4.6

27 8 2
                                        

26.09.2026
Asaf'tan

Ne kadar direttiysem de Peker'i beni yalnız bırakmaya ikna edememiştim. Tek başıma, birkaç adamdan daha rahat kurtulurdum ama şimdi kuyruk gibi peşimde dolanan 19'luk bir veledin de paçasını toplamak zorundaydım.

Hem de, ben hep ayık hep sarhoşum diyen bu çocuk, doğru düzgün yürüyemiyordu bile bir de benim arkamı kollayacakmış. Daha ayakta duramıyorsun be çocuğum! 

Kavgamızın sokağı inlettiği sarhoşluk muhabbetlerinden sonra azarlarıma dayanamayarak, yardıma gelmeleri için aparttaki arkadaşlarını aramıştı... Oysaki ben çoktan uzayıp kayıplara karışabilecekken, barın kapısında Peker'le keko gibi oturuyorduk.

Yerler ıslaktı kıçımızı koyacak yerimiz yoktu ve mecbur bu halde çökmüştük yere... Dahası, Peker bu halde dengede bile duramıyordu. Bu yüzden sırt sırta birbirimize yaslanarak çökmüştük. Keko gibi...

Tüm gece ayakta kalmaktan yorulmuştum, sürekli sipariş al, sipariş hazırla derken götüm tabure yüzü görmemişti. Doğal olarak yorulmuştum ve rahat rahat Teoman'ın güvenlikli sitesine gidebilecekken burada Allah'ın sarhoş üniversitelisiyle sırt sırta keko gibi oturuyordum.

Peker, çok da uzun sürmeyen sessizliğinin ardından, "Ede'm bak sen olmasaydın zor dururmuşum ben..." dediğinde, dik dik gökyüzüne baktım.

Neydi acaba bu ede? Teoman'ın Japoncası bitti bir de velet dilleri türemeye başladı. Güzelim Türkçe'miz neyimize yetmiyordu acaba?

"Uyudun mu Aağaasaf aaağbi."

"Peker, benim adım Asaf, arada yumuşak g falan yok. Bir daha Aağaasaf gibi bir şey dersen seni itin götüne sokar, daha da çıkartmam. Bok gibi kalırsın orada."

"Aaağbi, dilim dönmüyor."

"Pek tabii dönüyor, açtırma benim ağzımı."

"İyiliğini düşünüyorum be abi, senin için kaldım ben burada..."

"Peker, sen olmasaydın ben şu anda çoktan evdeydim. Güvendeydim yani, senin yüzünden bu soğuk havada götüm dona dona yere çökmüş keko gibi oturuyorum."

"Aağbi öyle deme, tek başına gitseydin seni evine kadar takip ederlerdi sonra da kaçırırlardı. Bak o adamın gözü göz değil, ben anlarım yamuktan."

Hafifçe güldüm. "Aynen abicim, şu an sen yanımdasın diye dokunmuyorlar bana değil mi?" derken, hâlâ daha gülüyordum. "Bak kardeşim, bu tipler senin benim gibi insanları umursamazlar. Ezer geçerler, paraları var. Sikinin eğlencesine bakar, anlıyor musun? Yani şu an sen, beni değil; aslında ben, seni kolluyorum ve arkadaşların geldiğinde, onlar seni tutup kolundan götürecekler odana. Ben yine buradan tek ayrılıp usulca evime gideceğim. Değişen bir şey olmayacak yani."

"Yok be abi, bu gece bizdesin sen."

"O ne demek lan?" derken, omuzumun üstünden Peker'e baktım. Yüzünde gerçekten hoşnutsuz bir ifade vardı.

"Abi gözüm seçmiyor, şu ilerdekiler benim arkadaşlarım mı yoksa senin takıntılı ucuben mi?" dediğinde, Peker'in omuzlarını tutarak kenara çektim ve sokağın başına baktım. Olcay boyutlarında ama o gibi hissettirmeyen bir adam ve yanında iki kişiyle yürüyen küçük bir grup vardı.

Olcay olsaydı, yanındaki ikilinin izbandut genişliğinde olacağından emindim. Cılız adama para vermezdi o.

"Senin arkadaşlarını tanımıyorum ki..." diyerek Peker'e baktım. "Olabilirler yani, Olcaylar değil o kesin."

"Birini biliyorsun aslında abi, minnak gökkuşağı tişörtü vardı hatta sen onun tişörtünü çok beğenmiştin de ben de gidip üstüne kusmuştum. Ya da o mu kendi üstüne kustu?" derken, sonlara doğru Peker kendi kendine mırıldanmaya başlamıştı.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: 19 hours ago ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Juunintoiro | bxbBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin