"İşte geldik," dedi Austin ve el frenini çekip arabayı kapattı.Elini omzuma koydu ve beni uyandırmaya çalıştı,uyumuyor olduğumu bilmiyordu tabii.
"Uyanığım.İyiyim,merak etme," dedim.Austin imalı bir şekilde bana baktı.
"Yalan söylemiyorum,iyiyim ben," dediğimde sesimin titremiş olmasından bu cümlenin yalan olduğu açıkça belli oluyordu.Duygularımı kontrol etmeyi öğrenmeliydim.
Austin omzumdaki elini çekmemişti,omzumu okşayarak bana bakarken,
"Keşke iyi olsan,Jas." Dedi.
Dikiz aynasından Hayley'e baktı ve, "Hey,Hayley!Geldik!" diye seslendi Hayley'e.Kulağındaki kulaklığı çıkartmadığı için anlaması biraz zaman almıştı.
Sonunda anladığında kulaklığını çıkarttı ve arabanın camından dışarı baktı.Bulunduğumuz yer ona saçma gelmiş olmalıydı.
"Şaka yapıyorsun,öyle değil mi?Burada kurda kuşa yem oluruz!"
Austin dikiz aynasından imalı bir şekilde Hayley'e baktı.
"Teknik olarak sen de...tehlikelisin.Doğru,t-tamam," dedi.Austin'in tehlikeli olmadığını hala anlamamıtı,ama ona bunu açıklayacak ne halim vardı ne de vaktim.Hayley arabadan inip camımı tıklattı.Ben kapıyı açmadan öylece ona baktığımda gözlerini devirdi ve kapımı açıp,
"İçimde güzel bir his var,melek kız.Sen bir meleksin,unutma.Umutlu olmalısın," dedi.
Başımı salladım.Bu tarz konuşmalar beni yormuştu artık.Kimseye ihtiyacım yoktu,tek bir kişi dışında.
Dylan.
"Hadi.Gidelim." dedi Hayley heyecanla,arabanın yanından çoktan uzaklaşmıştı bile.
Arabanın kapısını açtığımda yüzüme çarpan dağ havasıyla sarsıldım.Mutlu olmam gerekirdi.En azından o hayatta olacaktı.Ama korkum mutluluğuma büyük bir gölge düşürüyordu.
Ya beni hatırlamazsa?
Ya bir başkasını bulur da onunla çok daha mutlu olursa?
Başımı iki yana sallayarak kötü düşüncelerimi savuşturdum.Herşey iyi olacaktı.
Olmak zorundaydı.
Kapıyı kapatıp Hayley ve Austin'in yanına ilerledim.
"Bu yolun sonunda bir mağara var.Kapısını büyük bir taşla kapatmıştık..."Gözleri bir noktada sabit kaldığında anladım.Ona Ben yardım etmişti.Boğazını temizledi ve devam etti."Bedeni oldukça uzun süredir görmeye gelmiyorum,ama güvende olduğuna eminim.İçeri kimsenin girmediğine de eminim.Rahat olun."
İlerledikçe kararan yola baktım ve kendimi rahatsız hissettim.Yol arabanın giremeyeceği kadar bozuk ve dardı.Bu yüzden birkaç yüz metreyi yürümek zorunda kalacaktık.
Austin olabilecek tehlikelere karşı önümüzden yürümeye karar vermişti,hemen arkasında ben ve benim arkamda da Hayley.Hava daha yeni kararmıştı,bu da demek oluyordu ki gece yeni başlıyordu.Önümdeki bozuk,karanlık ve korkunç yola baktım.
"Hiç güvenli bir yere benzemiyor," dedim Austin'e."Işığa ihtiyacımız var."
Hayley'e döndüm ve sordum.
"Fenerin var mı?"
Hayley cebinden telefon çıkardı ve fenerini açtı.
"Sadece bu var,"dedi ve Austin'e uzattı.
Austin telefonu yola tuttuğunda en ufak bir değişim olmamıştı.Yüzünü buruşturdu ve telefonu Hayley'e uzattı.
"İşe yarayacağını sanmıyorum."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Darkest Days // Dylan o'Brien #2
Fantasy[City Of Vultures adlı kitabımın ikincisidir.Bunu okumadan önce onu okumanızı tavsiye ederim.]