Ağzımı ayırarak uyandım ve kalktım. Telefondan mesaj ve aramalari es gecerek saate baktım. 08:11. Ya neden. Ben daha uyuyamaz mıydım? Neden?! Nedeeeen?!
Sağımdaki Liam'a bakıp gülümsedim. Telefonun kamerasına açtım ve onu çekmeye başladım. Pozlardan en beğendiğimi seçip duvar kağıdım yaptım.
Sonra sıkıldığımi farkedip onun yüzüyle oynamaya başladım.
İlk önce açık olan ağzını kapattım. Sonra burnunu Sıktım ve küçük bir ısırık bıraktım. Burnunun ucu kizarinca da aynı yere bir öpücük bıraktım. Sonra yanaklarını hafif çekiştirdim ve yanaklarına öpücük bıraktım.
"Ay bu mükemmel varlık benim mi?" Diye fısıldadığımda birden Liam beni altına aldı ve Ellerimi önümde birleştirerek tuttu.
"Hey sen uyanıkmıydın?" Diye Sorumu yönelttim.
"Evet, bu mükemmel varlık senin." Diye fısıldadı. Gülümsedim. Tam Dudağına bir öpücük birakacakken vazgeçtim. Hem ben onu opmustum.O dudagima bir öpücük bıraktığı sırada kapı açıldı.
"Sizi ayırdığım için özür dilerim çifte kumrular ama tadilat için buradayız." Dedi elindeki boya malzemeleri ve tadilat eşyalarını eve koyarken.
"Son do komson?" Dedim guzel kadina bakip dudaklarım Liam'ın dudakları üzerindeyken.
"Tonomoyor moson? Brodon." Dedi Liam dudakları beninkilerin uzerimdeyken.
"Anlamıyorum Liam." Diyip kafamı yavaşça çektim.
"Tanımıyor musun? Breaden." Dedi. O anda aklıma Derek'in hayali sevgilisi geldi.
"Hee. Sen Derek'in sevgilisisin. Yani hayali. Yani gerçek."
"Derek değil baban." Dedi alttan cikip ve tam gözüme ucaktan bir kağıt fırlattı Derek.
"Sen ne yapıyorsun?" Dedim ve hemen çıkardım kağıdı. Liam gözüme uflutordu.
"Siz neden bu kadar yakinsiniz?" Dedi Derek gözlerini buyuturken. Liam'ı üstümden ittim. Umarım canı çok acimamistir. Hemen gözümden çıkan kağıdı açtım ve sol gözümü kapatıp okumaya başladım.
Derek Hale ve Lottie Zazy'den alınan örnekler sonucu Lottie Zazy, Derek Hale'nin kızıdır. (Biliyorsunuz ki Sıktım buraları)
"E sonuçlar pozitif?" Dedim Derek'e bakarken.
"Kızım çıktın bak sen şu ise?"
"Derek ben sana burada kizmaliyim. Sen neden önlemini almiyorsun bakayım?"
"Öyle deme sen olmazdın o zaman." Dedi Liam. Sonradan ne söylediğimiz farkına vardım. Bir de sorunumuzu anladım.
"Ben senin kızın mıyım!?" Diye bağırdım.
"Çilink Çilink. Lottie hanımın jetonu sonunda düştü." Onun alay dolu cümlesini dinlemeden kendi Sorumu sordum.
"Beni neden bıraktın?" Dedim duygu dolu bir sesle. Gözlerim dolmuştu ve bu iğrenç bir şeydi. Başkalarının önünde güçsüz durmak..
Derek ağzını açtı. Kapattı. Sonra tekrar açtı. Tekrar kapattı. Söyleyecek bir bahanesi yoktu.
Gözümden düşen damlayı sildim ve ağaç evden merdivenleri Derek ve Breaden kapladığı için atladım ve koşarak uzaklaşmaya başladım. Ben yalnızdım. Sinirlenince, üzülunce yalnız kalmak isterdim.
"Lottie! Lottie bekle!" Duraksadım ve arkami döndüm. Şu an en çok ihtiyacım olan kişi oradaydı. Koşarak gittim ve Liam'a sarıldım. O da bunu istiyormuş gibi ellerini hemen belime doladı. Bacaklarımı belinde topladım ve başımı boynuna gömdüm.
"Ağla." Dedi ve saçlarımı okşamaya başladı. Bir kez daha Hıçkırdım ve haykırarak ağlamaya başladım.
***
"Liam o yokken ben ne kadar zorluk çektim biliyor musun?" Dedim halen Liam'ın kucağındayken. Liam belime daha sıkı sarıldı ve kendini ağaca daha çok yasladı.
Ellerimden Pencelerimi çıkardım ve ağacın kabuğunu kazimaya başladım.
Liam başını geriye yatırdı ve huhladı.
Pencelerimi geri içeri çektim ve başımı Liam'ın omzuna koydum. Saçlarıma bir öpücük Bıraktı.
"Iyi ki varsın."
"Sen de iyi ki varsın."
"Artık gitmek ister misin?"
"Hayır. Ağaç evime de Derek'in evine de gitmek istemiyorum." Derek benim babam olamazdı!
"Sen git istersen." Diyip omuz silktim. Başıyla onayladı. Ne yani beni bu halde bırakıp gidecek miydi?!
"Ben gidiyorum." Dediğinde bozuntuya vermedim.
"Ama sen de geliyorsun." Dedi ve beni kalcalariimdan tutup havalandırdı. Odun sevgilim.
Tam itiraz edecekken dudağıma koyduğu Öpücükle sustum ve kafamı Liam'ın omzuna koyup beni tasimasina izin verdim.
***
"Merhaba, bayan Dunbar." Dedim ve Şirince sırıttım. Kadına elimi uzattigimda sert bir şekilde sıktı.
"Merhaba." Dedi soğuk bir şekilde. Onun bu tutumunu karşı alt dudağımı ısırdım.
"Anne bu kız arkadaşım Lottie." Dedi Liam.
"Bu mu?" Dedi alaycı bir şekilde.
"Begenemedin mi?" Diye cigiiran iç sesimi susturdum ve sertce yutkundum.
Liam annesine kötü bakışlarını yollamaya başlamıştı bile.
"Ahh. Tatlım. Sen onun kusuruna bakma. Bare Liam'ın üvey babasıyım. Kendisi biraz kıskançtır da." Dedi son cümleyi fısıldayarak. Sevecen adama bakıp elimi uzattım. Sıktı.
"Ben de Lottie." Dedim gülümseyerek.
"Hadi siz Odanıza çıkın." Dedi sevecen adam. Başımızla onayladık. Liam elimi tuttu ve merdivenlerden çıkmaya başladık. Adam karısıyla tartışıyordu.
Neden kıza öyle davrandın?
Çünkü i bizim ailemize yakışmayan bir kız. Liam'ın yanında ne kadar da çirkin kalıyor. Ben Ashley'yi seviyorum. O minicik burnu ve küçük siyah gözleriyle Liam'ın yanına layık bir kız. Ya bu.. Klasik İngiliz kızı. Diyen annesinin sözlerini Duymamış gibi yapmak zorundayım. Liam için.
Elime değen sıvıya döndüm. Liam'ın eline Pencelerimi geçirmiştim!
"Liam iyi misin? Liam çok özür dilerim. Liam."
"Sakin ol yok bir şey."
"Çok özür dilerim Liam isteyerek yapmadım bir anda ne olduysa--" sözümü Liam'ın yumuşak dudakları kesince dudaklarım iki yana kivrildi ve onu ensesinden tutup kendime çektim. Bir süre sonra ayrıldık.
"Özür dilerim."
"Sen neden Özür diliyorsun Liam? Asıl be im Özür dilemem gerek."
"Annemin davranışları."
"Önemli değil." Diye fısıldadım. Elimi tuttu ve birlikte odasına girdik. Halen kadın benim hakkımda çirkin şeyler söylüyordu.
Derin bir iç çektim ve Liam'ın yatağına oturdum.
"Odan güzelmiş."
"Teşekkür ederim. Annem adına tekrar Özür dilerim sevgilim." Dedi ve Yanıma oturdu.
"Aslında biliyor musun? Çok sanslisin Liam. Seni seven bir ailen var. Seni seven insanlar var. Bir odan var. Bir Yatağın var. Düzenli bir hayatın var. Şöyle tablo gözümün önüne gelince tek fazlalık benmişim gibi hissediyorum."
"Shh. Sakın öyle söyleme. Bu tabloda tek eksik olan sensin. Benim sadece sana ihtiyacım var." Dedi ve dudağıma bir öpücük Bıraktı. Ona sımsıkı sarıldım.
"Benim de sadece sana ihtiyacım var Liam. İyi ki varsın."
