4.Bölüm

333K 13.7K 504
                                        

4.Bölüm

Kahveler içildikten sonra kalktılar. Annem yeni taşındıkları için yarın akşam da yemeğe davet etti onları. Off! Bir gün daha katlanacağım Bay Çok Bilmiş'e.
Onlar gittikten sonra annem "Alina siz de Ezra'yla iyi anlaştınız sanırım."
"Öyle iyi anlaştık ki anne biraz daha kalsalardı sarılacaktım. Ama boğazına."
Babam güldü. "Hadi hadi ilk geldiklerinde yiyecektin neredeyse çocuğu."
"Ya baba! O konuşmadan önceydi bi kere. O kadar bilmiş ki... Bi insan İzmir Fen Lisesini bırakıp niye gelir?"
Annem : Kızım, Hayme Hanım hastaymış. Kadın ben eski toprağım bana bir şey olmaz diyor ama doktorlar 3 ay ömür biçmişler. En azından son günlerini torunlarıyla geçirsin diye düşünmüşler. O yüzden Ezra o okulu bırakıp da buraya gelmiş. Sırf anneannesinin son günlerinde yanında olsun diye."
Resmen gözlerim dolmuştu. Anneme sarıldım. Babaannemi birkaç yıl önce kaybettiğimizden nasıl bir acı olduğunu az çok biliyorum.
Babam : Sizin okula gelecekmiş sanırım.
"Hıı evet. Banane ya! Bizim sınıfa gelse bile umrumda değil ki"
Babam : Umrunda olmaması çok iyi çünkü her sabah o da bizimle gelecek.
"Yaa niye?!"
"Niyesi var mı kızım? Sonuçta aynı yere gideceğiz. Bırakacağız işte onu da. Hem benim bi işim falan çıkarsa onlar da seni bırakır. Çift taraflı düşün biraz. "
Çift taraflı düşünmüş! Off ya! Her sabah çekeceğim demek ki. Bi bu eksikti.
Annem : Hadi bakalım Alina. Sen yavaş yavaş hazırlan da yat. Sonra sabah kalkamıyorsun.
Ben mi kalkamıyorum?!
"Tamam."
Annemle tartışmak istemediğimden odama çıktım.
Sabah her zamanki rutinden sonra okula vardım. Ezra'nın hangi sınıfta olacağını merak ediyordum. Öğrenmeliyim ama nasıl. İlk ders edebiyattı. Edebiyat hocamız aynı zamanda sınıf hocamız olduğundan ona sormak iyi olur diye düşündüm.
"Hocam! Sanırım bizim okula yeni bir öğrenci gelecekmiş. Sizin haberiniz var mı hangi sınıfa gelecek?"
Ben böyle söyleyince sınıfta bir uğultu oluştu.
Helin "Nerden öğrendin Alina?"
Yan komşumuz diyebilirdim ama niyeyse o an "Babam babasını tanıyormuş da" gibi bir şey çıktı ağzımdan. Yalan değildi. Ama niye böyle söylemiştim şimdi?!
Hoca : Benim haberim yok ama Halil Hoca'ya bir sorayım.
Halil Hoca müdür yardımcımız oluyor. Hoca telefonla konuşurken bütün sınıf bana dönmüş, ayrıntı bekliyordu.
"Ya bizimle yaşıtmış işte. İzmir Fen'den geliyormuş."
Sınıfta bir "Oha!" sesi yankılandı.
Tunç : İzmir Fen'i bırakıp niye buraya geliyormuş ki? Gerizekalı mıymış?
"Tam bilmiyorum ama aileviymiş sanırım."
Şimdi bütün sınıfa Ezra'nın anneannesini anlatamam ya.
Berke : Kız mı peki?
Çapkın çocuk kızsa hemen ayarlayacak tabi.
"Yok erkek"
Sınıfımızın kokoşu Hande hemen lafa atladı "Ayy yakışıklı mı peki?"
"Ne biliyim ya? Çocuğu görmedim ki"
Evet resmen yalan söyledim. Ama ne yapabilirim. "Çocuk çok yakışıklı ama biraz bilmiş, biraz da kendini beğenmiş. Tabi bu tavırları onu çekici kılıyor." diyecek halim yok.
Helin "Bizim sınıfa gelirse hepimizi geçer o" dedi biraz da Furkan'a bakarak. Furkan sınıfımızın ineği oluyor da. Yüzündeki hayal kırıklığı açıkça okunuyordu.
Yusuf Hoca nihayet konuşmasını bitirip bize döndü :
"Vay be Elif. Sen ajanlık yap en iyisi"
Ben güldüm.
Hocalarımın Elif diye hitap ettiğini söylemiştim. Ailem ve yakın arkadaşlarım Alina diyor.
Yusuf Hoca : Halil Bey'e sordum. Daha kayda bile gelmediler. Sadece evraklar ulaştı elimize dedi. Madem bu kadar merak ettiler C'ye kaydederiz o zaman dedi.
Sonra Yusuf Hoca güldü.
Benimse suratım asılmıştı. Ezra bizim sınıfa gelecek. Hem de sanırım benim yüzümden.
Yusuf Hoca : İzmir Fen Lisesinden geleceği doğruymuş. Nedeninin kesinlikle sorulmaması isteniyor. O yüzden bu konuyu kurcalamayacaksınız.
"Tamam hocam!"
Yusuf Hoca : Son olarak adı Ezra'ymış. Ezra'nın anlamını bilen var mı?
Ben elimi kaldırdım ve "Sözü düzgün adam, demek hocam" dedim.
Millet "Vaayyy!" tarzı sesler çıkardı. Dün Ezra'ya hava atamamıştım ama bugün sınıfı bilgilendiriyorum.
Teneffüste Helin'le bahçeye çıktık. Tam okul bahçesinde yürürken bizim bahçeye siyah bir arabanın girdiğini gördüm. Bu Ali Amca'nın arabasıydı. Muhtemelen Ezra'yı kayda getirdi.
Helin'i dürtüp arabayı gösterdim. Tam Ali Amca'ya merhaba demek için arabaya doğru gidiyordum ki ön kapıdan Ezra iniverdi. Ben tabi arabanın yanında öylece kaldım.
Ezra beni fark etti. Ve gülümsedi. Tabi onun gülümsediğini Helin de görüp bana "Ne iş?" der gibi baktı.
Ben mecburen Ali Amca'nın yanına gittim.
Ali Amca : Alina, merhaba kızım.
"Merhaba Ali Amca kayda mı geldiniz?"
Ezra : Ne akıllı komşularımız var baba.
Pis gıcık!
Ali Amca : Sen ona bakma kızım. Bize müdür odasını gösterebilir misin?
"Tabi"
Onları bir üst kata çıkardım.
"Kayıt işlemlerine müdür yardımcımız bakıyor istersen oraya gidelim. "
"Olur."
Onları Halil Hoca'nın odasına götürdüm.
"Hocam, kayıt için gelmişler de..."
Halil Hoca : Oo buyrun buyrun. Elif, Mehmet Bey'e haber verir misin kızım?
"Tabi hocam"
Mehmet Hoca okul müdürümüz.
"Mehmet Hocam kayıt için yeni öğrenci gelmiş de Halil Hoca sizi çağırıyor. "
Mehmet Hoca : İzmir'den olan mı?
"Evet hocam"
Mehmet Hoca çekmecesinden birkaç kağıt çıkarıp bana uzattı. "Bunların 1'er tane fotokopisini çektir. Halil Hoca'nın odasına getir kızım."
Off! Bi yardım edelim dedik hizmetçi yaptılar iyice. Bu okulun nöbetçisi yok mu ya?!
Mecburen kağıtları alıp fotokopi çektirdim. Tam Halil Hoca'nın odasına gitmiştim ki zil çaldı. Kağıtları Mehmet Hoca'ya uzatıp "Hocam ben derse gideyim." dedim.
Halil Hoca : Dersiniz ne?
"Edebiyat."
"Sen Ezra'yı da al. Hem sınıfını görmüş olur. Biz de babasıyla bi konuşuruz."
Ezra : Peki hocam.
Off! Şimdi Ezra'yla birlikte derse gireceğim bi de. Neyse bana da hazırlık olur.
-

Okuyan herkese teşekkürler :))

Yeni ÇocukBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin