45.Bölüm
Pazartesi alarmın sinir bozucu sesiyle uyandığımda alarmı aceleyle kapatıp gözlerimi yumdum.
Kalkmak istemiyorum.
Biraz sonra annem odama girdi ve perdelerimi tek tek açarak güneş ışınlarına yol gösterdi.
Onlar da hedefi hiç şaşırmadan bulup direkt gözlerimin içine girdiler.
Yorganı hızla kafama çektim.
Ama annem olduğunu tahmin ettiğim bir güç yorganı başımdan alarak üstümü tamamen açtı.
"Ya çok soğuk. Ver yorganımı!"
"Alina! Çabuk kalkıyorsun kızım."
"Ya anne beş dakika daha."
"Alina! Kime diyorum ben? Hadi çabuk kalk. Bak daha hazırlanacaksın, kahvaltı yapacaksın. Hem Ezra'yı da bekletmek istemezsin di mi kızım? Arkadaşın da sizle geliyor ne de olsa."
Ezra!
Okula gitmek için güzel bir sebep.
"Tamam ya. Kalkıyorum uf!"
Gözlerimi zorlukla açınca karşılaştığım şey annemin zafer gülümsemesiydi.
Nihayet hazırlanıp dışarı çıktığımda beni bir sürpriz bekliyordu.
Afra sabahın köründe uyanmış, hazırlanmış Ezra'yı yolcu ediyordu.
Bu kız hiç pes etmeyecek mi?
"Günaydın!"
Beni görünce ikisi de gülümsedi. Ama Afra'nın tavırları yapmacık geliyordu artık bana.
Ezra nihayet yanıma geldi. Arabaya bindik ve okula doğru yol aldık.
Okul kapısında Helin tarafından karşılandık ve sınıfa doğru yol aldık.
İlk ders hoca bizi serbest bıraktığı için kendi kendimize soru çözüyorduk. Bu arada hâlâ Helin'in yanında oturuyorum. Ama arada bir Ezra'nın yanında da oturacağım. Öyle anlaştık.
Tam ben ygs matematiğin derinlerine inmişken kolumun dürtülmesiyle kendime geldim.
Helin başıyla arkayı işaret edip kaşlarını çattı.
Ezra bir şey mi yaptı acaba diye döndüğümde Hande'yle karşılaştım. Güya Ezra'ya soru soruyordu. Ama ne sormak...
Ezra'nın önünde kitap, kafasını önüne eğmiş soruyu çözüyor. Hande ise bir eline kalem almış onu döndürüyor. Bu arada Ezra'nın resmen dibinde. O kadar sokulmuş ki Ezra sağ kolunu kaldırırsa resmen Helin'in göğsüne çarpacak.
Bu kadar olur yani!
Pis yılan!
Resmen dibine girmiş ya!
Hayır Ezra'ya da kızamıyorum. Çocuk kafasını bile kaldırmadı çünkü. Ters bir hareket yaparsa zaten ikisinin de saçına yapışacağım.
Kendimi daha fazla tutamayıp yalandan öksürdüm.
Hande kafasını kaldırdı.
"Aa Alinacım. Hayırdır?"
"Canım benim de sorun vardı da Ezra'ya..."
Tatlı(!) bir şekilde gülümsedi.
"Ayy! Tüh! Sen en iyisi Furkan'a sor ya."
Ve Alina'nın gözlerinden ateşler çıkıp Hande'yi küle çevirdi.
"Yok ben beklerim. Senin sorun birazdan biter herhalde."
"Sen bilirsin canım ama bu sorudan sonra birkaç tane daha var."
Uff!
Kız resmen biriktirmiş de gelmiş.
Ama belli niyeti haspamın. Ezra'nın yanında ne kadar çok durursa o kadar iyi onun için tabi.
Ay bi de daha yer varmış gibi sokuldukça sokuluyor.
Tutmayın beni!
Helin'e döndüm.
Olaya müdahale etmesi gerektiğini anlamış olacak ki ayaklandı.
"Hangi yayın o Hande? Aa bende de var o kitap. Ben çözmüştüm o soruları."
Ardından kızı resmen kolundan tutup sıradan çekti.
"Sen gel ben sana anlatayım onları. Alina sen kalkar mısın canım Hande gelecek ben soru anlatacağım ona."
"Hmm tamam canım ben de Ezra'ya sorumu sorayım o zaman."
"Evet evet. Sonra bana da anlatırsın ben de çözememiştim ya onu."
"Tabi canım."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yeni Çocuk
Novela JuvenilHayatı sırandandı. Ta ki yan eve birileri taşınana kadar...
