuz, Scott. Birbirimizin arkasını kollarız. Yanyana dururuz. Her tehlikeye birlikte göğüs gereriz. Biz böyle yaparız. Bunu bize sen öğrettin." dedim sesimde çaresizlik okunurken. Bir süre yüzüme baktı. Cevap vermedi. "Birbirimize göz kulak olmalıyız." dedim yanından geçerek ve ekledim. "Birinin daha kaçırılma haberini almak istemiyorum."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İmkansız \ Stydia
FanfictionBir Stydia hikayesi. ------ ''Git başımdan, Stiles.'' dedim gergince. Durmadan etrafımda dolanıyordu ve bu sinirime dokunmaya başladı. ''Sen iyi olana kadar hiç bir yere gitmiyorum, Lydia.'' dedi. Cidden yüzsüzdü. Beni umursuyordu. Ama biraz fazla...
