47.Bölüm
Ezra ve Ufuk'un yaralarını temizledikten sonra Helin'le birlikte bize geçtik. Annemler evde değildi. Odamda bir not buldum.
'Kızım derstesin diye arayamadık. Katre Teyzenlerle birlikte kaplıcalara gidiyoruz. Yarın akşam döneriz. Kapıyı kilitle. Korkarsan dedenlere git.'
Notu okuduktan sonra Helin'e uzattım. O da okudu ve gülmeye başladı.
"Sizinkilere emeklilik yaradı herhalde. Seni evde bırakıp eğlenmeye gidiyorlar baksana."
"Gülme Helin! Şunlara bak ya!"
"Canım olsun. Sanki sen çok istiyordun kaplıcalara gitmek."
"Gitmezdim doğru. Ama olsun sonuçta beni evde bıraktı hainler."
Helin gülmeye devam etti.
Ezra'ya mesaj attım ben de 'Sizinkiler de mi kaplıcada?'
Cevap çok geçmeden geldi.
'Evet. Sizinkilerin de gittiğini bilmiyordum. Kız kıza evde korkarsınız siz şimdi. Beş dakikaya sizdeyiz.'
Fırsatçı.
"Ezralar geliyormuş beş dakikaya."
"Lar?"
"Ezra ve Ufuk işte."
Helin gözlerini devirdi.
Tam o sırada telefonum çaldı. Efe arıyordu. Doğru ya o bugün öğle yemeğine gidecekti.
"Efe"
"Hmm. Neyse sen konuş ben alt kattayım." diyerek odamdan çıktı Helin. Suratının asık olduğunu söylememe gerek yok sanırım.
"Alo! Efendim Efe?"
"Cadım, nasılsın?"
"Ben iyiyim de sen daha da iyisin gibi. Sesin mutlu geliyor."
"Evet evet. Çok iyi geçti yemek."
"Aa ne güzel. Hemen anlat."
"Ya aslında yüz yüze konuşalım. Müsait misin sen? Size gelsem?"
"Ezra kıskançlık yapıyor biliyorsun. Zaten o ve Ufuk da gelecek birazdan rahat konuşamayız. Hepsini geçtim Helin bizde."
"Helin mi? Hmm. Ufuk kim?"
"Ezra'nın bir arkadaşı"
"Senin neyin oluyor peki?"
"Eltim! Ne diyorsun Efe ya? Benim de arkadaşım sayılır sonuçta."
"İyi."
"Hayırdır? Bi kıskandın mı sen?"
"Ne kıskanacağım ya Helin'le biz ayrıldık sonuçta. İsterse gitsin çıksın çocukla."
Pardon da ben Helin demedim.
"Helin'i kıskandın yani?"
"Kıskanmadım diyorum ya Alina. Kaç kere soracaksın?"
"Ben ilkinde beni mi kıskandın diye takılmıştım sana ama senin yaran derin çıktı Efe."
"Of! Dalga geçme benle Alina. Hem biliyor musun bugün tanıştığım ortağın benimle yaşıt bir kızı da vardı. Kız gayet güzel. Üstelik komik de..."
"Hayırlı işler paşam"
"Dalga geçme Alina! Belki de önüme bakma zamanım gelmiştir."
"Efe sen ciddisin!"
Ben dalga geçiyor sanmıştım.
"Kızın adı Buse. Tatlı bir kız. Babamlar biraz da bunun için ayarlamış bu yemeği. Yani tanışalım diye işte."
Ve o anda benim jeton düştü. Helin'in bahsettiği beşik kertmesi geldi aklıma. Yani daha küçükken evlenmesine karar verilen Efe ve ismini bilmediğim kız... Demek ki kız Buse'ydi.
Tam o sırada kapı çaldı.
Helin : Ben bakıyorum Alina!
Efe : Alina? Orada mısın?
"Buradayım. Kapı çaldı da. Helin açıyor."
"Tamam canım. Hadi sen git bekletme sevgilini yarın ayrıntılı konuşuruz."
"Tamam. Görüşürüz."
"Görüşürüz."
Telefonu kapatınca bir süre şokta kaldım. Sonuçta Efe kızdan hoşlanmıştı. Tamam Helin'i unutamadı ama... Uff! Efe babasının Helin'le ayrılmasını Buse yüzünden istediğini duysa ne yapar acaba? Kesin kıyamet kopar evde. Zaten sinirler gergin.
"Alina?"
Ezra aşağıdan seslenince mecburen indim yanlarına.
"Hoşgeldiniz. Görüşmeyeli nasılsınız?"
