"believe."

408 33 19
                                    

"Bunu yapmak istediğine emin misin?" diye sordu Danny,mutfaktaki çekmecelerde bir şeyler ararken.Bense oldukça karasız bir şekilde masadaki toza bakıyordum.

Nasıl bir şeydi acaba?İnsanlara nasıl bir faydası vardı ki binlerce insan buna bağımlı hale geliyordu?

Danny elinde pembe bir pipetle bana doğru yürürken belinden düşen eşofmanı çekti.Darmadağın bir hali vardı,onun hikayesi neydi acaba?Bunu ona sormaya korkuyordum,çünkü sağı solu belli olmuyordu.Beni sinirlendirecek herhangi bir şey söylerse işler iyi yönde gelişmezdi.

"Sana soruyorum," dedi pipetle kolumu dürterken.

Ona baktığımın farkında bile değildim.Usulca başımı salladım.

Hafifçe gülümseyen Danny,koltuktan kullanıldıkça pislikten griye dönmüş halı üstüne poposunun üstünde kayıp bana baktı.

"Buraya gel,"dedi eliyle yanına hafifçe vururken.

Usulca yanına oturdum ve korkak gözlerle ona baktım.Danny pipeti burnuna dayayıp bana baktı.

"Yapacağın tek şey,pipeti burnuna yaklaştırıp masadaki tozu burnundan içeri çekmek.Hızlı çekme ama.Yavaş ol,sonra neler olacağını göreceğiz," dedi Danny,pipeti bana doğru uzatırken.

Korkuyordum.Bunu yapmak istediğimi ben söylemiştim Danny'e,evet.Ama karşımda duran maddeye delicesine bağlanmaktan korkuyordum.

Ölümden değil,ama bu iğrenç şeyin bağımlısı olmaktan çok korkuyordum.Ben bir psikolog olacaktım,uyuşturucu bağımlısı bir kaçık değil.

Danny'nin mavi gözlerine baktım.Gözlerimdeki korkuyu görmüş olacak ki yüzündeki gülümseme yavaşça silindi.Uzattığı pipeti masanın üstüne koydu.

"Belki de bunu yapmasan iyi olacak," dedi arkasına yaslanıp nefesini verirken.Gözlerini ovuşturdu ve esnedi.Yorgun olmalıydı,belki de eve gelip yatmaktı tüm planı.Ama ben çıkagelmiştim,ve onu engellemiştim.Bilemiyordum.

Bildiğim tek şey,insanları kendimden uzak tutmam gerektiğiydi.Bir kişiye daha bağlanmak istemiyordum.Benim acım bana yetiyordu zaten.

Bu yüzden gitmeliydim.

Hızla yerimden kalkıp üstümü düzelttim.Danny meraklı gözleriyle bana bakarken ıslak saçlarımı toplayıp ,soğuktan donmamak için koltuğa öylesine fırlatılmış hırkayı üstüme geçirip Danny'e baktım.

"Tanıştığıma memnun oldum,Danny.Belki bir gün karşılaşırız," dedim,arkamı döndüm ve kapıya doğru ilerlerken sesini duydum.Gülümsediğine emindim.

"Bunu bekliyor olacağım,kaçık."

Amaçsızca yürürken üşüdüğümü hissettim.Ruhum zaten üşüyordu,ama bu fiziksel bir üşümeydi.Eğilip önümdeki su birikintisine baktım.Dudaklarım siyaha çalıyor,burnum kıpkırmızı görünüyordu.

Ayağa kalktım ve etrafıma baktım.Sol tarafımda bir orman vardı.Ben Türkiye'de bu kadar çok ağaç gördüğümü hatırlamıyordum.Burada her yer ormandı.

Türkiye.

En son kaç ay önce gittiğimi unuttuğum canım ülkem.

Dylan'laydık.En son onunla gitmiştim ülkeme.Sonrasında Pat gelip hayatımı mahvetmişti.Her zaman olduğu gibi.

Bunları düşünürken hızlanmış bir şekilde yürüyordum.Birden beynimin ortasında şimşekler çaktı adeta.

Ben ne yapıyordum?

Hayatımı gerçek anlamda rezil eden,gelip en güzel anılarımın tam ortasına sıçan bir insanın en yakın arkadaşına en yakın arkadaşım diyordum.

Darkest Days // Dylan o'Brien #2Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin